2018 - Cilt 2 - Sayı 1

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 14 / 14
  • Öğe
    Kanıta dayalı tıp ve klinik uygulama klavuzları
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2018) Aslan, Ahmet
    [No abstract available]
  • Öğe
    Mastoid osteom: Olgu sunumu
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2018) Şahin, Caner
    Temporal kemikte osteom literatürde nadiren izlenen bir osteoblastik benign lezyondur. Lezyon kulak arkasında yavaş büyüyen sert, kozmetik sorunlara yol açabilen kitle lezyonuna neden olur. Lezyon takip ya da bazı vakalarda cerrahi olarak tedavi edilir. Vaka takdimimizde temporal kemiğin mastoid segmentinde mevcut osteom literatür eşliğinde sunulmuştur.
  • Öğe
    Rabdomyolize bağlı akut böbrek yetmezliği gelişen İntradural servikal ateşli silah yaralanması
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2018) Özkal, Birol
    Spinal yaralanmalar sık karşılaştığımız, mortalite ve morbiditesi oldukça yüksek travmalardır. Spinal ateşli silah yaralanması nedeniyle rabdomyolis bu vakaların yaklaşık yarısında karşılaştığımız bir durumdur. Rabdomyolizis, vücuttaki kasların hızlı bir şekilde hasar görmesi ve ortaya çıkan yıkım ürünleri dolayısı ile ortaya çıkan tablodur. Ortaya çıkan yıkım ürünlerinin miktarı kaslardaki hasarın büyüklüğü ve şiddeti ile ilişkilidir. Yıkım ürünleri böbreklerin temizleyebileceğinden daha fazla olduğunda böbrek yetmezliği hatta ölüm gözlenebilir. Omurgada Servikal bölge en az ateşli silah yaralanmasına maruz kalan ve mortalitesi en yüksek spinal bölgedir. Servikal bölge yaralanmalarında çok miktarda kas grubunda pleji ve parezi gelişme riski olduğundan, çok daha sıklıkla rabdomyolizis gözlenmektedir. Bu yazıda servikal spinal ateşli silah yaralanmasına bağlı rabdomyolizis ve böbrek yetmezliği gelişen bir olguyu sunduk.
  • Öğe
    Cerrahi hastalarda malnutrisyon sıklığı ve morbidite ile mortalite üzerine olan etkileri
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2018) Güler, Yılmaz; Tireli, Mustafa
    Amaç: Genel cerrahi servisine yatırılan benign ve malign hastalığı olan hastalardaki malnutrisyon sıklığını saptamak, malnutrisyonun tanınmasında kullanılan yöntemleri değerlendirmek ve malnutrisyonun postoperatif komplikasyon gelişimindeki rolünü incelemektir. Hastalar ve Yöntem: Şubat 2004 – Mayıs 2005 tarihleri arasında Genel Cerrahi kliniği’nde opere edilen 723 hastada, beş ayrı yöntemle (nutrisyonel risk indeksi, subjektif global değerlendirme, kilo kaybı oranı, serum albümin düzeyi, vücut kitle indeksi ) malnutrisyon sıklığı araştırıldı. Medikal tedavi alan hastalar çalışmaya dahil edilmedi. Hastalar uygulanan nutrisyonel destek, komplikasyon ve mortalite yönünden takip edildi. Bulgular: Toplam malnutrisyon oranı %30.5, ağır malnutrisyon oranı %8.9 olarak tespit edildi. Benign hastalığı olanlarda %25.8, malign hastalığı olanlarda ise %53.3 malnutrisyon saptandı. Toplam ve hafif malnutrisyonu tespit etmede en yüksek sıklık, Nutrisyonel Risk İndeksi ile elde edildi. Ağır malnutrisyonu tanımada yöntemler arasında fark saptanmadı. Malnutrisyonu olmayan hastalarda %10.9, malnutrisyonu olan hastalarda ise %28.6 oranında komplikasyon gelişti. Sonuç: Malnutrisyon, cerrahi hastalarda sık karşılaşılan, komplikasyon ve mortalite riskini önemli derecede arttıran klinik problemlerden birisidir. Preoperatif dönemde malnutrisyonun tespit edilerek, ihtiyaç gösteren hastalara nutrisyonel desteğin uygulanması halinde, komplikasyon sıklığı önemli derecede azaltılabilir.
  • Öğe
    Solitary fibrous tumor of urinary bladder in a female patient and transurethral enucleation of tumor
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2018) Akkoç, Ali; Söğütçü, Nilgün; Uçar, Murat
    Solitary fibrous tumors are rare neoplasms, initially defined in visceral pleura. Recently, they have been noticed to have ubiquitous distribution of human body. Solitary fibrous tumor of bladder is extremely rare especially in the females. We are presenting a bladder solitary fibrous tumor case of 62-years-old female patient who underwent transurethral enucleation instead of conventional transurethral resection of bladder tumor. According to our research, this is the fourth case of solitary fibrous tumor in a female urinary bladder in the literature.
  • Öğe
    Total diz artroplastisi sonuçlarımızın değerlendirilmesi
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2018) Kargın, Deniz; Serin, Erhan
    dönük olarak incelendi ve klinik sonuçlarımız güncel literatür eşliğinde tartışıldı. Hastalar ve yöntem: Bu çalışmaya Kliniğimizde TDP yapılan 51 hastadan yeterli takipleri bulunan 40 hastanın 65 dizi dâhil edilmiştir. Hastalara preoperatif ve postoperatif dönemde, Amerikan Diz Cemiyetinin (Knee Society) revize etmiş olduğu skorlama sistemleri yüz yüze görüşülerek doldurtularak değerlendirildi. Bulgular: Hastaların yaş dağılımı 54–75 (ortalama 61.15) idi. Takip süresi ise 11–74 ay (ort.29.3 ay) arasında değişiyordu. Ameliyat öncesinde hastaların diz hareket açıklığı 60°-95° (ort.77.3°) arasında değişmekte iken ameliyat sonrası dönemde 100°–120° (ort.114.4°) arasında idi (p=0.03). Olguların radyolojik değerlendirmelerin de; ameliyat öncesi dönemde 60 dizde (%92.3) varus dizilimi, 5 dizde (%7.7) ise valgus dizilimi mevcuttu. Ameliyat sonrası dönemde ise 14 dizde (%21.5) varus dizilimi, 19 dizde (%29.2) nötral dizilim, 32 dizde (%49.3) ise valgus dizilimi mevcuttu. Skoru ise; ameliyat öncesi dönemde 35– 68 (ort.44.8) arasında; kötü? olarak değerlendirildi, Ameliyat sonrası dönemde ise diz skoru 72–96 (ort.86.3) arasında iyi olarak bulunmuştur. Sonuç: Total diz protezi cerrahisi özellikle konservatif tedavilere yanıt vermeyen ileri eklem dejenerasyonu ve destrüksiyonu olan ve şiddetli diz ağrısı çeken hastalar için ağrının giderilmesinde başarılı bir tedavi yöntemidir.
  • Öğe
    Santral sinir sistemi tümörlerinin görüntülenmesi
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2018) Tosun, Alptekin; Şerifoğlu, İsmail
    Çoğu santral sinir sistemi (SSS) tümörlerinin ve tümör olmayan lezyonların oldukça benzer görünümler sergilemesinden dolayı rutin Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) sekanslarının özgüllükleri bunları ayırmada yetersizdir. SSS tümörlerinin ayırıcı tanısında anahtar unsurlar, lezyonun lokalizasyonu (intra- veya extra-aksiyel, infraveya supra-tentoriyal) ile birlikte hastanın yaşıdır. Multiparametrik MRG tekniklerini (Spektroskopi, Difüzyon Ağırlıklı Görüntüleme, Difüzyon Tensor Görüntüleme, Perfüzyon Ağırlıklı Görüntüleme, Fonksiyonel MRG), tümörün mikroskobik ve fonksiyonel davranışına ilişkin (hücresel yoğunluk, neo-vaskularizasyon, kapiller sızıntı ve metabolitler gibi) bilgiler sunar. İleri multiparametrik görüntüleme teknikleri SSS tümörü olan hastaların teşhisi, yönetimi ve takibinde kesin ve güvenilir invaziv olmayan bir yöntem sunar.
  • Öğe
    Sağlık hizmetleri ve hasta memnuniyeti
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2018) Yazan, Tevfik; Şengül, Serkan; Girgin, Ahmet
    Amaç: Çalışmanın amacı, Alaaddin Keykubat Üniversitesi Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi polikliniklerine başvuran yabancı turistlerin memnuniyet düzeylerinin belirlenmesidir. Yöntem: Anket yöntemi uygulanan bu çalışmada veri toplama formu iki bölümden oluşmuş olup birinci bölümde hastaların kişisel sosyal özelliklerinin saptanmasına yönelik sorular ve ikinci bölümde ise hasta memnuniyetine yönelik çoktan seçmeli 5’li likert tipi 30 adet sorudan oluşan ölçek kullanılmıştır. Bu amaç doğrultusunda faktör analizi yöntemi kullanılmıştır. Demografik değişkenlerin her biri için ise varyans analizleri uygulanmıştır. Bulgular: Varyans analizleri sonucunda ‘hastane fiziksel düzeni’ faktörü ile cinsiyet grupları arasında anlamlı bir farklılığın olduğu, ‘poliklinik işlemleri’, ‘doktorlar’ ve ‘uluslararası hasta birimi’ faktörleri açısından “Alanya’da Bulunma Nedeni” arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olduğu, UHB faktörü açısından eğitim seviyesi grupları arasında istatistiksel olarak bir farklılığın olduğu, PI ve Dr faktörleri açısından yaş grupları arasında istatistiki olarak farklılığın olduğu, her iki grupta da 65 ve üstü yaş grubunda yer alan kısa veya uzun süreliğine Alanya’da bulunan yabacı turistlerin cevaplarının sıra değerlerinin ortalamasının en yüksek olmasından dolayı farklılığın kaynaklandığı tespit edilmiştir. Sonuç: Çalışmamızda; yüksek eğitim seviyeli, yaşlı ve uzun süre Alanya’da bulunan hastaların hastane hizmetlerinden memnuniyeti yüksek olarak bulundu.
  • Öğe
    A rectovaginal fistula treated by ligation of intersphincteric fistula tract method
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2018) Çalış, Hasan; Özlem, Nuraydın
    Rectovaginal fistulas are epithelial-lined communications between the rectum and vagina. A number of surgical options are available for patients with rectovaginal fistulas. In this manuscript, a case having rectovaginal fistula and treated by ligation of intersphincteric fistula tract method was presented. Twenty-seven years old woman had low settled rectovaginal fistula. We decided to operate like an anal fistula and we performed ligation of intersphincteric fistula tract method. The patient was followed postoperatively for 3 months and she had no complaint. As much as we know, this is a rare case in the literature who was performed ligation of intersphincteric fistula tract method.
  • Öğe
    İnfertil erkeklerde varikoselektominin semen analizi ve gebelik üzerine etkiler
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2018) Öğreden, Ercan; Oğuz, Ural; Çırakoğlu, Abdullah; Benli, Erdal; Demirelli, Erhan; Yalçın, Orhan
    Amaç: Primer infertil erkeklerde mikroskobik varikoselektomi ameliyatının semen analizi ve gebelik üzerine etkilerini değerlendirmeyi amaçladık. Hastalar ve Yöntem: İki merkezde 2009-2014 yılları arasında, tek taraflı ya da bilateral mikroskobik varikoselektomi yapılan hastaların verileri retrospektif olarak incelendi ve kayıtları tam olan 180 primer infertil hasta çalışmaya dahil edildi. Tüm hastalarda büyüteç olarak mikroskop ya da loop kullanılarak işlem gerçekleştirildi. Hastaların preoperatif ve postoperatif sperm parametreleri ve spontan gebelik oranları karşılaştırıldı. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 29.6 (17-46) yıl idi. 99 (%55) hastada cerrahi sonrası spontan gebelik sağlanırken, 81 (%45) hasta yardımcı üreme yöntemleri için infertilite polikliniğine yönlendirildi. Sperm parametreleri irdelendiğinde, konsantrasyonunda düzelme saptanan hasta oranı %22.7; hareketlilikte (a+b) düzelme saptanan hasta oranı %59.4; morfolojide düzelme saptanan hasta oranı oranı ise %51.1 olarak tespit edildi (p<0.05). Sonuç: Bu çalışma, literatür verileriyle uyumlu olarak primer infertil hastalarda mikroskopik varikoselektominin semen analizi ve gebelik üzerine olan olumlu katkısını ortaya koymuştur.
  • Öğe
    Erişkin tibia diafiz kırıklarının cerrahi tedavisinde kilitli intramedüller çivi uygulaması
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2018) Daşar, Uygar; Mutlu, Tansel; Ülker, Ahmet; Satılmış, Ahmet Burak; Ersan, Önder
    Amaç: Erişkin tibia cisim kırıklarında uygulanan oymalı kilitli intramedüller çivi kullanımının yerini ve etkisini değerlendirmek. Hastalar ve Yöntem: Tibia diafiz kırığı nedeniyle oymalı kilitli intramedüller çivi uygulaması yapılan toplam 48 erişkin hasta çalışmaya dâhil edildi. Hastaların 27'si (%56,25) erkek, 21’i (%43,75) kadındı. Hastalarımızın yaş ortalaması 42,6(18- 59) olarak tespit edildi. 29 kırık vakası sağ bacakta iken 19’u sol bacakta idi. Kırık sınıflamasında AO sınıflaması kullanılmış olup iki vaka dışında tüm vakalara fibula kırığı eşlik etmekteydi. Hastaların yaralanma mekanizması, başvuru zamanı, ameliyat tarihi, kaynama zamanı olarak röntgenogramda 3 kortekste köprüleşme görülmesi, işe geri dönüş zamanı, dizilim bozukluğu ve eklem hareket açıklığına bakıldı. Bulgular: Hastalarda ortalama kaynama zamanı 14,2±2,5 hafta, ortalama işe dönüş zamanı ise 18,4±3,6 hafta olarak bulundu. Açık kırık olan 10 hastadan bir tanesinde yüzeyel enfeksiyon, iki tanesinde psödoartroz, bir tanesinde ise kaynama gecikmesi olmuştur. Dört hastada ise distal kilitleme vidasında kırılma meydana geldi. Yüzeyel enfeksiyon gelişen hastada kaynama 22 ay gecikme şeklinde oldu; dinamizasyon sağlanarak ve parenteral antibiyotik tedavisi verilerek tedavi edildi. Sonuç: Erişkin tibia cisim kırıklarında uygulanan intramedüller çivileme tedavisinin yüksek başarı oranı ve komplikasyon oranının düşüklüğü nedeniyle uygun bir cerrahi tedavi metodu olduğu ve halen altın standart tedavi olarak kabul edilmesi sonucuna varılmıştır.
  • Öğe
    Bilateral pink pulseless hand as a result of brachial artery catheterisation
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2018) Öztürk, İbrahim Avşin; Köse, Ahmet; Engin, Muhammed Çagatay; Topal, Murat; Bilge, Ali
    In emergency services, Intravenous catheters are most useful instruments to hidrate patients, administrate drugs fast and get serial blood sample with a single invasive procedure emergency departments. Accidentally, the venous catheters may be introduced into arteries ending up with pulseless hands. Following up pink pulseness hands is an important concept to rescue the extremity. The presented case is a 3-days old infant with no trauma history to the upper extremities but showing up with bilateral, pink, pulseless hand secondary to accidental arterial vascular injury during venous catheterization. Pink pulseness hand treatment is still controversial in the literature. In pink pulseness hand cases where close monitoring can be applied, good results are obtained without surgical exploration.
  • Öğe
    Isokinetic evaluation of adolescent athletes with os good schlatter disease
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2018) Aydin, Canan Gonen; Kargın, Deniz; Bayhan, Avni İlhan; Ercan, Sabriye; Örsçelik, Aydan
    Aim: Os Good Schlatter Disease (OGS) is a common condition for sportspeople during the growth period. The etiology is still unclear. Its definition is traction apophysis. The OGS knees are thought to have stronger muscle power. The aim of this study is to evaluate muscle strength in OGS knees. Materials and methods: We examined 96 athletes who applied to our clinic. We evaluated the muscular strength by separating the knees in two groups as the knees with OGS and without OGS. Knee muscle strength was measured in 60 and 180 degrees/second with isokinetic dynamometer CYBEX NORM (CSMI Humac Norm, ABD). Peak torque (PT), peak torque/body weight (PT/BW) and agonist/antagonist (flexor/extensor, AG/AN) values were collected. Independent samples t-test was used for statistical evaluation. Results: At 60 degrees, we found a significant difference between PTE, PTF, PT / BW E and PT / BW F (p= 0.02, p= 0.002). PTE, PDF, PT/ BWF were statistically significant also at 180 degrees (p= 0,00 ). Conclusion: Muscle strengths of the non-OGS group were statistically stronger than those of OGS group. In order to demonstrate better performance of the athletes with OGS, training plans should be conducted to increase their muscle strength.
  • Öğe
    Epidemik dönemde Şanlıurfa ili pandemik H1N1 influenza olgularının klinik değerlendirmesi
    (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2018) Kazanasmaz, Halil; Gümüş, Hüseyin; Solmaz, Abdullah; Genç, Şakir; Geter1, Süleyman
    Amaç: Bu çalışmada; influenza benzeri hastalık tanımına uyan ve hastaneye yatırılan 75 olgu ile ilgili deneyimlerimizin paylaşılması amaçlandı. Hastalar ve Yöntem: PZR (polimeraz zincir reaksiyonu) yöntemiyle RNA (ribonükleik asit) tespit edilmiş pandemik 2009 influenza pozitif olgular ile negatif olguların yaş, cinsiyet ve altta yatan hastalık ilişkileri, laboratuvar ve radyolojik görüntüleme sonuçları, hastanede ve yoğun bakımda yatış süreleri ve taburculuk şekilleri karşılaştırıldı. Bulgular: Her iki grup arasında cinsiyet dağılımı, yaş ve akciğer grafisi bulguları açısından anlamlı bir fark görülmedi. Gruplar arası laboratuvar parametrelerinden CRP(C-reaktif protein) ve platelet düzeyleri karşılaştırıldığında arada anlamlı fark bulunurken beyaz küre, hemoglobin, nötrofil ve lenfosit sayıları açısından arada anlamlı fark bulunmadı. H1N1 pozitif grupta ortalama CRP miktarı H1N1 negatif gruba göre anlamlı olarak daha yüksek düzeyde bulundu. H1N1 pozitif grupta ortalama platelet miktarı anlamlı olarak H1N1 negatif gruba göre daha düşük bulundu. Sonuç: Pandemik H1N1 influenza olgularının klinik takipleri oldukça önemlidir. Altta yatan kronik hastalık zemininde pandemik influenzanın (H1N1) bazı vakalarda fatal seyredebileceği düşünüldü.