Yazar "Yelgen, Esin" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 10 / 10
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe BİLGİ ASİMETRİSİNİN ÖNLENMESİNDE ULUSLARARASI FİNANSAL RAPORLAMA STANDARTLARINI (UFRS) BENİMSEMENİN ÖNEMİ: BİR LİTERATÜR ARAŞTIRMASI(2021) Yelgen, EsinUluslararası çapta yaşanan skandallar (Enron, Toshiba Corporation vb.), yatırımcıların mali bilgilerinin güvenilirliğini sorgulamalarına neden olmuştur. Mali bilgilerin, şirket yöneticileri tarafından kasıtlı olarak manipüle edilmesine bilgi asimetrisi denmekte ve yaşanan skandallarla beraber bilgi asimetrisi kavramı, muhasebe-finans literatüründe en çok tartışılan kavramlardan birisi haline gelmektedir. Diğer taraftan dünya çapında benimsenen Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS)’nın, mali bilgilerin kalitesini yükselttiği, şeffaflığı ve güvenilirliği arttırdığı kabul edilmektedir. Bu kapsamda çalışmanın amacı, UFRS’nin benimsenmesi ile beraber muhasebe uygulamalarında ortaya çıkan farklılıkların bilgi asimetrisinin azaltılmasında etkili olup olmadığını literatür araştırması yöntemiyle teorik temelde incelemektir. Çalışma, Türkiye’de muhasebe–finans alanında bilgi asimetrisi konusunda az sayıda çalışmanın yapılmış olması, bilgi asimetrisinin muhasebe–finans alanında birçok konuyla ilişkisini ele alması ve özellikle bilgi asimetrisinin azaltılmasında UFRS’yi benimsemenin öneminin anlaşılması konularında literatüre katkı sağlaması öngörülmektedir. Literatür incelendiğinde, çalışmaların çoğunda, UFRS’yi benimsemenin bilgi asimetrisini azalttığı sonucuna ulaşıldığı görülmüştür.Öğe Bobi FRS açısından maddi duran varlıkların muhasebeleştirilmesi(2018) Yelgen, Esin; Uyar, SüleymanBüyük ve Orta Boy işletmeler için Finansal Raporlama Standardı (BOB? FRS), bağımsız denetime tabi olup Türkiye Finansal Raporlama Standartlarını (TFRS) uygulamayan şirketlerin (MSUGT’i uygulayan işletmelerin) isteğe bağlı olarak uygulayacakları finansal raporlama çerçevesidir. BOB? FRS seti, uluslararası muhasebe ve finansal raporlama uygulamalarıyla ve AB düzenlemeleriyle uyumlu olarak Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) tarafından hazırlanarak 29/07/2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu tebliğe göre; şirketler 01/01/2018 tarihi ve sonrasında başlayan hesap dönemlerinde gerçeğe uygun, ihtiyaca uygun ve karşılaştırılabilir bilgi sağlamak amacıyla münferit ve konsolide finansal tablolarını BOB? FRS’ye göre hazırlamaları gerekmektedir. Yapılan bu çalışmada, ilk olarak BOB? FRS’yi uygulayacak olan şirketlere ilişkin genel bir değerlendirme yapılmıştır. Ardından, şirketlerin bilançolarında önemli bir paya sahip olan maddi duran varlıkların (MDV) BOB? FRS’ye göre muhasebele?tirme esasları ele alınmıştır. Bu kapsamda çalı?manın amacı, BOB? FRS açısından maddi duran varlıklara ilişkin ilk kayda alınma, muhasebeleştirilme ve bu varlıklarla ilgili amortisman ve değer düşüklüğü konularını ayrıntılı şekilde açıklamaktır.Öğe Covıd-19 Sonrası Dönemde Muhasebe Eğitiminin Geleceği(Atatürk Üniversitesi, 2022) Yelgen, EsinAmaç: COVID-19 salgının yeni varyantlarla devam ettiği bu günlerde yeni eğitim-öğretim dönemini açmaya hazırlanan eğitmenler, öğrenciler ve ebeveynler eğitim-öğretimin nasıl gerçekleşeceği, ne yapılması, nasıl davranılması gerektiğine dair oldukça karmaşık hisler içerisinde bulunmaktadırlar. Yeni normal ve COVID-19 sonrası dönemde, ortaya çıkan fırsatlar ve zorluklar ışığında eğitimin yeniden planlanması gerekmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, öğretmenlerin ve öğrencilerin motivasyonunda değişikliklerin beklendiği yeni normal dönemde, muhasebe öğrencilerini gelecekteki işyerlerine daha iyi hazırlayabilmek için muhasebe eğitiminde öğretme ve öğrenme sürecinde yapılması gereken değişikliklere odaklanmaktır. Yöntem: Bu nedenle çalışmada, muhasebe eğitiminin geleceği ile ilgili güncel literatürü kapsamlı bir şekilde ele alan teorik bir yaklaşım benimsenmiştir. Bu alanda yayınlanan uluslararası raporlar, ulusal ve uluslararası çalışmalar çeşitli kriterler açısından değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda, başlığında “COVID-19 sonrası dönemde Muhasebe Eğitimi”, “Muhasebe Eğitiminin Geleceği”, “Muhasebe Eğitiminde Öğretme-Öğrenme Ortamı”, ve “Muhasebe Eğitiminde Öğretme-Öğrenme Yöntemleri” gibi ifadeler geçen 20 adet ulusal, 60 adet uluslararası çalışma ve 5 adet uluslararası sektör raporu incelenmiştir. Ayrıca çalışma kapsamında Avrupa’da ve Türkiye’de bulunan 26 üniversitenin web sayfaları da incelenmiştir. Bulgular: Literatür taraması sonucunda muhasebe eğitiminde müfredat, öğretim ortamı ve öğretim yöntemleri olmak üzere değişmesi gereken 3 sorunsal tespit edilmiştir. Diğer taraftan incelenen üniversiteler arasında müfredatların çoğunda teori ile uygulama arasında boşluk olduğu görülmüştür. Sonuç: Bu yüzden çalışmada, değişen şartlara uyum sağlayabilmek için muhasebe eğitiminde olası öğretim ortamlarına, müfredatlara eklenebilecek yeni derslere ve aktif öğrenme yöntemleri kullanımlarına yönelik örnekler verilmiştir. Çalışmanın, COVID-19 sonrası dönemde muhasebe eğitimi ile ilgili mesleğin beklentilerinin karşılanabilmesi için belirlenen değişiklikler çerçevesinde eğitim politika yapıcılarına, uygulayıcılara ve araştırmacılara önerilerde bulunarak literatüre katkı sağlaması öngörülmektedir.Öğe İşletmelerde Değeri Etkileyen Faktörler1(2016) Yelgen, Esin; Uyar, Süleymanİşletmeler, yoğun rekabet koşullarında varlıklarını devam ettirebilmek için birçok strateji uygulamak durumunda kalmaktadır. Bu stratejiler arasında halka açılma, özelleştirme, birleşme ve satın almalar, kredi çekme, portföy çeşitlendirme vb. sayılabilir. İşletme sahiplerinin veya yöneticilerinin bu işlemleri gerçekleştirme noktasında karşılaştıkları en önemli problem, işletmelerinin gerçeğe en uygun değerini belirlemektir. İşletme değerini belirleme aşamasında WACC, CAPM, ROIC ve NOPLAT değerlerinin hesaplanmasında kullanılan formüllerin varsayımlara dayanması, genel kabul görmüş formüllerin olmaması objektif değerleme yapılmasını zorlaştırmakta ve karmaşaya neden olmaktadır. Bu nedenle yapılan çalışmada gerçek veriler kullanılarak bu değerlerin nasıl hesaplanacağının gösterilmesi amaçlanmıştır.Öğe Muhasebe eğitimi ve Y kuşağı(2018) Yelgen, Esin; Uyar, SüleymanYaklaşık aynı zamanlarda doğan ve ortak özelliklere sahip olan bireylerin oluşturduğu gruplara kuşak denmektedir. Kuşaklar temel olarak; gelenekselciler, bebek patlaması, X, Y ve Z kuşakları olarak sınıflandırılmaktadır. 1980-2000 yılları arası doğanlara Y kuşağı denmekte olup son zamanlarda yapılan birçok çalışmada bu kuşak araştırmanın konusunu oluşturmaktadır. Eğitim sürecinin etkinliğinde rol oynayan başlıca unsurlar; öğrencilerin karakteristik özellikleri ile ilgi seviyeleridir. Teknoloji ile birlikte toplumsal düzeyde yaşanan gelişmeler, bireylerin özellikleri ile beraber öğrenme alışkanlıklarını da değiştirmektedir. Muhasebe biliminin yapısı temelde kurallar bütününden oluşmakta olup diğer alanlar gibi muhasebe bilimi de bu değişimden eğitici-öğrenci düzeyinde etkilenmektedir. Y kuşağının teknoloji kullanımı, alışkanlıkları, mobil ve mobilite algıları göz önünde bulundurulduğunda muhasebe eğitimi ile bu kuşak arasında bazı özellikli durumların ortaya çıkması muhtemeldir. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde yapılan bu çalışmada kuşak kavramı, kuşakların sınıflandırılması ve Y kuşağının farklılaşan özellikleri incelenmiş, Y kuşağı bağlamında muhasebe eğitiminin yapısı ve muhasebe eğitiminde izlenebilecek yöntemlere değinilmiştir. Daha sonra, Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, İşletme Fakültesinde lisans düzeyinde muhasebe eğitimi alan Y kuşağı öğrencilerinin karakteristik özellikleri, muhasebe dersine ilişkin algıları, muhasebe eğitimi ile ilgili öğretim teknik ve yöntemlerine ilişkin düşünceleri anket yöntemi kullanılarak araştırılmıştır. Çalışmanın sonucunda muhasebe eğitiminin Y kuşağı öğrencilerine daha etkin bir şekilde nasıl aktarılabileceğine ilişkin öneriler ortaya konulmuştur. Elde edilen bulgular, üniversiteler ve eğitim camiası başta olmak üzere siyasiler ve yerel yönetimler de dahil olmak üzere, tüm paydaşların ilişkide bulundukları kuşakların özelliklerine dikkat edilmesinin bir gereklilik olduğunu ortaya koymaktadır.Öğe The impact of COVID-19 on volatility spillover between bitcoin and Turkish financial markets(IGI Global, 2022) Arı, Yakup; Yelgen, Esin; Uçak, HarunThe aim of this study is to examine the volatility spillover between bitcoin and Turkish financial markets for the pre-COVID-19 and COVID-19 periods. Using GARCHbased volatility spillover indices, the authors find that BTC-USD was a volatility transmitter in the pre-COVID-19 period but has become the main volatility receiver in the COVID-19 period, and its net volatility transmission fell from 0.7% to -10.84%. Moreover, they concluded that the total spillover index increased from 12.49% to 15.25% indicates a low connectedness between the markets in both periods and the error variance in markets is on average 15.25% originated from other markets in the COVID-19 period. © 2021, IGI Global.Öğe The Role of Energy on the Price Volatility of Fruits and Vegetables: Evidence from Turkey(Firenze Univ Press, 2022) Ucak, Harun; Yelgen, Esin; Ari, YakupIn agricultural economics, fluctuations in food prices and the factors affecting these fluctuations have always been an important research topic. From production to delivery to consumers, the supply chain of agricultural products has a dynamic structure with continuous changes. In this dynamic process, analyzing the intensive use of energy at each stage has gained more importance with its deepening effects in comparison to the past. This study will empirically explore the volatility spillovers between energy price index and fruit-vegetables price index in the period of 2007-2020 in Turkey using the Kanas and Diebold-Yilmaz approaches. According to the results obtained from the Kanas approach in the study, it has been observed that there is a statistically significant volatility spillover from the energy price index to the vegetable price index, whereas there is no statistically significant volatility spillover to the fruit price index. This finding was supported by the results obtained from the Diebold-Yilmaz approach showing that there is a volatility spillover of 13.52% to the vegetable price index and 0.86% to the fruit price index from the energy price index.Öğe The volatility connectedness among fertilisers and agricultural crop prices: Evidence from selected main agricultural products(Czech Academy Agricultural Sciences, 2022) Ucak, Harun; Ari, Yakup; Yelgen, EsinThe price of fertiliser, which is one of the most important inputs of agricultural production, has increased significantly in recent years. In this study, we empirically analysed the effect of volatility in fertiliser prices on selected agricultural products by using the Diebold-Yilmaz connectedness approach, which is based on time-varying parameter (TVP) vector auto-regression (VAR). The findings showed that the spread of volatility and the interconnectedness be-tween these variables increased in times of crisis and that the risk pass-through was due to fertiliser prices. However, empirical results showed that the price volatility of phosphate rock and urea was highly correlated to the volatility of other products. Furthermore, we found that sugar, soybean and cotton were the agricultural products most vulner-able to the effects of external shocks.Öğe The volatility connectedness between chicken and selected crops(Taylor & Francis Ltd, 2024) Ucak, Harun; Yelgen, Esin; Ari, YakupThis study focuses on the examination of volatility connectedness between selected agricultural commodities and chicken meat prices. To achieve this, monthly price data for soybeans, maize, wheat, and chicken meat were gathered from January 1990 to January 2023. Commodity volatilities were estimated using EGARCH, revealing the highest average volatility in soybean prices. Nevertheless, the peak volatility value was observed in chicken meat prices. The connectedness of the volatilities was demonstrated through the application of the TVP-VAR-based Diebold-Yilmaz approach. The results showed a Total Connectedness Index of 34.35%, indicating that about one-third of the forecast error variance of the variables arises from their relationships within this network. It was also found that chicken meat and wheat acted as net volatility transmitters, while soybeans and maize served as net receivers. In addition, the data unveiled the strongest bilateral relationship existing between soybeans and maize, and the weakest between chicken meat and wheat. Lastly, the Dynamic Total Connectedness Index proved effective in approximating significant shock and crisis periods that occurred throughout the given timeframe.Öğe YEŞİL MUHASEBE VE UYGULAMA ÖRNEKLERİ ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA(2022) Yelgen, Esinİklim değişikliğinin ve insanoğlunun bilinçli veya bilinçsiz faaliyetlerinin doğa üzerindeki olumsuz etkilerine daha fazla maruz kaldığımız son yıllarda işletmeler, sosyal sorumluluk anlayışları çerçevesinde doğayı bir paydaş olarak görmeye başlamışlardır. Özellikle çevresel sorunlara dikkat çeken işletme yönetimlerinin, düzenlemeler veya kısıtlamalar yoluyla doğayı koruma amaçlı faaliyetlere destek olma, enerji üretimi/tüketimi, açığa çıkan karbondioksit miktarı veya toprak/su/hava kirliliği gibi konularla yakından ilgilendikleri görülmektedir. Diğer taraftan işletmeler, içinde faaliyet gösterdikleri doğayı koruma veya kullanma amaçlarına yönelik ortaya çıkan önleyici, azaltıcı ve onarıcı bir takım çevresel ek maliyetlere katlanmaktadırlar. Bu noktada ortaya çıkan yeşil muhasebe uygulamaları, işletmelerin çevresel maliyetleri içselleştirmeleri gerekliliği üzerine dayanmaktadır. Yani, yeşil muhasebe veya bir diğer ismi ile çevre muhasebesi, işletmelerin normal üretim maliyetleri ile beraber çevresel maliyetleri faaliyetlerinin finansal sonuçlarına entegre etmeye çalışan bir muhasebe türüdür. Böylece, yeşil muhasebe uygulamalarıyla işletmelerin kaynak kullanımlarını ve eko-sistem üzerinde ortaya çıkan maliyetlerini de belirlemek mümkün olmaktadır. Bu bağlamda çalışma, yeşil muhasebe ile ilgili güncel literatürü inceleyerek, çevre maliyetlerinin neler olduğunu, bu maliyetlerin mevcut muhasebe sistemi içinde nasıl yer alması gerektiğini ve nasıl muhasebeleştirilmesi gerektiğini örnekler üzerinden açıklamayı amaçlamaktadır. İşletmelerin yürütmüş oldukları çevresel faaliyetler, kayıt altına alınsa dahi mevcut muhasebe sisteminde üretilen mali tablolardan bu faaliyetlerin neler olduğu bilgi kullanıcıları tarafından anlaşılamamaktadır. Bu yüzden çalışmada, çevresel maliyetlerin mevcut muhasebe sistemi içinde nasıl muhasebeleştirildiği açıklandıktan sonra, çevresel faaliyetleri tüm paydaşlar nezdinde izlenebilir kılacak öneriler getirilmiştir. Böylelikle işletmeler, muhasebenin temel kavramlarından biri olan sosyal sorumluluk kavramının gereğini de yerine getirmiş olacaktır. Çalışmanın, çevresel maliyetlerin tespit edilip muhasebeleştirilmesi ve ayrıca çevreye karşı daha duyarlı olunmasına yönelik farkındalık yaratması bakımından mevcut literatüre katkı sağlaması öngörülmektedir.












