Yazar "Oksay, Taylan" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 5 / 5
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Can we predict preoperative tumor aggressivity with hemogram parameters in renal cell carcinoma? a novel calculation method(Springer, 2019) Uçar, Murat; Soyupek, Sedat; Oksay, Taylan; Özorak, Alper; Akkoç, Ali; Topçuoğlu, Murat; Koşar, AlimWe aim to investigate the prognostic significance of the hemoglobin X lymphocyte / neutrophil ratio (HLNR) and hemoglobin x lymphocyte / platelet ratio (HLPR) with tumor aggressivity in patients with renal cell carcinoma. We retrospectively analyzed 127 patients' data who had diagnosed as renal cell carcinoma between 2008 and 2019 in Suleyman Demirel University Hospital. Tumor and patient characteristics, hemoglobin, neutrophil, lymphocyte, platelet values HLNR and HLPR were calculated in preoperative hemogram parameters. The relationship between tumor pathological stage, Fuhrman nuclear grade and tumor necrosis with HLPR and HLNR analyzed with statistically. There was a negative correlation between pathologic stage, Fuhrman nuclear grade and tumor necrosis with HLNR. P values are 0.003, 0.012 and 0.015 respectively. HLNR was lower in patients with high pathologic stage, high Fuhrman nuclear grade and accompanying tumor necrosis positiveness. There was a negative correlation between pathologic stage, Fuhrman nuclear grade and tumor necrosis with HLPR. P values are 0.001, 0.014 and 0.047 respectively. HLPR was lower in patients with high pathologic stage, high Fuhrman nuclear grade and accompanying tumor necrosis positiveness. High pathological stage, high Fuhrman nuclear grade and existence of tumor necrosis are associates with preoperative low HLNR and low HLPR in renal cell carcinoma patients. They can be used as prognostic markers in patients with renal mass preoperatively.Öğe Laparoskopik radikal prostatektomi deneyimlerimiz: Tek merkez sonuçları(Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2017) Uçar, Murat; Akkoç, Ali; Oksay, Taylan; Çapkın, Tahsin; Soyupek, Sedat; Koşar, AlimAmaç: Kiliniğimizdelaparoskopik radikal prostatektomi operasyonu yapılan hastaların özellikleriile onkolojik ve fonksiyonel sonuçlarının değerlendirilmesi.Hastalarve Yöntem:Kliniğimizde 2008-2011 yılları arasında baştan sona laparoskopik olarak yapılan23 radikal prostatektomi vakası retrospektif olaraktarandı. Hastaların preoperatif özellikleri, perioperatif vepostoperatif komplikasyonları ve bunların tedavileri, biyokimyasal nüksoranları incelendi.Bulgular: Hastaların operasyonsonrası prostatektomi patolojileri 19 hastada Gleason skoru 3+3 (%82,6), 3hastada 3+4 (%13), 1 hastada 4+3 (%4,3) olarak geldi. Cerrahi sınır 5(%21,7) hastada pozitif (+) olaraktespit edildi. TNM 2009 evrelemesine göre 4 (%17,3) hastanın patolojisi T2a, 13(%56,5) hastanın T2c, 5 (%21,7) hastanın T3a, 1 (%4,3) hastanın T3b olarakgeldi. İki (%8,6) hastada postoperatifanastomoz kaçağı meydana gelmiş, 1 (%4,3) hastada ise vezikorektal fistülmeydana gelmiştir. On beş (%65,2) hastada postoperatif dönemde erektildisfonksiyon (ED) gelişmiştir. Beş (%21,7) hasta anastomoz darlığı nedeniyletekrar opere edilmiştir. Postoperatif 1. yılda 3 (%13) hastada biyokimyasalnüks saptanmıştır (prostat spesifik antijen (PSA) değeri >0,2 ng/ml). Sonuç: Onkolojik ve fonksiyonel sonuçlaraçısından bakıldığında açık retropubik radikal prostatektomi (RRP) velaparoskopik radikal prostatektomi (LRP) sonuçları benzerdir. Ancak LRP’deöğrenme eğrisi uzun olduğu için operasyon süresi ilk serilerde RRP’den dahauzundur. Öğrenme eğrisi tamamlandıktan sonra LRP postoperatif ağrı, kantransfüzyonu ihtiyacı, hastanede kalış süresi açısından RRP’ye göre dahaavantajlı bir cerrahi tekniktir.Öğe Microsurgical testicular sperm extraction results in nonobstructive azospermic disease and evaluation of the factorsa affecting these results(Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, 2017) Uçar, Murat; Oksay, Taylan; Özorak, Alper; Soyupek, Sedat; Armağan, Abdullah; Koşar, AlimAim: To investigate the hormonal properties and results of 71 patients, who were diagnosed with nonobstructive azoospermia (NOA) and performed micro-TESE (microsurgical testicular sperm extraction) at our clinic, and the relationship of these results and Johnsen scores. Patients and Method: We retrospectively reviewed the data of 71 patients who came to our clinic and were diagnosed with NOA and got performed micro-TESE between the years of 2010 and 2014. Variables such as age, the duration of infertility, operations underwent, mean testis volumes, blood FSH (follicle stimulated hormone), LH (luteinizing hormone), total testosterone and prolactin levels, results and their relations with sperm retrieval rates were examined. Results: Sperm were found in 25 (35.21%) of 71 patients, who were performed micro-TESE, and 6 (8.45%) of them have developed pregnancy. Mean testis volumes were found 14.3 ± 3.80 (4-22) cc on the right and 13.7 ± 3,41 (4-20) cc on the left. As FSH and LH values increased, the probability of sperm retrieval rate was decreased (p <0.05). There was no correlation between total testosterone and prolactin levels with sperm retrieval in TESE (p> 0,05). Conclusion: In micro-TESE, the success of sperm retrieval can be affected by patient age, having testis operation history, testis volume, patient's hormonal profile. Sperm retrieval success correlates with histology, blood FSH and LH values, if there is a relation sperm retrieval success and patient age, duration of infertility, blood total testosterone, prolactin levels and testis volume is unclear.Öğe Protective effects of quercetin on oxidative stress-induced tubular epithelial damage in the experimental rat hyperoxaluria model(2021) Güzel, Ahmet; Yunusoğlu, Sedat; Çalapoğlu, Mustafa; Candan, İbrahim Aydın; Onaran, İbrahim; Öncü, Meral; Ergün, Osman; Oksay, TaylanBackground and Objectives: The most common kidney stones are calcium stones and calcium oxalate (CaOx) stones are the most common type of calcium stones. Hyperoxaluria is an essential risk factor for the formation of these stones. Quercetin is a polyphenol with antioxidant, anti-inflammatory, and many other physiological effects. The aim of this study was to investigate the protective effect of quercetin in hyperoxaluria-induced nephrolithiasis. Materials and Methods: Male Wistar-Albino rats weighing 250-300 g (n = 24) were randomized into three groups: Control (n = 8), ethylene glycol (EG) (n = 8), and EG + quercetin (n = 8). One percent EG-water solution was given to all rats except for the control group as drinking water for five weeks. Quercetin-water solution was given to the EG + quercetin group by oral gavage at a dose of 10 mg/kg/day. Malondialdehyde (MDA), catalase (CAT), urea, calcium, and oxalate levels were analyzed in blood and urine samples. Histopathological assessments and immunohistochemical analyses for oxidative stress and inflammation indicators p38 mitogen-activated protein kinase (p38-MAPK) and nuclear factor kappa B (NF-kB) were performed on renal tissues. Results: The MDA levels were significantly lower in the quercetin-treated group than in the EG-treated group (p = 0.001). Although CAT levels were higher in the quercetin-treated group than the EG-administered group, they were not significantly different between these groups. The expression of p38 MAPK was significantly less in the quercetin-treated group than the EG group (p < 0.004). There was no statistically significant difference between the quercetin and EG groups in terms of NF-kB expression. Conclusions: We conclude that hyperoxaluria activated the signaling pathways, which facilitate the oxidative processes leading to oxalate stone formation in the kidneys. Our findings indicated that quercetin reduced damage due to hyperoxaluria. These results imply that quercetin can be considered a therapeutic agent for decreasing oxalate stone formation, especially in patients with recurrent stones due to hyperoxaluria.Öğe Renal kitle nedeniyle radikal nefrektomi yapılan hastaların tümör karakteristiklerinin değerlendirilmesi: 18 yıllık sonuçlarımız(2019) Uçar, Murat; Soyupek, Sedat; Oksay, Taylan; Özorak, Alper; Güzel, Ahmet; Öztürk, Sefa AlperenAmaç Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 18 yıllık süreçte böbrekte kitle nedeniyle radikal nefrektomi veya parsiyel nefrektomi yapılan hastaların demografik özelliklerinin, tümör histopatolojilerinin ve bunların birbirleriyle ilişkisinin incelenmesi. Gereç ve Yöntem Şubat 2000 - Kasım 2017 arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Üroloji poliklinigine başvuran ve böbrekte kitle tanısıyla radikal nefrektomi veya parsiyel nefrektomi yapılan 245 hastanın verileri incelendi. Hastaların yaşı, cinsiyeti, preoperatif görüntülemedeki lezyon boyutu, patolojik lezyon boyutu, patolojik tanısı, varsa histolojik subtipi ve fuhrman derecesi, mikrovasküler invazyon, sinir invazyonu, sürrenal invazyonu, lenf nodu invazyonu, tümör nekrozu, eşlik eden piyelonefrit verileri değerlendirildi. Hastaların demografik özelliklerinin yanısıra, yaş ile klinik tümör evresi arasındaki ilişki, histolojik subtip ile patolojik evre arasındaki ilişki, metastaz ile tümör boyutu arasındaki ilişki, tümör nekrozu ile patolojik evre arasındaki ilişki, tümöre eşlik eden piyelonefrit ile patolojik evre arasındaki ilişki, mikrovasküler invazyon ile patolojik evre arasındaki ilişki ve sinir invazyonu ile patolojik evre arasındaki ilişkiler iki değişkenli korelasyon analizi ile incelendi. Anlamlılık değeri olarak p<0,05 kabul edildi. Anlamlı saptanan ilişkilerin basit doğrusal regresyon analizi ile anlamlılık dereceleri (r değeri) saptandı. Bulgular İncelenen 245 hastanın ortalama yaşı 61,26 olarak bulundu. Renal kitle nedeniyle opere edilen hastalardan; 202 hastada (%82,44) renal hücreli karsinom (RHK), 13 hastada (%5,30) RHK olmayan kanser (skuamöz hücreli ya da transizyonel hücreli), 11 (%4,48) hastada onkositom, 1 (%0,40) hastada anjiyomiyolipom, 3 (%1,22) hastada adenom, 6 (%2,44) hastada piyelonefrit, 9 (%3,67) hastada komplike kist saptandı. En büyük tümör boyutları alındığında ortalama tümör boyutu 7,21 cm olarak bulunmuştur. 38 hastada renal kitle ?4 cm (T1a), 90 hastada >4- ?7 cm arasında (T1b), 77 hastada >7- ? 10 cm (T2a), 40 hastada 10 cm den büyük (T2b) saptandı. Metastaz olan 26 hastada fuhrman derecesi 3 ya da 4, 8 hastada fuhrman derecesi 1 ya da 2 olarak bulundu. Klinik tümör evresi ile yaş arasında bir ilişki saptanmadı. Histolojik subtip ile patolojik evre arasında bir ilişki saptanmadı. Metastaz ile tümör boyutu arasında herhangi bir ilişki saptanmadı. Fuhrman derecesi ile patolojik evre arasında anlamlı derecede korelasyon saptandı. Tümör nekrozu, mikrovasküler invazyon ve sinir invazyonu ile patolojik evre arasında korelasyon saptandı. Eşlik eden piyelonefrit ile patolojik evre arasında herhangi bir ilişki saptanmadı. Sonuç Renal kitlelerin patolojik tanı ve tedavisinde cerrahi önemli bir yer tutmaktadır. Tümörün klinik evresine ve histopatolojik özelliklerine bakarak agresifliği hakkında kolayca bilgi edinilebilir.