TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 20 / 766
  • Öğe
    Lisanüstü Tezlerin Sonuç Bölümlerinde Üstsöylem Belirleyicileri
    (2022) Soyşekerci, Gökhan; Aydın Öztürk, Esra; İşeri, Kamil
    Bilimsel söylem, yazar ile okuyucular arasında etkileşimin gerçekleştirildiği alanlar sağlama eğilimindedir. Üstsöylem, tarafların ilişki kurup etkileşime geçmesini sağlayan araçlar setidir. Metnin tutarlığının korunmasını sağlayan, yazar ve okuyucu arasındaki etkileşime odaklanan dilsel özelliklerdir. Üstsöylem belirleyicileri ile yazarlar, metinde kendilerini yansıtarak konumlarını belirleyebilir, iletişimsel niyetlerini sergileyebilir, okuyucularını etkileyebilir ya da kaçınma ifadelerini kullanabilmektedir (Hyland, 1998b, 2005a, 2005b). Yazarın kendi duruşu ile ilgili metnin içeriğine, söylemin düzenlenişine ve okuyucuya açıkça gönderimlerde bulunduğu görünümler olarak tanımlanan (Hyland, 1998b, s. 438) üstsöylem, yazarın okuyucusu ile etkili bir iletişim kurmasını sağlamaktadır. Üstsöylem özellikle dilbilim ve (yabancı) dil öğretimi alanlarında büyük ilgi görmekte ve özellikle son dönemlerde üstsöylem ile ilgili çalışmaların giderek arttığı gözlemlenmektedir. Bu çalışmanın amacı, dilbilim alanında yazılan lisansüstü tezlerin sonuç bölümlerinde kullanılan üstsöylem belirleyicilerini tespit etmektir. Yükseköğrenim Kurulu Başkanlığı, Ulusal Tez Merkezi’nde 2001-2021 yılları arasında dilbilim alanında Türkçe yazılmış 241 lisansüstü tez arasından orantılı örnekleme yöntemi ile seçilen 72 lisansüstü tez, çalışmanın örneklemi olarak belirlenmiştir. Çalışma nitel araştırma yöntemi ile yapılandırılmıştır. Veriler nitel veri toplama tekniklerinden belge tarama yoluyla elde edilerek Hyland (2005a)’in oluşturduğu üstsöylem modeli ile çözümlenmiştir. Çalışmanın sonucunda üstsöylem belirleyicilerinin yüksek lisans ve doktora tezlerinde nasıl bir görünüm sergilediği tartışılmış ve yorumlanmıştır.
  • Öğe
    Using Machine Learning Algorithms for Jumping Distance Prediction of Male Long Jumpers
    (2022) İncetaş, Mürsel Ozan; Uçar, Murat; Bayraktar, Işık; Çilli, Murat
    The long jump is defined as an athletic event, and it has also been a standard event in modern Olympic Games. The purpose of the athletes is to make the distance as far as possible from a jumping point. The main purpose of this study was to determine the most successful machine learning algorithm in the prediction of the long jump distance of male athletes. In this paper, we used age and velocity variables for predicting the long jump performance of athletes. During the research, 328 valid jumps belonging to 73 Turkish male athletes were used as data. In determining the most successful algorithm, mean absolute error (MAE), root mean square error (RMSE), Mean Squared Error (MSE), R2 score, Explained Variance Score (EVS), and Mean Squared Logarithmic Error (MSLE) values were taken into consideration. The outcomes of the analysis showed that long jump performance can be determined by chosen independent variables. The 5-fold cross-validation technique was used for the performance evaluation of the models. As a result of the experimental tests, the Gradient Boosting Regression Trees (GBRT) algorithm reached the best result with an MSE value of 0.0865. In this study, it was concluded that the machine learning approach suggested can be used by trainers to determine the long jump performance of male athletes.
  • Öğe
    Matematik Öğretmenlerinin Kültürel Zekâ Düzeylerinin Belirlenmesi ve Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi
    (2021) Çabuk Aksop, Ayşegül; Özdemir, Duygu; Özçakır, Bilal
    Bireysel farklılıkların en çok vurgulandığı eğitim alanında farklı gelenek, görenek, tutum ve beklentilere sahip çocukların eğitim öğretim ortamından maksimum düzeyde faydalanmalarını sağlamak ve bu çocuklar için kültüre duyarlı bir eğitim ortamı sağlamak önemli konulardan biri haline gelmiştir. Bu yüzden, farklı kültürlerden öğrencilerin eğitim öğretim sürecine dahil edilebilmesi, çok kültürlü eğitim ortamlarında öğrencilerin birbirlerini anlamaları, birlikte öğrenmeleri, uyumlu ve üretken bir şekilde çalışabilmeleri konusunda öğretmenlerin bu yüzyılda sahip olması gereken yeterliliklerin geliştirilebilmesi için kültürel zekâ kavramının incelenmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu çalışmada matematik öğretmenlerinin kültürel zekâ düzeylerinin incelenmesi ve öğretmenlerin cinsiyetleri, yabancı dil bilgileri ile eğitim durumlarına göre kültürel zekâ düzeyleri ile kültürel zekanın alt boyutlarından üst biliş, biliş, davranış ve motivasyon arasında bir fark olup olmadığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışma grubunu, 26 ilden katılım sağlayan 181 öğretmen oluşturmuştur. Çalışmada kesitsel tarama modeli kullanılmış olup veriler öğretmenlerden tek seferde “Kültürel Zekâ Ölçeği” kullanılarak toplanmıştır. Araştırma sonucuna göre matematik öğretmenlerinin kültürel zekâ düzeylerinin yüksek olduğu ve kültürel zekâ alt boyutları (üst biliş, biliş, davranış ve motivasyon) arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca cinsiyet ve eğitim durumu kültürel zekâ puanları üzerinde anlamlı bir fark yaratmazken, yabancı dil bilme durumunun kültürel zekâ puanları üzerinde anlamlı bir fark yarattığı görülmüştür.
  • Öğe
    2018-2021 LGS Türkçe Sorularının PISA Okuma Yeterlik Düzeylerine Göre Değerlendirilmesi
    (2022) Aktaş, Elif
    Bireyin öncelikle okulda öğrendiği ve yaşam boyu kullandığı bir dil becerisi olan okuma; yazıları görme ve seslendirmenin ötesinde anlama, yorumlama, eleştirme ve değerlendirmeyi de içeren üst düzey bir beceridir. Bu nedenle ilköğretimde öğrencilerin okuduklarını eleştirel bir bakış açısıyla sorgulayan bireyler olarak yetişmeleri amaçlanmıştır. Ülkelerin çeşitli akademik becerilerdeki durumlarını görmelerini ve diğer ülkelerle karşılaştırabilmelerini sağlayan PISA (Programme for International Student Assessment) gibi uluslararası izleme araştırmaları da öğrencilerin üst düzey düşünme becerilerini ölçerek eğitim-öğretim faaliyetlerini planlamada önemli bir rol oynar. Bu çalışmada, 2018-2021 yılları arasındaki LGS (Liselere Geçiş Sistemi) Türkçe sorularının PISA’nın okuma yeterlik düzeylerine ne denli uyum gösterdiğini tespit etmek amaçlanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak PISA tarafından belirlenen 6 okuma yeterlik düzeyi esas alınmıştır. Araştırmada incelenen dokümanlar ise 2018-2021 yılları arasındaki dört LGS’de yer alan 66 Türkçe (okuduğunu anlama) sorusudur. Nitel bir yaklaşımla desenlenen araştırmada doküman inceleme yöntemi kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde ise nitel araştırma tekniklerinden betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, LGS Türkçe sorularının tüm yıllar düzeyinde genel olarak 3. düzeyde yoğunlaştığı, üst düzey düşünme becerilerini ölçmede yetersiz kaldığı tespit edilmiştir.
  • Öğe
    Regent Caddesi Quadrant'ın Performatik Mimarlık ve Yarı-Objelik Bağlamda Yeniden Değerlendirilmesi
    (2021) Softaoğlu, Hidayet
    Britanya Naip Prensi’nin emri ile 1818 yılında inşasına başlandığından bu yana, Regent Caddesi (Regent Street), dünyanın en popüler alışveriş caddelerinden biri olmuştur. Üzerine uygulanan müdahalelerle orjinal tasarımını kaybeden caddenin Quadrant denen kısmı bu değişimlerden en çok etkilenen parçasıdır. 1848’de yıkımı gerçekleşen Quadrant’ın, kolonları ve geniş saçağı ile Naiplik döneminde teatral bir atmosfer sunan arkadları, yerini boşluğa bırakmıştır. Bunun sonucunda orijinal tasarımın izleri günümüzde tamamen unutulmuştur. Yokluk ve kayıp kavramları, filmler ve tiyatro oyunlarında oldukça popüler bir tema olarak ele alınsa da, kayıp çoğunlukla bir öznenin yani insanın kaybı üzerinden işlenmektedir. Oysa insan dışı nesne olarak mimari yapıların ve tarihi dokuların izlerinin silinmesi de bir kayıp olarak ele alınıp, üzerinde dramaturjik bir araştırma yapılamaz mı, sorusu bu makalenin çıkış noktasıdır. Regent Caddesi, şehir planlama ve mimari tasarımda bugüne dek birçok kez araştırılmıştır. Ancak yarattığı karanlık atmosferden dolayı Quadrant’ın, 19. yüzyıl Londralıları tarafından suçlu bir birey gibi görülüp yargılandığından, yıkım kararı ile tıpkı idam edilen bir özne gibi anlamlandırıldığından bugüne dek bahsedilmemiştir. Bu boşluğu doldurmak amacıyla, mimari yapıya farkında olmadan yüklenen bu yarı insansı rolü merkeze alan bu makalede, Quadrant’ın yarı-öznel rolü Serres ve Latour’un quasi-subject (yarı-özne) kavramı üzerinden tartışılarak, mimari ve kentsel yapılara kullanıcılar tarafından yüklenen yeni anlamlar ve işlevler irdelenmiştir. Bunu yaparken Quadrant’ın ontolojik anlamı ve buna bağlı olarak ürettiği değişken rolleri, 1818-48 tarihleri arasında, yıkımı öncesi tarihi bağlamda ele alınarak, kazılıp çıkarılmıştır. Naiplik ve Viktoryen dönemi görsel ve yazılı kaynaklara başvurularak, Quadrant’ın tıpkı yaşayan bir canlı gibi doğan, yaşayan ve ölen evreleri incelenerek, mimari üretimin her zaman yeni anlamlar üretebilen ve yaşamsal bir doğası olduğuna, bu yarı-canlılığı gereği de bir drama ve senaryo öznesi olabileceği sonucuna varılmıştır.
  • Öğe
    Research on Mould and Aflatoxin Contamination Levels of Feeds Used in Trout Farms of Adana (Turkey)
    (2021) Gölge, Özgür; Aktüre, Ayşegül; Aydın, Rozelin
    This research was conducted to analyze the mould counts and aflatoxin contamination levels of different types and sizes of feed used in trout farms of Adana. Totaly 33 different feeds supplied from 15 trout farms of Adana (Turkey) were analysed for moulds and aflatoxins (AFB1, AFB2, AFG1 and AFG2) between July-December 2010. To identify mould counts; the samples were incubated in the aerobic conditions at 25 ± 1 °C for five days by using Dichloran Rose Bengal Chloramphenicol Agar (DRBC). Aflatoxins were determined by using liquid-solid extraction and recoveries were obtained 70.00% to 112.20%. The precision of measured values of mould and aflatoxin analysis methods was calculated with the results of repeatability and reproducibility. The bias, expressing the accuracy value, varies between 4.312 and 12.909. Although moulds were found in 12 of 33 analysed samples (36.30%): aflatoxins were determined 8 out of 33 analysed samples (24.25%). Positive sample’s range were 3.08-4.86 log10 kob g-1 moulds and 0.21–0.90 ?g AFB1 kg-1 (ppb) of trout feeds. As a result, this research showed that none of the trout feeds used in trout farms of Adana has aflatoxins above Turkey legal limits.
  • Öğe
    Numerical Heat Flux Analysis of a Trombe Wall System in Turkey
    (2022) Kaya, Ercan Şerif
    Trombe wall is an inexpensive passive heating design method used for storing and utilizing solar energy to increase indoor temperature without relying on any mechanical system that requires additional energy. Most recent studies concerning solar wall configuration and energy efficiency have been conducted by using computational fluid dynamics. One reason for this is because semi-transparent and opaque boundaries are provided in simulating wall and glazing surfaces around the fluid domain and solar heat flux energy are allowed in through semi-transparent boundaries. However, finite element method programs employ solid and shell elements as opaque walls that transmit the energy into the domain. In this study, numerical heat flux analysis of a Trombe wall system, which was built for a previous experimental study, has been performed and numerical and experimental analysis results have been verified. According to the simulation studies, heat transfer analysis results are obtained in a good agreement with real time measurements when additional solar load calculated due to transmissivity are defined at the surfaces which are expected to be sun exposed. Besides, numerically verified model of the Trombe wall system was used in evaluating energy saving potential of residential buildings for three cities with different climate regions in Turkey.
  • Öğe
    Marjinal Zon Lenfoma Tanılı Hastalarda Klinik Özellikler ve Olası Prognostik Faktörler: İki Merkezden Retrospektif Analiz
    (2022) Tığlıoğlu, Pınar; Tığlıoğlu, Mesut; Yıldız, Abdulkerim; Yıldırım, Murat; Aylı, Meltem; Albayrak, Murat; Afacan, Hacer Berna; Sağlam, Buğra; Maral, Senem; Şahin, Osman
    Amaç: Marjinal zon lenfoma tüm Hodgkin dışı lenfomaların %5-17’sini oluşturur ve indolan bir klinik seyir gösterir. Prognoz ve tedavi ihtiyacını öngören parametreler hala belirsizdir. Bu çalışmanın amacı, marjinal zon lenfomada klinik ve laboratuvar parametrelerinin hastalığın seyri ve tedavi endikasyonu üzerine olan etkilerini incelemektir. Hastalar ve Yöntem: 2010-2018 yılları arasında iki merkezin hematoloji bölümlerinde marjinal zon lenfoma tanısı alan hastalar retrospektif olarak incelenmiştir. Tanı anındaki demografik ve hastalık özellikleri ile hematolojik ve biyokimyasal parametreler incelenmiştir. Hastaların klinik seyirleri incelenmiştir. Parametrelerin genel sağkalım ve tedavi ihtiyacı üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. Bulgular: 25 (%62.5) kadın ve 15 (%37.5) erkekten oluşan toplam 40 MZL hastası değerlendirildi. Takipte 25 hastanın tedavi ihtiyacı olmuştur ve 15 hasta tedavisiz takip edilmiştir. Tüm marjinal zon lenfoma hastalarının genel sağkalımı 58.4 ay olarak saptanmıştır. Genel sağkalım, nodal marjinal zon lenfomalı hastalarda, ekstranodal ve splenik marjinal zon lenfoma hastalarına göre anlamlı derecede daha yüksek izlenmiştir. Tedavi ihtiyacı olmayan hastaların tanı anındaki trombosit sayısı, tedavi alan hastalardan istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek (p= 0.04) saptanmıştır. Sonuç: Tanı anındaki trombosit sayısının gelecekteki tedavi ihtiyacını belirleyici bir faktör olabilir. Daha geniş çaplı çalışmalara ihtiyaç olmakla beraber, marjinal zon lenfomada tanı anındaki trombosit düzeyi hastalığın seyrini tahmin etmeye yardımcı olabilecek objektif ve basit bir kan testi olarak kullanılabilir.
  • Öğe
    Farklı İçeriklere Sahip Ağız Gargaralarının Gömülü Üçüncü Molar Cerrahileri Sonrası Gözlenen İnflamatuar Komplikasyonlar ve Erken Yara İyileşmesi Üzerine Etkilerinin Karşılaştırılması: Randomize Klinik Çalışma
    (2022) Demirsoy, Mustafa Sami; Erdil, Aras; Tümer, Mehmet Kemal
    Amaç: Bu prospektif randomize klinik çalışmanın amacı, gömülü mandibular 3. molar dişlerin cerrahi çekimleri sonrası oluşan ağrı, ödem, trismus miktarları ve operasyon sahası iyileşmesi üzerine farklı içeriğe sahip gargara kullanımının etkilerini araştırmaktı. Gereç ve Yöntemler: Yaşları 18 ile 47 arasında değişen, Pederson zorluk indeksine göre orta zorlukta gömülü mandibular 3. molar dişlere sahip, 60 katılımcı çalışmaya dâhil edilmiştir. Katılımcılar randomize halde, her birinde 20 kişinin olduğu 3 gruba ayrılmıştır. Postoperatif olarak 1. gruba benzidamin HCl (%0,15)+klorheksidin glukonat (%0,12), 2. gruba çinko klorit (ZnCl2) (%0.02)+borik asit (H3BO3) (%0,01), 3. gruba propolis (%1)+klorheksidin glukonat (%0,02) içerikli gargaralar reçete edilmiştir. Maksimum ağız açıklığı, ödem, ağrı miktarları ve erken iyileşme indeksi skorları ameliyat öncesi ve sonrası 2 ve 7. günlerde ölçülmüştür. Bulgular: Postoperatif 2 ve 7. günde 1, 2 ve 3. grupların ağrı değerleri arasında (p=0,000 ve p=0,022) ve erken iyileşme skorları arasında (p=0,018, p=0,002) istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar gözlenmiştir. Ayrıca postoperatif 2 ve 7. günde 1, 2 ve 3. grupların ağız açıklığı değerleri açısından, istatistiksel olarak 2. günde anlam bulunurken (p=0,020), 7. günde anlamlı bir fark görülmemiştir (p=0,425). Çalışma gruplarının ödem ölçümleri arasında ise takip sürecinde anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Sonuç: Gömülü mandibular 3. molar cerrahileri sonrası ortaya çıkan inflamatuar komplikasyonlar ve yara iyileşmesi açısından etkinliği araştırılan farklı içeriklere sahip ağız gargaralarının postoperatif rutin kullanımlarında olumlu etkiler oluşturabilecekleri gözlenmiştir.
  • Öğe
    The Multidimensional Assessment of Interoceptive Awareness-2 Scale: A Turkish Validity and Reliability Study in Patients Admitted to the Dermatology Outpatient Clinic
    (2022) Tosun, Mustafa; Yasak Güner, Rukiye; Demir Yurtseven, Ecem; Özpınar, Saliha; Akyol, Melih
    Objective: The aim of this study is to evaluate the Turkish validity and reliability study of the Multidimensional Assessment of Interoceptive Awareness-2 (MAIA-2) Scale for dermatology patients. Material and Methods: The MAIA-2 Scale is a 37-item developed originally in English. A total of 390 patients, 244 (62.5%) females and 146 (37.5%) males diagnosed with the various dermatological disease, admitted to the dermatology clinic between May 2021 and October 2021 were included in the study. The MAIA-2 has been translated into Turkish. In addition, we conducted exploratory factor analysis and confirmatory factor analysis to analyze the MAIA-2. For reliability analyses, internal structure consistency and test-retest reliability were measured. Cronbach’s alpha coefficient was calculated as an estimation of internal consistency. For test-retest reliability, the scale was administered to 30 patients twice, at the beginning and 2 weeks later. Test-retest reliability was statistically evaluated with the Pearson correlation test. Results: The mean age of the patients was found to be 33.50±15.04 (18-60) years in the study. The internal consistency of the scale (Cronbach’s alpha coefficient) was found to be 0.944. The correlation coefficient was calculated as r=0.884 in the test-retest reliability. The total MAIA-2 score was 105.34±30.05 (mean±standard deviation). Conclusion: The Turkish version of the MAIA-2 Scale was valid and reliable for Turkish dermatology patients.
  • Öğe
    Fatura Düzenleme Süresi ile İlgili Hazine ve Maliye Bakanlığı'na Verilen Yetkinin Anayasal Açıdan Değerlendirilmesi
    (2022) Biyan, Özgür; Yılmaz, Güneş
    Vergi hukukunun en önemli temel ilkelerinden biri olan kanunilik ilkesi gereği vergilendirmenin asli unsurlarının kanun yoluyla düzenlenmesi şarttır. Bu unsurlardan biri de Anayasa Mahkemesi içtihatlarında ve doktrinde genel kabul gördüğü üzere “süreler”dir. Vergi hukukunda belge düzeni ile ilgili de pek çok süre belirlenmiştir. Bunların başında gelen fatura düzenleme süresi ile ilgili yakın zamanda yapılan kanuni değişiklikle, yedi günlük standart sürenin çeşitli kriterler çerçevesinde kısaltılabilmesine yönelik Hazine ve Maliye Bakanlığı’na kanun koyucu tarafından yetki verilmiştir. Bu çalışmada fatura düzenleme süresi ile ilgili olarak bahsi geçen Bakanlığa verilen yetki anayasal ilkeler olan hukuki belirlilik ve eşitlik ilkeleri açısından literatürdeki görüşler ve yargı kararları çerçevesinde irdelenmektedir. Söz konusu yetki detaylıca incelendiğinde sonuçları itibariyle hukuki belirlilik ve eşitlik ilkeleri açısından tartışmaları durumlara mahal verebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma kapsamında hukuki belirlilik ve eşitlik ilkesi açısından verilen yetkinin tartışmalı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
  • Öğe
    Dairesel Tipteki Çöktürme Havuzunun Deprem Altındaki Çalkalanma Analizi
    (2021) Aksel, Murat
    Büyük tanklar ve içinde hassas karıştırma ekipmanları bulunduran atık su arıtma tesisleri deprem açısından kritik altyapılardır. Depremler sırasında bu tür tesislerdeki yapıların hasar görmesi çevre kirliliğine neden olabilmekte ve halk sağlığına tehdit oluşturabilmektedir. Arıtma tesislerindeki gömülü havuzlar farklı geometri ve boyutlarda olmamasından dolayı çalkalanmaya bağlı dalga yüksekliğinin hava payını aşabilir. Bunu sonucunda deprem sırasında meydana gelebilecek taşmalar yeraltı suyunu kirleterek çevre problemine yol açabilir. Ayrıca bu havuzların içindeki yapısal olmayan elemanların deprem sırasında hasar görmesi sonucu arıtma birimleri devre dışı kalabilir. Bu durum deprem sonrasında tüm tesisin hizmet vermesini aksatacağı için halk sağlığını tehdit edecektir. Bu çalışma kapsamında Kocaeli il sınırları içinde yer alan Kullar Atıksu Arıtma Tesisindeki dairesel tipteki bir son çöktürme havuzunun Kocaeli 1999 deprem sinyali altındaki çalkalanma analizi sayısal modelleme yardımıyla incelenmiştir. Çalkalanmaya bağlı olarak havuz içinde 90 cm yüksekliğinde çalkantı dalgası ve havuz duvarının taban yakınında 5000 Pa hidrodinamik basınç hesaplanmıştır.
  • Öğe
    Yetişkin DEHB Olgularında Optik Koherens Tomografi ile Retina Taranması
    (2021) Tünel, Münevver; Şahinoğlu Keşkek, Nedime
    Amaç: Bu çalışmada, yetişkin DEHB olgularıyla kontrol grubu arasında retina sinir lifi tabakası (RSLT) karşılaştırılmıştır. Yöntem:Çalışma grubu DSM 5 kriterlerine göre tanı almış DEHB olan yetişkinler, kontrol grubu ise herhangi bir psikiyatrik bozukluğu olmayan yaş ve cinsiyet uyumlu katılımcılardan oluşmuştur.DEHB olan 26 yetişkinin 52 gözüne ve 26 kontrolün 52 gözüne spektral alan optik koherens tomografi (OKT) yapılmıştır. Bulgular: DEHB olan 26 yetişkinin 52 gözünü ve 26 kontrolün 52 gözünü karşılaştırdık; Retina sinir lifi kalınlığı (RSLK), ganglion hücre kompleksi (GHK), santral makula kalınlığı(SMK), makula iç (MİH-ORT) ve dış halkanın (MDH-ORT) ortalama kalınlığı DEHB grubunda anlamlı derecede düşük olarak bulunmuştur. Sonuç: Bu, yetişkin DEHB’de RSLT kalınlığını inceleyen ilk çalışmadır. Bulgularımız, DEHB’de RSLT kalınlığının düşük olduğunu göstermektedir. DEHB’li yetişkinlerin retinalarında miyelinsiz aksonlar azalmıştır. SD-OKT ile yapılan nicel ve tekrarlanabilir ölçümler çocukergen DEHB vakalarında hastalığın seyrini ve ilerlemesini göstermek için bir biyobelirteç olarak kullanılabilir.
  • Öğe
    Cilostazol induces angiogenesis and regulates oxidative stress in adose-dependent manner: A chorioallantoic membrane study
    (2021) Etli, Mutlu; Karahan, Oğuz; Akkaya, Özgür; Savaş, Hasan Basri
    Background: In this study, we aimed to investigate the effects ofcilostazol on angiogenesis and oxidative stress using the chorioallantoicmembrane model. Methods: In this experimental study, the Ross 308 chick embryos wereused. The negative control group (n=10) received no intervention. Thepositive control group (n=10) consisted of eggs treated with epidermalgrowth factor for inducing angiogenesis. Three cilostazol groups weredesigned with 10-7 (n=10), 10-6 (n=10), and 10-5 (n=10) M concentrations.Each egg was punctured on the sixth day of incubation, and drugpellets were introduced to the positive control and drug groups at theprespecified doses. Vascular development was evaluated on the eighthday of application. The total oxidant status, total antioxidant capacity,and oxidative stress index levels were determined from albumen liquidsobtained with a syringe before and after drug application. Results: Lower oxidative stress index levels were obtained fromthe positive control and cilostazol groups compared to the negativecontrol albumens (p=0.001). The increments in vascular junctions andnewly developed vascular nodules were evaluated in drug-free anddrug-applied chorioallantoic membranes. The highest activity wasobtained in the 10-7 M concentration cilostazol group. An increasedangiogenic activity was detected in all drug groups in each concentrationcompared to the negative control group (p=0.001). Angiogenic activitywas similar in all the cilostazol-treated groups (p=0.43).Conclusion: Cilostazol has a positive stimulant effect on angiogenesisand it seems to suppress oxidative stress during embryonic growth.Cilostazol exerts these effects significantly and similarly at differentdoses.
  • Öğe
    Yabancı Uyruklu Üniversite Öğrencilerine Yönelik Tutum Ölçeği’ninGeliştirilmesi
    (2021) Karaca, Adem
    Bu araştırmanın amacı, üniversitede öğrenim gören yabancı uyruklu öğrencilere yöneliktutumları ölçebilecek bir ölçme aracı geliştirmektir. Araştırmada veriler 735 üniversiteöğrencisinden toplanmıştır. Araştırmada kapsam geçerliği için uzman görüşlerindenyararlanılmıştır. Yapı geçerliliği için ise açımlayıcı faktör analizi (AFA) ve doğrulayıcı faktöranalizi (DFA) uygulanmıştır. AFA sonuçları incelendiğinde toplam varyansın %61,090’ınıaçıklayan 22 maddelik ve 4 faktörden oluşan bir yapı elde edilmiştir. Ortaya çıkan faktörler,“Kabul ve Eylem”, “Saygı”, “İletişim ve İş birliği” ve “Sosyal Uyumsuzluk” olarak ifadeedilmiştir. DFA aşamasından sonra elde edilen bulgular, ölçekte yer alan 22 madde ve dörtfaktörlü yapının yeterli uyum indekslerine sahip olduğunu göstermiştir. Ölçeğin uyumindeksleri ?2/sd=650.20/203=3.20, p= 0,00<0,05. RMSEA= .078, SRMR= .058, GFI= .86,AGFI=.82, NFI= .95, NNFI= .96, CFI= .96 ve IFI= .96 olarak tespit edilmiştir. Ölçeğingüvenirliğine yönelik Cronbach Alfa ve Mc Donald’s Omega güvenirlik katsayılarının kabuledilebilir aralıkta olduğu belirlenmiştir. Ölçekte ölçülmek istenen özelliğin ayırt edebilmederecesine yönelik madde toplam korelasyonları analizine yer verilmiştir. Bu analizlerinardından maddelerin tamamının ayırt edici olduğu tespit edilmiştir. Bu bulgular sonucundaüniversitelerdeki uluslararası öğrencilere yönelik tutumları ölçmek amacıylakullanılabileceği düşünülmektedir.
  • Öğe
    In silico Prediction and In vitro Antioxidant Activities of Two Jujube Fruits from Different Regions
    (2022) Uçkaya, Fatih
    Jujube is a fruit rich in antioxidant compounds and vitamin C. In this way, it can prevent cell damage by fighting free radicals. In the study, antioxidant activities, total phenolic and total flavonoid compound amounts of methanolic extracts of jujube fruits were determined. In addition, their biochemical compositions were determined using HPLC. Also, an in silico prediction study of the identified active ingredients was performed to evaluate antioxidant, antiradical, antibacterial, antifungal, anti-inflammatory, antimutagenic, and membrane integrity antagonist properties. For the determination of antioxidant capacity, ferric reducing power (FRAP) and cupric ion reducing capacity (CUPRAC), DPPH radical scavenging activity and ?-carotene-linoleic acid assay were used. The amounts of total phenolic and the total flavonoid compounds of the extracts were determined as gallic acid equivalent (GAE) and as quercetin equivalent (QE). The methanolic extract of jujube collected from Antalya contains 580 ?g GAE.mg-1 and 240 ?g QE.mg-1, and the methanolic extract of jujube collected from Denizli contains 900 ?g GA.mg-1 and 380 ?g QE.mg-1. The IC50 values of Antalya and Denizli methanolic extracts according to the DPPH scavenging assay were 10.34 and 9.82, respectively. Gallic acid, catechin, caffeic acid, coumaric acid, ferulic acid and cinnamic acid were detected by HPLC. In addition, the in silico effects of these molecules were estimated with the PASS online prediction program. As a result, it was seen that Denizli jujube had a higher antioxidant effect than Antalya jujube.
  • Öğe
    Kırsal ve Yerel Bağlamda Ermenek Yerleşimi ve Mimarisi
    (2022) Yılmaz Erkovan, Nisa; Özgenel, Lale
    Yerel bağlamı ve karakteristik yerleşim özellikleri bakımından kır yerleşimleri arasında özgün bir yapıya sahip olan Ermenek’te iklimsel döngü ile ekonomik girdiler çerçevesinde zamansal bir yer değiştirme görülmektedir. Bu mekânsal hareket ritmik olarak, tarımsal amaçlı bağ yerleşimine, hayvancılık amaçlı yayla yerleşimine ve kış yerleşimine evrilmektedir. Bu yerleşimlerin her biri geçici ve kalıcı olma durumuna göre kendi mekânsal örüntüsünü oluşturmaktadır. Bu çalışma, yaz aylarında çoğunluğun terk ettiği Ermenek kış yerleşimine odaklanmakta, yerleşimin kültür, mekân, bağlam ve yapı kalıp dili üzerinden okumasını yapmaktadır.
  • Öğe
    Evaluation of the physical and emotional effects of the COVID-19 pandemic on patients with fibromyalgia and chronic low back pain: A multicenter cross-sectional controlled study
    (2022) Bağcıer, Fatih; Kibar, Sibel; Evcik, Deniz; Ketenci, Ayşegül; Sindel, Dilşad; Tur, Birkan Sonel; Ünlü, Zeliha; Tıkız, Canan; Keskin, Dilek; Alp, Alev; Ay, Saime; Yanık, Burcu; Karakaş, Merve; Ural Nazlıkul, Fatma Gülçin; Aybala Koçak, Fatmanur; Kurt Okyay, Kübra Neslihan; Kasapoğlu Aksoy, Meliha; Fındıkoğlu, Gülin; Eser, Filiz; Koldaş Doğan, Şebnem; Erdem Sultanoğlu, Tuba; Ordahan, Banu; Karaca Umay, Ebru; Çağlar Yağcı, Hanife; Balbaloğlu, Özlem; Tezel, Nihal; Satış, Serap; Atar, Sevgi; Akaltun, Mazlum Serdar; Geler Külcü, Duygu; Demirhan, Esma
    Objectives: This study aimed to investigate the physical and emotional effects of the coronavirus disease 2019 pandemic in patients with fibromyalgia syndrome (FMS) and chronic low back pain (CLBP) patients. Patients and methods: The cross-sectional controlled study was performed with 1,360 participants (332 males, 1,028 females; mean age: 42.3±12.5 years; range, 18 to 65 years) between September 2020 and February 2021. The participants were evaluated in three groups: the FMS group (n=465), the CLBP group (n=455), and the healthy control group (n=440). Physical activity, pain levels, and general health status before and during the pandemic were evaluated in all participants. Stress levels were analyzed with the perceived stress scale (PSS) in all groups, and disease activity was analyzed with the fibromyalgia impact questionnaire (FIQ) in patients with FMS. Results: Patients with FMS had worsened general health status and pain levels during the pandemic compared to the other groups (p<0.01). The FMS group showed significantly higher PSS scores than those in other groups (p<0.01). There was a weak-positive correlation between FIQ and PSS parameters in patients with FMS (p<0.05, r=0.385). Conclusion: The general health status, pain, and stress levels of the patients with FMS and CLBP tended to worsen during the pandemic. This high-stress level appeared to affect disease activity in patients with FMS.
  • Öğe
    Duygusal Emeğin Örgütsel Bağlılığa Etkisi: Konaklama İşletmelerinde Bir Araştırma
    (2021) Acar, Sebahattin; Çevirgen, Aydın
    Bu çalışmanın amacı, konaklama işletmelerinde sınır birim çalışanlarının, duygusal emekdavranışlarının örgütsel bağlılıklarına olan etkisini incelemektir. Araştırmada tabakalı tesadüfiörnekleme yöntemi kullanılmıştır. Antalya şehir merkezinde bulunan turizm işletme belgelikonaklama işletmelerindeki sınır birim çalışanları ile anket çalışması gerçekleştirilmiştir. 402katılımcıdan elde edilen verilere korelasyon ve çok değişkenli regresyon analizleriuygulanmıştır. Korelasyon analizi sonuçlarına göre, duygusal emek ile örgütsel bağlılıkarasında anlamlı bir ilişkiye rastlanılmıştır. Çok değişkenli regresyon analizi sonuçlarına göreise duygusal emeğin örgütsel bağlılık üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu görülmüştür. Ayrıcasamimi davranış sergileyen çalışanların duygusal bağlılığının daha yüksek olduğu sonucunaulaşılmıştır.
  • Öğe
    Predicting Hospitalization, Exacerbation and Mortality in Bronchiectasis Using Bronchiectasis Severity İndex and FACED Scores
    (2022) Bulut, Sertan; Karamanlı, Harun; Çelik Deniz
    Objective: Bronchiectasis (BC) is a multifaceted and etiologically diverse condition and, as a result, no single endpoint can be used to determine its general severity and prognosis. Two different validated scores are currently being used to evaluate the seri ousness bronchiectasis: The bronchiectasis severity index (BSI) and the FACED score. It is aimed at comparing the bronchiectasis severity assessment questionnaires whichs are two different validated outcomes for mortality, exacerbation, and hospitalizations. Material and Methods: Medical records for 107 subjects with NCFB, for which BSI and FACED scores could be calculated, were reviewed retrospectively. The corre lations between the parameters and the BSI or FACED score were evaluated and a linear regression analysis was conducted to identify the independently associated variables of the BSI and FACED score. Results: The mean scores of FACED and BSI were 3.5±1.9 and 9.8±4.7, respectively. A statistically significant relationship was found between the FACED and BSI scores (p<0.0001), Pearson Chi-square (p=0.0001), and tau-b de Kendall (0.59; p=0.0001). It was showed a 60.7% similarity between the two scales by Kappa test (p<0.0001). BSI and FACED reported an area under ROC curve (AUC) for exacerbations of 0.758 and 0.755; and for hospitalizations (due to BE exacerbations) of 0.864 and 0.597, re spectively. The sensitivity of the BSI is higher (86% versus 59%) than the FACED rating. Conclusion: Patients tended to obtain a higher BSI score relative to the FACED score, although the correlation between the two scales was statistically significant. BSI is a helpful clinical predictor tool for identifying patients at risk of death, hos pitalization, and exacerbation in health-care systems.