Syedra Sağlık Dergisi Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 15 / 15
  • Öğe
    Kırılganlık Kırığı Olan Ortogeriatri Hastalarında Malnütrisyon ve Hemşirelik Bakımı
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2025) Yılmaz, Esra Cemile; Kural, Şerife Kurşun; Ünlü, Hayriye
    Dünya genelinde yaşlı nüfusun hızla artmasıyla birlikte geriatrik bireylerin sağlık bakım ihtiyaçları çeşitlenmiş ve giderek daha karmaşık bir hal almıştır. Bu doğrultuda ortogeriatri, yaşlı bireylerde görülen kas iskelet sistemi hastalıklarının multidisipliner bir yaklaşımla yönetildiği özel bir alan olarak öne çıkmaktadır. Özellikle kırılganlık kırıkları, yaşlı bireylerde en sık karşılaşılan ve ciddi sonuçlara yol açan sağlık sorunlarından biridir. Kırılganlık kırıkları, genellikle düşük enerjili travmalar sonucu meydana gelir ve çoğunlukla osteoporoz gibi altta yatan kemik zayıflığı ile ilişkilidir. Ancak bu kırıkların ortaya çıkmasında yalnızca kemik sağlığı değil, yaşlı bireylerin genel kırılganlık durumu ve beslenme yetersizlikleri de önemli rol oynamaktadır. Malnütrisyon, kırılgan yaşlı bireylerde sık görülen ve değiştirilebilir bir risk faktörü olup; kas gücünde azalma, yara iyileşmesinde gecikme, kırılganlık kırıkları ve komplikasyon riskinde artış gibi olumsuz sonuçlara yol açabilmektedir. Bu noktada hemşireler, bireyin bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesinde, kırılganlık ile malnütrisyonun erken dönemde tanılanmasında ve bireye özgü bakım planlarının oluşturulmasında kilit bir rol üstlenmektedir. Bu kapsamda, hemşirelerin multidisipliner ekiplerle iş birliği içinde çalışması, kanıta dayalı bakım uygulamaları geliştirmesi ve kırılgan yaşlı bireylerin yaşam kalitesini artırmaya yönelik önlemleri zamanında alması beklenmektedir. Bu derleme, ortogeriatri kapsamında kırılganlık kırıkları ve malnütrisyonun önemini ortaya koymayı, malnütrisyonun yönetiminde hemşirelerin rolünü açıklamayı ve ilgili literatüre katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
  • Öğe
    The Prevalence of Joint Hypermobility in Physiotherapy and Rehabilitation Students and Comparison of Differences in Upper Extremity Joint Position Sense
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2024) Yaman, Özlem Nur Tok; Ünal, Ayşe; Aracı, Ayça
    Purpose: The aim of this study was to determine the prevalence of hypermobility among physiotherapy and rehabilitation students and to investigate whether there was a difference in upper extremity joint position sense between individuals with and without hypermobility. Methods: A total of 111 students from the physiotherapy and rehabilitation department who met the inclusion and exclusion criteria participated in the study. Hypermobility was assessed using the Beighton Score. Joint position sense evaluations were performed on the shoulder, elbow, and wrist joints. Results: Hypermobility was detected in 41.4% of the participants. No significant difference was found in joint position sense of the shoulder, elbow, and wrist joints between individuals with and without hypermobility (p>0.05). Conclusion: The findings indicated that hypermobility did not affect proprioceptive perception in the shoulder, elbow, and wrist joints. This result suggested that hypermobility does not have a significant impact on these specific joint regions.
  • Öğe
    The Impact Of Education Method On The Future Expectations, Anxiety, And Hopelessness Levels Of Health Sciences Faculty Students During The COVID-19 Pandemic
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2024) Yurttaş, Ayşe Nihal; Aracı, Ayça; Sert, Özlem Akkoyun; Ünal, Ayşe
    Purpose: This study aims to examine and compare the impact of completing the first year of undergraduate education online versus face-to-face during the COVID-19 pandemic on the future expectations, anxiety, and hopelessness levels of students in applied programs.Methods: Data were collected online via Google Forms using a personal information form, the State-Trait Anxiety Inventory, the Beck Hopelessness Scale, and the Positive Future Expectation Scale. Results: The sample consisted of 98 physiotherapy students, 78 nursing students, and 12 nutrition and dietetics students. No statistically significant differences were found in state and trait anxiety, hopelessness, or positive future expectations between students who completed their first year online and those who completed it face-to-face (p > 0.05). When comparing departments regardless of the mode of education, only nursing students had significantly lower positive future expectation scores compared to other departments. Within-department comparisons based on the mode of education revealed a statistically significant difference only in the trait anxiety scores of nutrition and dietetics students (p < 0.05), with face-to-face students scoring higher than their online counterparts. Conclusion: Online education, as an alternative model, does not appear to have a negative impact on the future expectations, anxiety, or hopelessness levels of students in applied health sciences undergraduate programs. It is suggested that new education models suitable for the digital era may be beneficial in addressing future educational challenges.
  • Öğe
    Kozmetik Jinekoloji Cerrahisine Olan İlginin Artışında Sosyal Medyanın Rolü
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2025) Uyanık, Abdurrahim; Turgut, Aykut; Sarı, Tuğba
    Bu derleme, sosyal medyanın bireysel karar alma süreçleri üzerindeki etkisini, özellikle de kozmetik jinekolojiye artan ilgiyi incelemektedir. Sosyal medya, bilgiye erişimi kolaylaştırarak, deneyim paylaşımını mümkün kılarak ve sosyal etkileşimi teşvik ederek tüketici davranışlarını, sağlıkla ilgili seçimleri ve estetik tercihleri şekillendirmede önemli bir rol oynamaktadır. İdealize edilmiş beden imajlarının yaygınlaşması, kadınların beden algısını önemli ölçüde etkilemekte ve genital estetik prosedürlerine olan talebin artmasına katkıda bulunmaktadır. Kozmetik jinekolojik müdahalelerin kadınların beden imajını, öz saygısını, cinsel tatminini ve genel psikolojik refahını bazen olumlu yönde etkilediği, ancak bunun tartışmalara yol açtığı gösterilmiştir. Sosyal medya aracılığıyla teşvik edilen estetik normlar, kişisel tercihleri sosyal olarak yapılandırılmış ideallere kaydırabilir ve böylece etik endişeleri artırabilir. Sosyal medyanın etkisi özellikle ergenler ve genç kadınlar arasında belirgindir ve etik değerlendirme, bilgilendirilmiş onam ve psikolojik desteğe olan kritik ihtiyacı vurgulamaktadır. Bu bağlamda, inceleme, dijital içerikle eleştirel etkileşimi teşvik etmeyi amaçlayan medya okuryazarlığı programlarının gerekliliğini vurgulamakta, sağlık çalışanlarını kanıta dayalı ve etik açıdan sorumlu içerik üretmeye teşvik etmekte ve savunmasız gruplar için koruyucu yasal çerçevelerin savunuculuğunu yapmaktadır. Sonuç olarak, kozmetik jinekoloji, kişisel özerkliğin, toplumsal beklentilerin ve dijital kültürün kesiştiği karmaşık bir psikososyal ve etik alan olarak ortaya çıkmaktadır.
  • Öğe
    Pandemi Sürecinde Hemşirelerin Standart ve İzolasyon Önlemlerine Uyum Düzeyleri ve Etkileyen Faktörler
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2025) Kural, Şerife Kurşun; Taşkın, Meral
    Amaç: Çalışma, pandemi sürecinde hemşirelerin standart önlemler ve izolasyon önlemlerine uyum düzeylerini ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapıldı. Yöntem: Tanımlayıcı türdeki çalışma, Konya il merkezinde bir hastanede çalışan 382 hemşire ile Temmuz-Ağustos 2021 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Veriler, “Tanıtıcı Bilgi Formu”, “Standart Önlemlere Uyum Ölçeği (SÖUÖ)” ve “İzolasyon Önlemlerine Uyum Ölçeği (İÖUÖ)” kullanılarak toplandı. Sayı, yüzde, ortalama ve standart sapma ile özetlenen verilerin analizinde bağımsız gruplarda t test, ANOVA testi ve pearson korelasyon katsayısı kullanıldı. Sonuçlar: Katılımcıların standart önlemlere uyum puanını 13,14±3,59 ve orta düzeydedir. 20-29 yaş arasındaki hemşireleri, erkek hemşirelerin, bir yıldan daha az çalışanların, dahili kliniklerde çalışanların, Pandemi başlangıcında izolasyon önlemlerine ilişkin bilginin yeterli bulmayanların standart önlemlere uyumlarının daha düşük olduğu saptandı (p
  • Öğe
    THE USE OF AUTOLOGOUS BLOOD PRODUCTS IN TEMPOROMANDIBULAR JOINT DISORDERS
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2025) Ceylan, Zehra Başak
    Temporomandibular joint (TMJ) disorders are a multifactorial group of conditions that adversely affect essential functions such as chewing, speaking, and swallowing, thereby negatively impacting quality of life. Conventional treatment methods are limited and mainly provide symptomatic relief. Consequently, interest in biological agents, such as autologous blood products, has increased in recent years. This review examines the effectiveness of autologous blood products, including platelet-rich plasma (PRP), platelet-rich fibrin (PRF), and injectable PRF (I-PRF), in the treatment of TMJ disorders. Clinical studies have shown that the use of autologous blood products in the TMJ plays an effective role in reducing inflammation, improving jaw function, and controlling pain. It has been demonstrated that autologous blood products are effective as an alternative therapeutic option, both when used alone and in combination with procedures such as arthrocentesis.
  • Öğe
    REKONSTRÜKSİYON YAPILAN MEME KANSERİ HASTALARINDA HEMŞİRE LİDERLİĞİNDE KOÇLUK PROGRAMININ ÖZ BAKIM GÜCÜ VE YAŞAM KALİTESİNE ETKİSİ : RANDOMİZE KONTROLLÜ BİR ÇALIŞMANIN PROTOKOLÜ
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2025) Emre, Nihal Yıldız; Güler, Sevil
    Amaç: Bu makalenin amacı meme kanseri nedeniyle meme rekonstrüksiyonu geçiren hastalara yapılan hemşire liderliğinde koçluk programının hastaların öz bakım gücü ve yaşam kalitesine etkisini inceleyen randomize kontrollü bir araştırmanın protokolünü sunmaktır. Yöntem: Araştırmanın Şubat 2025 – Aralık 2025 tarihleri arasında Gazi Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi ve Ankara Etlik Şehir Hastanesi’nin Plastik ve Rekontrüktif Cerrahi Klinikleri’nde meme rekonstrüksiyonu ameliyatı geçiren 60 hasta (30 kontrol-30 deney) ile randomize kontrollü klinik araştırma olarak yürütülmesi planlanmaktadır. Araştırmada verilerin toplanmasında Tanıtıcı Bilgiler Formu, Öz Bakım Gücü Ölçeği ve EORTC QLQ-C30 ve QLQ-BR42 Yaşam Kalitesi Ölçekleri kullanılacaktır. Sonuçlar: Bu makale, randomize kontrollü deneysel çalışma için bir araştırma protokolüdür. Çalışma verileri toplanıp analiz edildikten sonra bulgular açıklanacaktır. Tartışma: Meme kanseri nedeniyle meme rekonstrüksiyonu geçiren hastalara yapılan hemşire liderliğinde koçluk programının hastaların öz bakım gücünü ve yaşam kalitesini artıracağı düşünülmekte ve değerlendirilmektedir.
  • Öğe
    Tip 2 Diyabetli Bireylerde Diyetle Omega-3 Alımının Metabolik Risk Parametreleriyle İlişkisi
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2025) Gerboğa, Rümeysa; Çoban, Ezgi; Selçuk, Kevser Tarı; Yılmaz, Hande Öngün; Arslan, Sedat
    Amaç: Bu çalışma, Tip 2 diyabetli bireylerde diyetle omega-3 alımının metabolik risk parametreleriyle ilişkisinin araştırılması amacıyla yürütülmüştür. Yöntem: Kesitsel tipteki araştırma, beslenme ve diyet polikliniğine başvuran Tip 2 diyabet (Tip 2 DM) tanılı 76 birey ile gerçekleştirilmiştir. Veriler Tanıtıcı Bilgi Formu ve Omega-3 İçeren Besinlerin Tüketim Sıklığı Formu ile toplanmıştır. Bireylerin antropometrik ölçümleri araştırmacılar tarafından alınmış, biyokimyasal ölçümleri hasta dosyalarından kaydedilmiştir. Veri analizinde Mann Whitney U testi ve Spearman korelasyon analizi kullanılmıştır. Sonuçlar: Kadınlarda günlük omega-3 tüketim miktarı ortalama 2,17±0,99 g iken; erkeklerde 2,28±1,43g’dır. Omega-3, Eikosapentaenoik Asit (EPA) tüketim miktarı metabolik risk parametreleriyle ilişkili değildir (p>0.05). Bireylerin Dokosaheksaenoik Asit (DHA) tüketim miktarı ile High Density Lipoprotein (HDL) kolesterol değerleri arasında istatiksel olarak anlamlı negatif yönde zayıf ilişki saptanırken (r=-0,245, p<0,05), DHA tüketim miktarı ile diğer metabolik risk parametreleri arasında ilişki saptanamamıştır (p>0,05). Tartışma: Bu çalışmada Omega-3, eikosapentaenoik asit (EPA) tüketim miktarının metabolik risk parametreleriyle ilişkili olmadığı, DHA tüketim miktarı arttıkça metabolik risk paramaterlerinden HDL kolesterolun azaldığı ve DHA tüketim miktarının diğer metabolik risk parametreleriyle ilişkili olmadığı saptanmıştır.
  • Öğe
    Çoklu Fasyatomi ve Kalça Dezartikülasyonu Yapılan Bir Hastanın Gordon’nun Fonksiyonel Sağlık Örüntüleri Modeline Göre Hemşirelik Bakımı: Olgu Sunumu
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2024) Özer, İpek
    Ülkemizdeki büyük depremlerde hastaneye nakli gerçekleştirilen hastaların %57’sinde ezilme sendromunun geliştiği belirtilmektedir. Ezilme yaralanmalarında kompartman basıncının artması mikrovasküler dolaşımı bozup, iskemi ve kas nekrozu ile sonuçlanan kısır döngüye neden olan bir durumdur. Tedavide acil fasyatomi ile doku perfüzyonunun sağlanması, kas ve periferik sinir hasarının önlenmesi ve fonksiyonun korunması amaçlanmaktadır. Bu olgu sunumunda ezilme sendromu nedeniyle kompartman sendromu gelişen ve çoklu fasyatomi ve kalça dezartikülasyonu yapılan bir hastanın Gordon’un FSÖ Modeli’ne göre değerlendirilmesi ve değerlendirme sonucu ele alınan hemşirelik tanılarının sistematik ve bütüncül bir şekilde sunumu amaçlandı. Olgu, Ortopedi ve Travmatoloji servisinde 135 gün izlenmiş, FSÖ modeli kullanılarak verileri toplandı. 11 fonksiyonel alana özgü veriler değerlendirilerek hemşirelik tanıları belirlendi, belirlenen hemşirelik girişimleri uygulanarak sonuçları değerlendirildi. Hastada tanılama sonrası enfeksiyon, akut ağrı, sıvı-elektrolit dengesizliği, etkisiz periferal doku perfüzyonu, bireysel baş etmede yetersizlik, anksiyete, beden imajında bozulma, konstipasyon, fiziksel mobilitede bozulma, öz bakım eksikliği sendromu, deri bütünlüğünde bozulma, şok riski, düşme riski ve kanama riski hemşirelik tanılarına yönelik hemşirelik bakımı uygulandı. Sonuç olarak; verilerin sistematik değerlendirildiği, olgunun bütüncül ele alındığı Gordon’un FSÖ Modeli kullanılmasının yararlı olduğu saptandı.
  • Öğe
    SIMILARITY OF VISUAL COLOR SELECTION AND SPECTROPHOTOMETER VALUES: A CLINICAL STUDY
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2025) Yeşil, Zeynep; Kalafat, Çağla Nur
    Purpose: The aim of this study was to evaluate the similarity of participants' and clinician's shade choices based on two different shade guides with shade matches determined by the VITA Easyshade Advance intraoral spectrophotometer. Methods: Visual color selection was performed by participants and the same clinician using 2 different color guides (VITAPAN Classical A1-D4 and VITA Toothguide 3D-MASTER with 29 tab; VITA Zahnfabrik). A spectrophotometer (VITA Easyshade Advance 4.0; VITA Zahnfabrik) was used for shade matching. Shade matching was performed on the middle third of the maxillary right and left central incisor, lateral incisor and canine teeth of 100 participants. The data obtained were evaluated at the p<0.05 level using SPSS 22 package program. Results: Participants' and clinician's selections from the shade guides and spectrophotometer matches were found to be more similar in the central incisors than in the other teeth. Differences in the shade of the participants' central, lateral and canine teeth were observed in the values found with the spectrophotometer. Conclusion: Visual color selection was more clinically accepted when supported by the VITA Easyshade Advance intraoral spectrophotometer. Further studies are needed to address the limitations of the current studies Keywords: Color science, Hue matching, Hue selection, Spectrophotometry
  • Öğe
    The Importance of Mobility in Patients Undergoing Coronary Artery Bypass Graft Surgery
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2024) Akman, Ümmühan Gül; Ünlü, Hayriye
    The aim of coronary artery bypass graft surgery is to reduce the patient's anginal pain, provide comfort, improve the patient's quality of life, and extend life expectancy. Various complications can be seen after coronary artery bypass graft, which is a major surgery. As mobilization is delayed after surgery, the probability of complications such as deterioration in pulmonary functions, muscle atrophy, decline in physical functions, deterioration in gastrointestinal functions, increase in insulin resistance, and pressure sores increases. Early mobilization has taken its place in the literature as a highly effective method in preventing complications, reducing care costs, shortening the hospitalization period, and gaining independence in the early period of the patient. Nurses, who are the leaders of care, are also pioneers in mobilization. Nurses protect patients who have undergone coronary artery bypass graft from the harmful effects of immobilization by complying with the sternotomy procedure. This study was conducted to emphasize the importance of mobilization in patients who have undergone coronary artery bypass graft surgery and to prove its effect in preventing complications.
  • Öğe
    Pektoralis Minör Kas Kısalığının Skapular Diskinezi ve Boyun Eklem Hareketi ile İlişkisi
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2025) Aracı, Ayça; Bulut, Deniz; Kurt, Emine Eda; Ünal, Ayşe
    Amaç: Pektoralis minör kasının (PMm) kısalığı, skapulanın dinlenme pozisyonunu ve hareket paternlerini değiştirerek skapular diskinezinin gelişiminde etkili olabilir. PMm’nin skapulotorasik sistem üzerindeki bu etkisinin, servikal bölge hareket açıklığıyla ilişkili olup olmadığı ise sınırlı sayıda çalışmada incelenmiştir. Bu çalışma, PMm kısalığının skapular diskinezi (SD) ve boyun eklem hareket açıklığı (EHA) ile olan ilişkisini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Yöntem: Çalışmaya, kronik omuz ve/veya boyun ağrısı şikâyetiyle fizik tedavi polikliniğine başvuran 46 gönüllü birey (34 kadın, 12 erkek) dahil edilmiştir. Katılımcılara skapular repozisyon ve yardım testleri, lateral skapular kayma testi, servikal eklem hareket açıklığı ölçümleri ve pektoralis minör kas uzunluğu değerlendirmesi uygulanmıştır. Elde edilen veriler, PMm kısalığı ile SD ve EHA arasındaki ilişkileri ortaya koymak üzere analiz edilmiştir. Sonuç: Katılımcıların %73,9’unda skapular repozisyon testi ve %80,4’ünde skapular yardım testi pozitif bulunmuştur. PMm uzunluğu ortalaması 9,76±2,56 cm olarak ölçülmüştür. Servikal rotasyon değerleri ortalama 53° üzerinde olup, lateral fleksiyon ve fleksiyon değerleri görece düşük bulunmuştur. Analizler, PMm kısalığı ile hem SD hem de servikal hareket açıklıkları arasında anlamlı ilişkiler olabileceğini göstermiştir (p<0,05). Tartışma: PMm kısalığı, skapular diskinezinin oluşumuna ve servikotorasik mobilitenin sınırlanmasına katkıda bulunan önemli bir biyomekanik faktör olarak değerlendirilmektedir. Skapular ve servikal bölge arasındaki fonksiyonel bağlantılar göz önünde bulundurulduğunda, PMm uzunluğunun klinik değerlendirme sürecine dahil edilmesi; postüral kontrol, ağrı yönetimi ve rehabilitasyon planlamasında anlamlı katkılar sağlayabilir.
  • Öğe
    Attitudes of X, Y and Z Generation Women Towards Disabled Women and Factors Affecting These Attitudes
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2025) Yüksel, Ayşe Sena; Beydağ, Kerime Derya
    Objective: This study was conducted to examine the attitudes of women from Generation X, Y, and Z towards women with disabilities and the factors influencing these attitudes. Methods: The descriptive study was carried out between November 1, 2023, and April 1, 2024, with 423 women who visited the to the gynecology and obstetrics clinic of a private hospital in Izmir. The research data were collected using the Descriptive Information Form and the Attitude Scale for Women with Disabilities. Data analysis was performed using frequencies, percentages, mean, standard deviation, chi-square test, One-Way Analysis of Variance (ANOVA), and Tukey's test. Results: There is a statistically significant difference between X, Y and Z generations in terms of Disabled Women Attitude Scale, Disabled Women and Their Private Lives, Disabled Women and Disadvantages, Disabled Women and Social Support, Disabled Women and Gender scores (p
  • Öğe
    Evaluation of Awareness of Healthcare Workers' on Medical Tourism: The Case of Alanya
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2025) Uçan, Soner; Coşar, Arife Albayrak
    ABSTRACT Purpose: Medical tourism has become a globally expanding sector of significant economic, social, and healthcare importance, with healthcare professionals playing a pivotal role in ensuring its sustainability and enhancing its international competitiveness. Accordingly, this study aims to assess the medical tourism awareness levels of healthcare professionals. Methods: This descriptive and cross-sectional study was conducted with 175 healthcare workers employed at a public hospital. Data were collected using a demographic information form and the Health Tourism Awareness Scale for Healthcare Workers. Statistical analyses included independent sample t-tests, one-way ANOVA, and Dunn-Sidak post-hoc tests. Results: The mean total score of the participants on the Health Tourism Awareness Scale was 3.39±0.78. Subscale mean scores were as follows: 3.38±0.88 for "Institutional Competencies," 3.21±0.68 for "Effects of Health Tourism," 3.46±0.77 for "Problems of Health Tourism," 3.38±0.50 for "Health Tourism Potential of XXXX," and 3.36±0.65 for "Hospital Health Tourism Practices." No statistically significant differences were found in health tourism awareness levels based on gender, age, marital status, educational background, profession, or years of service in the institution (p>0.05). However, significant differences were observed based on income level and years of professional experience (p<0.05). Conclusion: The results indicate that healthcare workers have a moderate level of awareness regarding medical tourism. This awareness varies depending on professional seniority and income level. To enhance healthcare workers’ awareness of medical tourism, it is recommended to organize in-service training programs, strengthen collaborations between the health and tourism sectors, integrate health tourism-related courses into the curricula of health sciences students, and provide opportunities for internships and practical training in this field.
  • Öğe
    Spinal Kord Yaralanması Olan Bireylere Bakım Veren Aile Bireylerinin Bakım Yükleri ve Bakım İle İlgili Bilgi Durumlarının Belirlenmesi
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2025) Çakmak, Güllü; Sarıtaş, Serdar Sarıtaş
    Amaç: Bu araştırmanın amacı spinal kord yaralanması olan bireylere bakım veren aile bireylerinin bakım yükleri ve bakım ile ilgili bilgi durumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma, tanımlayıcı türde yapılmıştır. Aralık 2012-Şubat 2015 tarihleri arasında Fırat Üniversitesi Hastanesi Beyin Cerrahi Kliniği’nde spinal kord yaralanması nedeni ile yatan bireylere bakım veren aile bireyleri oluşturmuştur. Örneklemini ise; bu bireyler arasından iletişim kurulabilen, 18 yaşından büyük ve güç analizi ile 93 olarak belirlenmiş sayıya ulaşıncaya kadar seçilen aile bireyleri oluşturmuştur. Veri toplamada hasta tanıtım formu, bakım veren aile bireyleri tanıtım formu, bakım veren aile bireylerinin bakımla ilgili bilgi formu ve Zarit Bakım Verme Yükü Ölçeği (ZBVYÖ) kullanılmıştır. Araştırma için gereken etik izinler alınmıştır. Bulgular: Hastaların tanıtıcı özellikleri ile bakım veren aile bireylerinin ölçek puan ortalamaları karşılaştırılmasında; yaş ve gelir durumunda gruplar arasında istatistiksel olarak önemli bir fark bulunmuştur. Bakım veren aile bireylerinin tanıtıcı özellikleri ile ölçek puan ortalamaları karşılaştırılmasında ise; yaş ve bakım verme süresi ile gruplar arasında istatistiksel olarak önemli bir fark bulunmuştur. Aile bireylerinin ZBVYÖ puan ortalaması 22.76±11.6 olarak bulunmuştur. Sonuç: Türkiye’de, spinal kord yaralanması olan bireyler ve onlara bakım verenler üzerine yapılan çalışmaların sınırlı olması nedeniyle, bu alanda daha fazla araştırmaların yapılması önerilmektedir.