Analysis of Factors Affecting Loss Aversion from a Behavioral Public Finance Perspective

[ X ]

Tarih

2022

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Furkan BEŞEL

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

Kahneman and Tversky introduced the prospect theory in their work published in 1979. Prospect theory has brought a new perspective to rational decision making. A rational individual is expected to attribute equal value to gain with the same amount of loss. However, the findings of experimental studies do not confirm this expectation and show the opposite. Loss aversion, which is one of the subjects discussed within the scope of prospect theory, is that an individual who compares the same amount of loss with the gain attributes more value to this loss than to the gain. Loss aversion is an important psychological concept that is receiving increasing attention in economic analysis. Experimental studies revealing that the psychology of taxpayers has an important place in their attitudes and behaviors towards taxes has given a new direction to the field of behavioral public finance. The aim of this study is to determine the factors affecting loss aversion from a behavioral finance perspective. Data were collected from 817 participants with the questionnaire technique. Logit regression model was used in the analysis of the data obtained by convenience sampling method. The loss aversion ratio, which was estimated at 2.25 by Tversky and Kahneman, was estimated at 4.50. Based on our findings, it can be argued that as the risk level of individuals increases, the rate of loss aversion decreases and as the population of the region they live in increases, the rate of loss aversion increases.
Kahneman ve Tversky, 1979 yılında yayımlanan çalışmalarında beklenti teorisini ortaya koymuşlardır. Beklenti teorisi, rasyonel karar verme konusuna yeni bir bakış açısı getirmiştir. Rasyonel bireyin aynı miktarda kayıp ile kazanca eşit değer atfetmesi beklenmektedir. Ancak deneysel çalışmaların bulguları bu beklentiyi teyit etmediği gibi tersini göstermektedir. Beklenti teorisi kapsamında ele alınan konulardan birisi olan kayıptan kaçınma, aynı miktardaki kayıp ile kazancı karşılaştıran bireyin bu kayba, kazanca göre daha fazla değer atfetmesidir. Kayıptan kaçınma, ekonomik analizlerde giderek daha fazla ilgi gören önemli bir psikolojik kavramdır. Mükelleflerin vergiye karşı tutum ve davranışlarında psikolojilerinin önemli bir yer edindiğini ortaya koyan deneysel çalışmalar davranışsal maliye alanına yeni bir yön vermiştir. Bu çalışmanın amacı, davranışsal maliye perspektifinden kayıptan kaçınmayı etkileyen faktörlerin tespit edilmesidir. Anket tekniği ile 817 katılımcıdan veri toplanmıştır. Kolayda örnekleme yöntemiyle elde edilen verilerin analizinde Logit regresyon modelinden yararlanılmıştır. Tversky ve Kahneman tarafından 2,25 olarak tahmin edilen kayıptan kaçınma oranı 4,50 olarak tahmin edilmiştir. Bulgularımıza dayalı olarak bireylerin risk düzeyi arttıkça kayıptan kaçınma oranının azaldığı ve yaşadıkları bölgenin nüfusu arttıkça da kayıptan kaçınma oranının arttığı iddia edilebilir.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Kaynak

Research Journal of Public Finance
Maliye Araştırmaları Dergisi

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

8

Sayı

2

Künye