2019 - Cilt 3 - Sayı 2

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 20 / 20
  • Öğe
    Dramatical recovery of thoracic outlet syndrome after surgery: Case report
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2019) Aslaner, Oktay
    Thoracic Outlet Syndrome (TOS) is a complex of clinical symptoms characterized by the compression of vascular and neurogenic structures which are localized within the thoracic outlet region. There is no gold standard diagnostic criterion for TOS and the anamnesis and physical examination are important tools for the diagnosis. Supportive and differential examinations are often electromyography (EMG), direct cervical radiography, and neck MRI. Priority in treatment is conservative treatment consisting of medical treatment and physical therapy. Last surgical option is the surgical treatment consisting of the resection of the first costa and cervical costa, and the incision of the scalenus anterior and scalenus medius muscles. It has been reported that TOS resulting from the compression of vascular structures, improved in a very short period of time after surgery, while in TOS resulting from the compression of neurogenic structures the improvement occurs between 6 months and 1 year on average. We performed 1st costa resection on a TOS case with the compression of neurogenic structures . Contrary to the literature, complaints of our case disappeared completely within 1 week. One month after the operation, EMG findings returned to normal.
  • Öğe
    Is the vitamin D level important on isokinetic muscle strength in adolescent athletes?
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2019) Ercan, Sabriye
    Aim: To determine the relation between vitamin D levels and isokinetic muscular strength in athletes, and to compare the muscular strength between athletes with and without vitamin D deficiency. Methods: The records in the sports medicine clinic were examined, where the general medical examinations and performance analyses of the athletes had been conducted. The data of the athletes were examined, whose serum 25-OH vitamin D levels had been determined and isokinetic knee flexion-extension muscular strength test had been conducted. Age, height, body weight, discipline of sports, the year of beginning to sports and training duration per week (hours/week) were recorded for each athlete. The athletes were separated into two groups as vitamin D levels below 20 ng/mL (Group 1) and above 20 ng/mL (Group 2). Results: There was not any statistically significant difference between the demographic data and training data of the groups (p> 0.05). Vitamin D deficiency was found in 44% of all the athletes. The average vitamin D level was 13.8 ng/mL for Group 1, and 27.2 ng/mL for Group 2 (p:0.001). The serum calcium and serum phosphor levels were similar (p> 0.05). The isokinetic muscular strength test did not yield a difference between the two groups. It was found that vitamin D levels did not show any correlation with demographic data, training details and with any parameter of muscular strength (p> 0.05). Conclusion: In this study, there are no difference in effect of vitamin D on muscle strength, but significant results could be obtained in other studies with large participants.
  • Öğe
    Uluslararası Alan Indeksleri: Sağlık alanıyla ilgili bilimsel dergi indeksleri
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2019) Aslan, Ahmet
    T.C. Üniversiteler Arası Kurul (ÜAK) Başkanlığı tarafından Sağlık Bilimleri Temel Alanı için başvuru şartlarında, Uluslararası Alan İndeksleri: SSCI, SCI, SCI-E ve AHCI dışındaki indeksler olarak tanımlanmıştır. Ancak, bu tanım çok belirsiz ve yetersizdir. Bu yazıda, ilgili literatür, mevcut durum ve güncel bilgiler ışığında Uluslararası Alan İndeksleri konusu gözden geçirilmiştir. Ayrıca özellikle Sağlık Bilimleri kapsamında bu indekslerin hangileri olabileceğine ilişkin öneriler sunulmuştur.
  • Öğe
    Kalça gelişimsel çıkığı'nın kapalı veya açık redüksiyon ile tedavisi sonrası Koksa Magna: Süreç veya sekel mi?
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2019) Aslan, Ahmet
    Amaç:Bu çalışmada kapalı redüksiyon (KR) ya da açık redüksiyon (AR) ile tedavi edilen tek taraflı Gelişimsel Kalça Displazisi (GKD) olgularının takiplerinde görülen, Koksa Magna (KM) sıklığının belirlenmesi ve etkileyen faktörlerin araştırılması amaçlandı. Yöntem: Hastalar retrospektif olarak iki gruba ayrıldı. Grup-1: Genel anestezi altında kapalı redüksiyon (KR) ve pelvipedal alçı yapılan olgulardan oluşuyordu. Grup-2: Medial Açık redüksiyon (AR) ve pelvipedal alçı uygulanan olgulardan oluşuyordu. Son kontrolde femur başı çaplarının ölçümü yapıldı. KM tanısına sağlam tarafa göre %15 fazla büyüklük ölçütüyle karar verildi. Avasküler nekroz (AVN) tanısı Salter ve ark. ölçütlerine göre kondu. AVN sınıflandırması KalamchiMc Ewen ölçütleriyle yapıldı. Bulgular: Gruplar arasında ameliyat öncesi Tönnis evresi ve tedavi yaşı bakımından anlamlı farklılık vardı (sırasıyla p=0,000 ve p=0,003) ancak diğer parametreler bakımından farklılık bulunamadı (p>0,05). Grup 2’de KM görülme sıklığı anlamlı olarak daha fazlaydı (p=0,017) ancak AVN bakımından gruplar arasında fark bulunamadı (p=0,532). Sonuç: Bu çalışmanın ana sonuçları GKD nedeniyle AR yapılan olgularda KM sıklığının daha fazla olduğunu göstermektedir. KM iliopsoas tenotomisiyle ve/veya uygulanan tedaviyle ilişkili patolojik olmayan bir durum olabilir. Bununla birlikte bu KM olguları Tip 1 AVN’un bir tezahürü de olabilir. Bu konuda daha fazla olgu sayısıyla, sonuçları etkileyebilecek faktörlerin en aza indirildiği, ileriye dönük iyi dizayn edilmiş çalışmalara ihtiyaç vardır.
  • Öğe
    Suni gözyaşı preparatlarının normal bireylerde kontrast duyarlılık üzerine etkileri
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2019) Küçük, Mehmet Fatih
    Amaç: Normal bireylerde farklı kalıcılık süreli (KS) ve farklı viskoziteli suni gözyaşı preparatlarının kullanımı sonrası zamana göre kontrast duyarlılık (KD) değerlerindeki değişikliğin tespit edilmesi. Yöntemler: 120 sağlıklı bireyden detaylı oftalmolojik muayene sonrası 15’i çalışmaya dâhil edildi. Düşük viskoziteli Hidroksipropil metilsellüloz (HPMC)+Dekstran 70 (İlaç A), düşük viskoziteli Polivinil prolidon (İlaç B) ve yüksek viskoziteli Poliakrilik asit jel (İlaç C) suni gözyaşı preparatları kullanıldı. İlk İlaç A, bir hafta sonra B ve en son C kullanıldı. Bireylerin rastgele bir gözü seçilip 1 damla damlatıldıktan sonraki 1-5, 15, 30, 60, 90. dk’da KD değerleri Functional Acuity Contrast Test (FACT) ile ölçüldü. Bulgular: A ilacıyla, zaman içindeki KD değerlerinin karşılaştırılmasında, 6 cpd uzaysal frekansta bazal ve 1-5. dk’ya göre 30, 60, 90. dk’da ölçülen değerlerde anlamlı artış görüldü (p<0,05). B ilacıyla 12 cpd frekansta, 1-5. dk’ya göre 30. dk’da anlamlı artış bulundu (p<0,05). C ilacıyla 3 cpd frekansta bazal, 15, 30, 60, 90. dk’lara göre 1-5. dk’da (p<0,05), ile 6 cpd uzaysal frekansta bazal, 30, 60, 90. dk’lara göre 1-5. dk’da (p<0,001) ve 30, 90. dk’lara göre 15. dk’da (p<0,05) anlamlı azalma görüldü. Sonuç: Damla formundaki düşük viskoziteli suni gözyaşı preparatı kullanımı ile gözyaşı film stabilite problemi olmayan normal bireylerde, KD testi uygulanarak KS içinde retinal görüntü kalitesinde azalma yaptığı gösterilemedi, hatta bazı uzaysal frekanslarda arttığı görüldü.
  • Öğe
    Validity and reliability of the Turkish version of the international restless legs syndrome study group rating scale
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2019) Yalçınkaya, A Elif Ay; Yılmaz, Nesrin Helvacı; Düz, Özge Arıcı; Özer, Fahriye Feriha
    Aim: The purpose of this study is to prepare the Turkish version of the International Restless Legs Syndrome (RLS) Study Group Rating Scale and to investigate its validity and reliability. Materials and Methods: A total of 89 individuals with RLS were included. These subjects were divided into two groups: A pilot study group (n=20) and a study group (n=69). The scale was translated into and adjusted for Turkish and was applied to the groups. Results: In the analysis conducted to test the factor structure of the scale, it was clearly seen that the items were collected under two factors and that the two factors in total accounted for 68.19% of the variance. The Kaiser-Meyer-Olkin (Kaiser-Meyer-Olkin) coefficient for validity of the scale was 0.84 and Bartlett Sphericity index was significant with p <0.005. The Cronbach's Alpha coefficient, which determined the reliability of the scale, was 0.0896. Conclusions: This study demonstrated that the Turkish version of this scale that is frequently used for scientific and clinical trials is valid.
  • Öğe
    An evaluation of the approach of orthopaedic surgeons to local anaesthetic toxicity
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2019) Bilal, Bora; Topak, Duran; Vatansever, Fatih; Boran, Ömer Faruk
    Aim: To review the knowledge of orthopaedic surgeons related to the diagnosis, treatment and prevention of local anaesthetic systemic toxicity (LAST) and to raise awareness related to this subject. Material and Method: A 16-item questionnaire was applied to orthopaedic surgeons of different academic levels in different hospitals in Turkey. The items sought to questioned demographic information, general knowledge related to local anaesthetic drugs, general knowledge related to toxicity and current treatment options. Results: The study included a total of 172 orthopaedic surgeons in Turkey, of which 18.6% were orthopaedic residents, 51.7% orthopaedic and traumatology specialists, and 29.7% faculty members. Tenure in the orthopaedic area was determined to be >10 years in 45.3% of the participants. Local anaesthetic was seen to be used most in the operating theatre, followed by the Emergency Department, polyclinic intervention rooms, and on the wards. Of the total participants, 59.6% stated that they had never heard of the use of lipids in the treatment of LAST, 29.8% had heard of it but did not use it and 5.3% knew about the manner and area of use of lipid treatments. Conclusion: Awareness of physicians about LAST and preparedness for complications can ensure safer use of these local anaesthetics.
  • Öğe
    Surgical approach to anterior mediastinal masses
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2019) Çavuşoğlu, Nilay; Özkaya, Muharrem
    Aim: The aim of this study was to evaluate the clinical progress, type of surgical approach and early results of resection of anterior mediastinal masses. Patients and Methods: We retrospectively reviewed the reports of 25 patients who underwent surgery for an anterior mediastinal mass between 2014 and 2019. Patients’ age, gender, presenting symptoms, preoperative radiological investigations and sur-gical techniques were recorded. There were eight male and 17 female patients, and their age ranged from 18-89 with a mean of 44.4± 16.9 years. Results: The most frequent presenting symptoms were chest pain (90%) and cough (50%). The most common pathological diagnoses were thymic tumors (n=14, 56%) and lymphoma (n=5, 20%). Surgical approaches applied were median sternotomy in 16 patients, partial sternotomy in five patients and VATS (Video Assisted Thoracic Surgery) in four patients. There were no postoperative deaths or major complications, but eight patients had minor complications. Postoperative stay was 5±5.2 days. Conclusion:Surgery is a safe technique for diagnosis and treatment of anterior mediastinal masses.
  • Öğe
    Scarf osteotomisi ileri seviye halluks valguslarda Turan ve Distal chevron osteotomileri kadar etkili midir ?
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2019) Eken, Fatih; Özcan, Çağrı; Kurtulmuş, Tuhan; Sağlam, Necdet
    Amaç: Orta ve ileri seviye halluks valgus hastalarında 2 farklı distal (Turan, Chevron) ve diafiz osteotomisi (Scarf)‘nin klinik ve radyolojik sonuçlarını karşılaştırmaktır. Materyal ve metod:2013-2016 yılları arasında opere dilen 77 hastadan 38 hasta çalışmaya dahil edildi.17 hastaya Turan osteotomisi , 12 hastaya Distal Chevron osteotomisi 9 hastaya Scarf osteotomisi yapıldı. Hastalar preoperatif ve postoperatif klinik parametreler ve radyolojik parametreler ile değerlendirildi. Bulgular: Her üç grubun postoperatif HVA (halluksvalgus açısı), İMA (intermetatarsal açı), DMAA (distalmetatarsalartikular açı), Metatars uzunluğu, AOFAS, VAS ve HMS (hasta memnuniyet skoru) , OneWay ANOVA yöntemi kullanılarak yapılan analizde anlamlı fark bulunmuştur. Bu değerler Turek testi incelenerek birbirleri arasında kıyaslandığında; HVA, İMA, DMAA Scarfosteotomisi yapılan hastalarda distal Chevron ve Turan osteotomisi yapılan hastalara göre anlamlı derecede daha yüksek kaldığı görülmüştür.AOFAS, VAS ve HMS ise ScarfOsteotomisi yapılan hastalarda distal Chevron ve Turan osteotomisi yapılan hastalara göre anlamlı derecede daha düşük olduğu görülmüştür. Sonuç: Turan ve Chevron osteotomilerinin klinik ve radyolojik sonuçları arasında anlamlı fark bulunamamıştır. Çalışmamıza göre bu iki osteotominin Scarf osteotomisine göre klinik ve radyolojik olarak üstün olduğu gösterilmiştir.
  • Öğe
    Scale development study: Hedonistic eating scale
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2019) Atik, Derya; Neşe, Adile; Yüce, Ulviye Özcan
    Aim: Obesity is a condition where genetic, behavioral and environmental factors are found together. The study was performed in order to develop the “Hedonistic Eating Scale (HES)” for the determination of the hedonistic eating habits levels of individuals with obesity. Methods: The study was performed with a methodological design. The study was carried out in Gaziantep University Hospital's obesity outpatient clinic between April and June 2018. Context, structural, criterion validity and internal con-sistency reliability and test-retest validity-reliability analysis were performed. The sta-tistical meaningfulness level in all tests was determined as p<0.05. Results: As a result of context validity, factor analysis and item analysis, a 15 item scale with one component was obtained. In the scale, the variance amount explained by the one component was on good level (68.02%). The fact that all of the Cronbach alpha, Spearman-Brown and Guttman internal consistency coefficient of the scale are above 0.70. When the test retest reliability coefficients of the whole scale were examined, the scale was found to present consistent results in different applications and the scale was found to be reliable with regard to the constancy coefficient. Conclusion: The “Hedonistic Eating Scale (HES)”, which was just added to literature, is a valid and reliable tool that can be used to evaluate hedonistic eating habits levels in individuals with obesity.
  • Öğe
    Yırtıcı-yağmacı dergiler ve açık erişim bilimsel dergilerin ücret talepleri hakkında
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2019) Asan, Ahmet; Kıran, Kadri
    [No abstract available]
  • Öğe
    Structures of cytoskeleton and disease interactions
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2019) Melekoğlu, Abdullah; Karahan, Oğuz
    Researchers reported different basics for different kind of diseases with advanced technology. Meanwhile, investigators are focused on to clarify the interactions of basic cellular mechanisms recently. Therefore, cytoskeletal researches are gain importance due to this tendency. The cytoskeletal structures are responsible for interconnects between cell nucleus, cytoplasm and also extracellular matrix, whereby it create a communication link between cellular molecules and signalization transport. The cytoskeleton is constructed from three kinds of protein filaments as: actin filaments, intermediate filaments, and microtubules. The nature of these structures is briefly outlined and the literature review that is reporting relationship between cytoskeleton components and common disorders is presented in this paper.
  • Öğe
    Serbest dişeti grefti uygulamalarının uzun dönemde yaşam kalitesine etkisinin değerlendirilmesi
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2019) Sezgin, Yasemin; İnönü, Elif
    Amaç: Gingival marjinin mine sement birleşiminden apikale doğru yer değiştirmesi olarak tanımlanan dişeti çekilmesi kök çürüklerine, hassasiyete, erozyona, aşınmaya ve estetik kaygılara neden olabilmektedir. Bu nedenle, bu komplikasyonları azaltmak ya da önleyebilmek adına bu hastalarda serbest dişeti grefti dahil çeşitli periodontal plastik cerrahi seçenekleri uygulanabilmektedir. Ağız sağlığı ile ilgili yaşam kalitesi, bireyin sağlık durumunun psikolojik, sosyal, fonksiyonel faktörler ve orofasiyal problemlerden nasıl etkilendiği hakkında bilgi verir. Bu çalışmanın amacı daha önce serbest dişeti grefti uygulanmış hastaların dişeti cerrahisi sonrası uzun dönem memnuniyetlerini ve bu işlemin ağız sağlığı ile ilişkili yaşam kalitesine etkisini değerlendirmektir. Yöntemler: Bu çalışma, Başkent Üniversitesi Diş hekimliği Fakültesi’ne dişeti çekilmesi şikayeti ile başvuran ve bu sebeple serbest dişeti grefti uygulanmış hastalar üzerinde yürütülmüştür. Hastalar kliniğimize çağırılmış ve hastaların şu anki dişeti durumlarının yaşam kalitesine olan etkisi ve operasyon sonrası memnuniyetlerini belirlemek amacıyla hastalara memnuniyet anketi ve Ağız sağlığı etki profili-14 [Oral Health Impact Profile-14 (OHIP-14)] anketinin Türkçe formu uygulanmıştır. Bulgular: Çalışmaya 28 hasta dahil edilmiştir. Fonksiyonel limitasyon ile fiziksel ağrı (p = 0,031), psikolojik rahatsızlık ve fiziksel yetersizlik arasında pozitif bir korelasyon bulunmuştur (p=0,031). Bununla birlikte toplam OHIP-14 skoru ile fiziksel ağrı arasında güçlü korelasyon tespit edilmiştir. Hastaların yaşları ve operasyon sonrası geçen süre ile OHIP-14 skorları arasında bir ilişki bulunamamıştır (p>0,05). Sonuç: Bu araştırmanın sınırları dahilinde serbest dişeti grefti uygulanmış hastaların uzun dönem yaşam kalitelerine etki eden en önemli faktörün fiziksel ağrı olabileceği ve bu durumun yaş veya operasyon sonrası geçen süre ile ilişkili olmadığı sonucuna varılmıştır
  • Öğe
    Acute arterial occlusion of upper extremity in a patient with preoperative leriche syndrome
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2019) Serhatlıoğlu, Faruk; Etli, Mustafa
    Leriche syndrome is the obstruction of the infrarenal aorta or bilateral iliac artery bifurcation. It is a peripheral vascular disease and can affect both lower extremities. It is a rare disease with high mortality rates. The characteristic symptoms are claudication in the leg, decreased or absent femoral pulses and male erectile disorder. Leriche syndrome’s treatment is surgery
  • Öğe
    Büyüme hormonu eksikliği tanısı alan olguların özelliklerinin değerlendirilmesi
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2019) Direk, Meltem Çobanoğulları; Dizdarer, Ceyhun; Günay, Türkan; Günay, İlker
    Amaç: Çocuk Endokrinoloji ve Metabolizma polikliniğinde izlenen büyüme hormonu eksikliği tanısı alan olguların klinik ve laboratuar özellikleri saptanarak bundan sonraki olguların değerlendirilmesinde kullanılmasını amaçladık. Yöntemler: Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi endokrinoloji polikliniğinde büyüme hormonu eksikliği tanısı alan 185 hastanın dosyaları geriye dönük olarak tarandı. Hastaların demografik ve klinik bulguları BH eksikliği tanısına göre dört gruba ayrılarak değerlendirildi. Bulgular: Toplam 154 olgu (%83,2) idiopatik büyüme hormon eksikliği (İBHE) tanısı alırken, 16 olgu (%8,6) kombine büyüme hormon eksikliği (KBHE), 13 olgu (%7) Turner sendromu, 2 olgu (%1,1) kronik böbrek yetmezliği tanıları ile büyüme hormonu eksikliği tanısı almıştı. Diğer yandan en sık eşlik eden hormon eksikliği 21 hasta (%11,4) ile TSH eksikliği idi. Hastaların 10’unda (%5,4) iki veya daha fazla sayıda hormon eksikliği bulunmaktaydı. İBHE grubunun %15,6’sında intrakraniyal patolojiler mevcutken KBHE’i grubunun %81,2’sinde intrakraniyal patolojik bulgular bulunmaktaydı. KBHE grubunda uyarı testleri yanıtlarının pik değerleri diğer gruplara göre anlamlı olarak daha düşüktü (p<0,0001) Sonuç: Büyüme hormonu eksikliği tanısı alan olguların prognozunu belirleyen en önemli risk faktörü etiyolojik tanı, eşlik eden diğer hormonal ya da kromozomal bozukluklar ve erken tedavidir.
  • Öğe
    Choroid thickness measurement in second and third trimester pregnancies by enhanced depth imaging optical coherence tomography
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2019) Kocamış, Özkan; Dağlı, Selda Songur
    Aim: Evaluation of choroid thickness in 2nd and 3rd trimester pregnancies by Enhanced Depth Imaging –EDI Optic Coherence Tomography (OCT). Patients and Methods: In this study, the subfoveal, 2 mm nasal, 2 mm temporal choroidal thicknesses of both eyes in 40 pregnant and 40 non-pregnant (control) women were evaluated. The pregnant women were categorized in 2 groups, 20 being 16-24 weeks pregnant (second trimester) and 20 being 24-39 weeks pregnant (third trimester). The average age of the pregnant women and non-pregnant women was calculated as 27.4±5.8 and 26.9±7.1, respectively. Results: The choroid thicknesses in the pregnant women were recorded by EDIOCT as follows; right eye subfoveal 295.3±51.8µm, 2 mm nasal 242.4±49.2µm, 2 mm temporal 252.3±52.9µm and left eye subfoveal 298.4±66.7µm, 2 mm nasal 251.5±54.7µm, 2 mm temporal 263.6±64.3µm. The control group was recorded as follows; right eye subfoveal 307.8±64.5µm, 2 mm nasal 267.6±54.2µm, 2 mm temporal 292.9±50.9µm and left eye subfoveal 295.3±71.3µm, 2 mm nasal 269.6±63.7µm, 2 mm temporal 292.0±59.5µm. The comparison of the choroid thicknesses in the pregnant subjects and the control group shows that the thickness in the 2 mm nasal (p=0.032) and 2 mm temporal (p=0.001) areas of the right eye and 2 mm temporal (p=0.044) area of the left eye is significantly different. No significant difference was observed in the other areas (p>0.05) Conclusions: In this study, choroidal thickness measurement with EDI OCT was found to be thinner in pregnant patients compared to similar age group.
  • Öğe
    Evaluation of seasonal relationship with vitamin D levels in Van region
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2019) Balaharoğlu, Ragıp; Çokluk, Erdem; Alp, Hamit Hakan; Üçler, Rıfkı; Şekeroğlu, Mehmet Ramazan; Huyut, Zübeyir
    Aim: Vitamin D is a fat-soluble vitamin which is found in certain foods and can be synthesized from its precursors with exposure of sunlight. It is known that serum 25- hydroxy vitamin D (25-OH Vit D) concentration is the best indicator of Vitamin D level. Main source of Vitamin D is the synthesis to the skin with sunlight exposure. In our study we investigated the vitamin D levels of patients administered to our hospital in Van. We aimed to determine any significant difference between age, sex and seasonal differences of the 25-OH vit D levels. Materials and Method: Patients admitted to Yuzuncu Yil University Faculty of Medicine Dursun Odabas Medical Hospital from 01.01.2013 to 01.01.2014 with 25- OH vit D levels were determined and evaluated respectively. Results: Mean age for males (n=306) was found as 46.65±16.62 and for females (n=1613) as 43.58±15.03. Mean 25-OH vit D in males was found as 18.95±7.93 ng/ mL and in females it was found as 14.79±9.42 ng/ml. 25-OH vit D levels of males were found significantly higher than that of females (p<0.05). When 25-OH vit D levels were analyzed according to season, a mean of 25-OH vit D for the summer season was found significantly higher than those of the winter or autumn-spring months (p=0.006). Although Van receives one of the highest amount of sunlight due to its geographical position, we consider that there exists a deficiency in all age groups in the society, for all seasons. Conclusions: According to these findings we conclude that both nutritional support and Vitamin D supplementation is important for recovery of vitamin D deficiency in and around the city of Van.
  • Öğe
    The effect of rifampicin on the neuronal cell survival in primary cortical neuron culture after laser axotomy
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2019) Ozansoy, Mehmet; Coşkun, Ebru; Ozansoy, Muzaffer Beyza; Çankaya, Şeyda; Günal, Mehmet Yalçın; Bayraktaroğlu, Zübeyir; Hanoğlu, Lütfü
    Aim: Neurodegeneration caused by the axonal injury is a widely seen phenomenon in spinal cord and traumatic brain injuries. Due to the disintegration of the synaptic connection neurotrophic factors could not be transported retrogradely towards the cell body and the deprivation of the trophic factors lead to the degeneration and death of the injured neuron. Rifampicin is an antibiotic exhibiting several neuroprotective functions in various neurodegenerative conditions. Here we aim to investigate the acute neuroprotective effect of rifampicin in primary cortical neuron culture in which neurons are axotomized by laser axotomy. Methods: Neonatal male mice were used in order to isolate cortical neurons. Isolated primary cortical neurons were cultured. After 24 hours three different rifampicin concentrations (1 µM, 10 µM and 100 µM) were applied to the neurons and after 15 minutes of rifampicin addition, neurons were laser axotomized. Viability of the cells was evaluated by propidium iodide staining after 24 hours of axotomy. Results: Laser axotomy decreases the cortical neuron viability significantly by 80.45%, while rifampicin pre-treatment increases their viability in all three dosages in a statistically significant manner. Conclusion: Rifampicin has an acute neuroprotective effect on the viability of the laser axotomized cortical neurons.
  • Öğe
    Predictives of poor outcomes after volar plating an unstable distal radius fracture; A retrospective clinical analysis
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2019) Öztürk, Alper; Bilgetekin, Gürkan Yenel; Çatma, Mehmet Faruk; Akdoğan, Mutlu; Atilla, Halis Atıl; Ersan, Önder
    Aim: We aimed to evaluate the functional and radiological outcomes and complications after an unstable distal radius fracture that was treated with a volar locked plate in adults and to find out the predictive factors of poor outcomes. Patients and Method: 91 patients (55 male / 36 female) that were operated for distal radius fractures with a volar locked plate between May 2006 and August 2016 were included in this retrospective study. All fractures were classified by AO classification system. Mayo Wrist score and Quick DASH-T measure were used to quantify the functional and Steawart scores for radiological outcomes. Varying factors were evaluated for predicting the poor radiological and functional outcomes. Results: Mean age of the patients was 46.9 years (23-72 min-max) and mean follow-up was 29.6 months (12-39 min-max) in this study. Mean union time was 7.3 weeks (6-11 min-max) for all patients. Mean Quick DASH-T score was 7.1 (0-65.9) and mean Mayo Wrist score was 85.8 (55-100) at the follow-up. There were 10 patients with various complications as; 8 patients had wound infections and 2 patients had hypertrophic scars. The strongest predictive factors of poor outcomes were the type of fracture and wound complications. Conclusion: Volar locked plates are useful for treatment of displaced unstable distal radius fractures with acceptable complication rate and any attempt should be considered to avoid wound complications.
  • Öğe
    Obstruktif sleep apne ve erektil disfonksiyon arasındaki ilişki
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2019) Günizi, Hüseyin; Avcı, Suat; Kol, Arif; Yağbasan, Devrim Berna
    Amaç: Obstruktif Sleep Apne Sendromu (OSAS) sık görülen uyku bozukluklarından biridir. Uykuda üst solunum yollarında parsiyel ya da tam obstrüksiyona bağlı gelişen, kronik intermitant hipoksi sonucu sistemik etkileri olan bir hastalıktır. Çalışmamızda OSAS tanısı almış hastalarda Erektil Disfonkiyon (ED) sıklığını saptamak amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza Ekim 2013- Aralık 2015 tarihleri arasında hastanemiz KBB polikliniğine horlama şikayeti ile başvurup polisomnografide OSAS tanısı alan 68 hasta dahil edildi. ED varlığını araştırmak için IIEF -15 (international index erectile dysfunction-15) anket formları dolduruldu. Bulgular: Çalışmadaki 68 erkek hastanın yaşları 25 ile 81 arasında, ortalama yaş 44.75±10,654 idi En düşük AHI değeri 5,1 en yüksek 82,4 ortalama 25.750± 23.226 idi (Tablo 1). IIEF 15 anketine göre çalışmaya katılan hastaların % 67.6 ‘sında ED saptandı. Sonuç: ED, OSAS’ın önemli bir komplikasyonudur ve erkek hastalar için önemli bir sağlık sorunudur. OSAS hastalarında ED mutlaka sorgulanmalıdır.