Yazar "Soylu, Fatma Esra" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 7 / 7
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Epistemological and Ontological Indeterminism: Hayek and Schumpeter(Savez Ekonomista Vojvodine, 2024) Soylu, Fatma EsraThe aim of this article is to compare and contrast the ideas of Friedrich von Hayek and Joseph Alois Schumpeter, who both adopted an indeterminist approach in their economic analyses, through a discussion of their relative strengths and weaknesses. The analysis makes extensive references the ideas of Karl Popper and Roy Bhaskar because of their profound impact on philosophical as well as economic thought. The article examines the indeterminism that marks the theories of Hayek and Schumpeter from an ontological and epistemological standpoint. More specifically, it addresses Popper and Hayek on the side of epistemological indeterminism as they theorized indeterminacy on the basis of the uncertainty of the future, and temporality in general, as well as the everchanging and always incomplete nature of knowledge, whereas it analyzes Bhaskar and Schumpeter as ontological indeterminists who saw indeterminacy as resulting from the nature of economic and social systems. The article's conclusion is that epistemological approaches to the study of indeterminacy are bound to remain within a static framework and that an ontological reasoning is needed for a transition to a dynamic framework. In other words, the reasons lying behind discontinuity in economic systems can be found only within the inherent characteristics of those systems. Therefore, any economic analysis should start with a careful assessment of the social reality's nature, because faulty assumptions about it will inevitably lead to disconnect between theory and practice.Öğe George Shackle’ın iktisadi analize katkısı: Kaleidik gerçeklik ve epistemolojik temelleri(2020) Soylu, Fatma EsraGeorge L.S. Shackle, ana akım iktisadın, düzenli ve dengeye eğilimli dünya tasavvuruna, gerçek dünyayı yansıtmadığı gerekçesiyle karşı çıkan bir iktisatçıdır. Avusturya İktisat Okulu’ndan Friedrich August von Hayek’in öğrencisi olarak çalışırken John Maynard Keynes’in fikirleriyle özellikle belirsizlik analiziyle tanıştıktan sonra, denge fikrinin, gerçek dünyayla uyumsuz olduğuna kanaat getirerek, yeni bir gerçeklik kavramsallaştırması yapmıştır. Gerçeklik, tıpkı bir kaleydoskoptaki görüntüler ve desenler gibidir. Başka bir deyişle, gerçeklik, belirsiz bir gelecekle karşı karşıya olan bireylerin hayal gücüyle şekillenen beklentileriyle şekillenmektedir. Tahmin edilebilir bir düzenin ve dengenin yokluğu ile tanımlanan “gerçek” dünyanın en belirgin özelliği ise, bu gerçekliği oluşturan bireylerin bilgisizliğidir. Shackle, iktisadi sistemlerdeki istikrarsızlığın sebebini, gerçekliğin doğasındaki belirsizlik olarak kavramsallaştırmasıyla ontolojik bir yaklaşıma sahipmiş gibi görünmektedir. Bu çalışmanın amacı, Shackle’ın, kaleidik gerçeklik yaklaşımını, bu yaklaşımı üzerine inşa ettiği zaman, belirsizlik, kararlar, beklentiler ve bunların iktisadi sistem üzerine etkileri aracılığıyla incelemektir. Kaleidik gerçeklik yaklaşımı, radikal bir yaklaşım olmasına rağmen, meseleyi zamansallık ve bilgi boyutunun dışına çıkaramaması bu radikal bakış açısının ortaya koyulmasına olanak vermemektedir. Çalışmada savunulan argüman ise bu analizin aslında epistemolojik bir yaklaşım olduğunu öne sürmektir. Ekonomik sistemlerde süreksizliğin ardında yatan nedenler geleceğin belirsizliği ve genel olarak zamansallığın yanı sıra bilginin sürekli değişen ve her zaman eksik olan doğası değildir; ekonomik sistemlerde süreksizliğin arkasında yatan nedenler sadece bu sistemlerin doğasında var olan özelliklerde bulunabilir.Öğe HYMAN MINSKY'NİN "PARA YÖNETİCİ KAPİTALİZM" YAKLAŞIMININ FİNANSALLAŞMA ÇAĞINDA GEÇERLİLİĞİ(2025) Soylu, Fatma EsraBu çalışmanın amacı, Hyman Minsky’nin, “para yönetici kapitalizm” yaklaşımının finansallaşma olgusunu açıklamadaki yeterliliğine dair tespitlerde bulunmaktır. Bu amaçla çalışmada ilk önce finansallaşma olgusu eleştirel literatürde özellikle Marxist ve Post Keynesyen yaklaşımlarda ele alındığı biçimiyle incelenecek, ardından Minsky’nin kavramsal çerçevesine değinilecektir. Minsky, Keynes ve Schumpeter’den aldığı mirasla harmanladığı ve 2008 kriziyle gündeme gelen, temelinde finansal istikrarsızlığın yer aldığı analiziyle her ne kadar bir Post Keynesyen iktisatçı olarak bilinse de kendisinin finansallaşma olgusuna dair çalışmaları literatürde pek yer edinememiştir. Fakat aslında özellikle Post Keynesyen finansallaşma literatürü Minsky’nin öncü fikirlerinin etrafında gelişmiştir. Minsky’nin ayırt edici özelliği son 40-50 yıla damgasını vuran finansal yenilikler ve bunların sistemi istikrarsızlaştırıcı rolüne dair öncü ve kapsamlı çalışmaları yapan ilk isimlerden biri olmasıdır. Finansallaşma, evrimci bir perspektiften ele alınmalı ve bu evrimsel sürecin göbeğinde yer alan finansal yeniliklerin her zaman iyi sonuçlara yol açmayacağı kabul edilmelidir. Günümüz finansal mimarisi ve bu sistemin girdiği krizler incelendiğinde Minsky’nin haklılığı gözler önüne serilir. Böylelikle Minsky’nin “para yönetici kapitalizm” yaklaşımı ve finansal istikrarsızlık hipotezi ile yirmi birinci yüzyıl finansallaşmasına ışık tutmuş bir isim olduğu ileri sürülebilir.Öğe HYMAN MINSKY’NİN ANALİZİNDE AÇIK SİSTEM ONTOLOJİSİ(2020) Soylu, Fatma Esra; , Leyla; Özalp, HüseyinBu çalışmanın amacı, “açık sistem” ontolojisinin iktisat bilimi için gerekliliği savından hareketle,Hyman Minsky’nin finansal istikrarsızlıklara dair fikirlerinin “açık sistem” ontolojisi ile tutarlı olduğunusavunmaktır. Minsky, kapitalist ekonomilerin yaşadıkları krizleri, “beklenmedik bir şok” veya “dışsal unsurlaradayalı bir dengesizlik” şeklinde ele alan ana akımdan sıyrılan ve ayrıca krizleri ortaya çıkaran temelmekanizmayı da sistemin içsel işleyişinde arayan bir iktisatçıdır. Minsky çalışmalarının çoğunda, geçenyüzyılda yaşanan büyük kriz ve buhran sonrasında uygulamaya konan denetimlerin, kâr motifi ile hareket edenfinansal kurumların gerçekleştirdiği finansal yeniliklerce ihlal edilmesi üzerine yazmıştır ve benzer bir krizintekrar yaşanacağına işaret etmiştir. 2008 yılında yaşanan ABD kaynaklı krizden sonra tekrar gündeme gelenMinsky’nin finansal istikrarsızlık hipotezi, John Maynard Keynes ve Joseph Alois Schumpeter gibi iki önemliiktisatçının güçlü vizyonlarının bir sentezidir denebilir. Günümüz “finansallaşma” dönemini evrimci birperspektiften ele alan Minsky’nin inceleneceği bu çalışmayı diğerlerinden ayıran unsur ise günümüz kapitalistsisteminin aldığı biçimi ve yaşadığı istikrarsızlıkları anlama yolunda “açık sistem” ontolojisinin zaruri birvizyon olduğu ve Minsky’nin bu vizyona sahip olduğudurÖğe VEBLEN: PIONEER OF OPEN ECONOMIC REALITY(Univ Dubrovnik, 2022) Soylu, Fatma EsraIn this study, it is argued that the main failure of mainstream economics is its inability to establish a social ontology and Thorstein Veblen, the founder of the Institutional Economics school, has an important role in establishing this social ontology. Considering the social and economic reality as a closed system, which mainstream economics presupposes in the analysis, is the main reason behind its failure to produce solutions to real world problems. The necessity of an open system ontology is a common issue for heterodox schools of economics that opposes the mainstream. It will be argued that Veblen's analysis has the ideas that form the basis of this concept. First, the basic elements of the open system approach will be discussed. Then, it will be argued that the elements of the evolutionist approach, the relationship between structure-agent, the rejection of positivism and the cumulative causality in Veblen's analysis are consistent with the open system approach.Öğe Yeni Davranışsal İktisat, Metodolojik Bireycilik ve Toplumsalın Reddi(2023) Soylu, Fatma EsraBu çalışmanın amacı, iktisadi analizde yirminci yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkan yeni yaklaşımlardan olan yeni davranışsal iktisat yaklaşımına metodolojik olarak bir eleştiri sunmak ve bu eleştiri doğrultusunda bu yaklaşımın günümüz iktisadi problemlerinin toplumsal boyutunu ihmal etmesi sebebiyle başarılı bir yaklaşım olmaktan uzak olduğunu savunmaktır. Yeni davranışsal iktisat, Neoklasik iktisadın sert çekirdeği olan rasyonalite kavrayışına yönelttiği eleştirilerle, iktisadi gerçekliğin daha gerçekçi bir analizi için umut vadeden bir yaklaşım gibi görünmekteyse de ortodoksinin metodolojik çerçevesinde yer alan en problematik kısmı olan metodolojik bireycilik yaklaşımını miras olarak devralmış ve bir anlamda ortodoksi ile bağını tam olarak koparmamıştır. Metodolojik bireycilik yaklaşımı, tüm iktisadi analizi, iktisadi karar alma sürecine ve yalnızca temsili bireye indirgemektedir. Bu indirgemecilik ise iktisadi analizde sosyal yapının ihmali anlamına gelmektedir. Dolayısıyla yeni davranışsal iktisat, metodolojik yönelimi dolayısı ile yapısal iktisadi problemleri ıskalamaya devam etmektedir. İktisadi sistemin yapısal problemlerinin bireysel sorumluluklar haline getirildiği neoliberal evrede ortaya çıkan bu yeni yaklaşımın aynı zamanda neoliberal politika önerilerini meşrulaştırma görevi üstlendiği de aşikardır.Öğe Yeni Ekonomi Sosyolojisinde Sosyal Yapı: Eleştirel Gerçekçi Bir Kritik(2022) Soylu, Fatma EsraBu çalışmanın amacı; iktisat bilimini toplumla olan bağını kopardığı gerekçesiyle eleştiren ve bu bağı tekrar kurduğunu iddia eden Yeni Ekonomi Sosyolojisinin, sosyal yapı ontolojisinin yetersiz olduğunu ileri sürmektir. Yeni Ekonomi Sosyolojisinin, sosyal yapı kavramsallaştırması, kişiler arası ilişkiler olarak algılanan “sosyal ağlar” aracılığıyla açıklanmaktadır. Bu açıklama biçimi, sosyal gerçekliğin katmanlı ve tabakalaşmış yapısını göz ardı etmesi nedeniyle, analiz ampirik düzeyle sınırlanmış, indirgemeci bir analizdir. Çünkü sosyal gerçeklik yalnızca ampirik düzeyi değil reel ve aktüel düzeyleri de içermektedir. Eleştirel Gerçekçilik yaklaşımında ise sosyal yapılar, toplumda görülen olguları üreten mekanizmaların bulunduğu, sosyal gerçekliğin derin boyutunu oluşturur. Sosyal yapılar, sosyal ilişkileri ve pratikleri üreten ve ürettiklerine indirgenemeyen bir yapıdır. Bu indirgenemezlik, sosyal yapının, kişiler arası sosyal ilişkilerle veya sosyal ağlarla özdeş olmadığını gösterir. Sosyal yapılar, kişilerin eylemlerini mümkün kılan ve yine kişilerin eylemleriyle dönüştürme imkanına sahip olduğu ve ontolojik olarak kişilerden ve aralarındaki ilişkilerden/pratiklerden önce var olan yapılardır. Çalışma, iktisadi ve sosyal teori için gerekli sosyal yapı kavramsallaştırmanın, Eleştirel Gerçekçilik yaklaşımı tarafından sunulduğunu ileri sürmektedir.












