Yazar "Erkovan, Nisa Yılmaz" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 10 / 10
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe ANTIOCHIA AD CRAGUM SÜTUNLU CADDE ÇATI KİREMİTLERİ ÜZERİNE İLK GÖZLEMLER(2025) Erkovan, Nisa YılmazAntalya’nın Gazipaşa İlçesi Güneyköy Mahallesi’nde bulunan Antiochia ad Cragum kentinde 2005 yılından bu yana kazılar devam etmektedir. Bu süreç içerisinde yapılan çalışmalarda ele geçen çatı kiremitleri her antik kentte olduğu gibi Antiochia ad Cragum’da da yapıların üst örtüleri hakkında fikir vermektedir. Ağırlıklı olarak Roma kalıntılarının bulunduğu kentte özellikle Sütunlu Cadde dükkanlarında yoğun bir biçimde ortaya çıkarılan çatı kiremitleri çalışma kapsamında değerlendirilerek bu konuda yapılan az sayıdaki çalışmaya kaynak niteliktedir. Sütunlu Cadde’de yer alan portik ve dükkanların üzerinin çatı kiremitleriyle örtüldüğü, bu bölgede bulunan çok sayıda kiremit parçası ve çivi buluntuları ile tespit edilmiştir. Ele geçen kiremitler, “düz kiremitler” ve “kapama kiremitleri” olarak iki ana tipolojiye ayrılmaktadır. Düz kiremitler, çatının ana kaplamasını oluşturur ve genellikle “Korint Tipi” olarak adlandırılan bir formdadır. Dikdörtgen biçimindeki bu kiremitler, yanlardaki yüksek çerçeveler ve üst kısımda yer alan astragaller ile yağmur suyunun sızmasını engellemektedir. Buluntular arasında, kiremitlerin çatıya nasıl sabitlendiğine dair önemli ipuçları veren verilere de ulaşılmıştır. Ayrıca, kiremitlerin alt kısmında, yağmur suyunun akışını yönlendiren ve kenarlardan sızmayı önleyen üçgen profiller bulunur. Kapama kiremitleri ise, düz kiremitlerin aralarından su sızmasını önlemek amacıyla, onların üzerini kapatan elemanlardır. Sütunlu Cadde’de bulunan kapama kiremitleri, beşik çatı formunda ve üçgen profilli olmak üzere iki farklı tiptedir. Bu buluntular, dönemin çatı inşa teknikleri ve kiremit üretimindeki tipolojik farklılıklar hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. Bu çalışmada biçimsel özellikleri ile ele alınan çatı kiremitlerinin, aynı zamanda bir araya getirilişleri ve yapılar üzerine yerleştirilme biçimleri ile ilgili de öneriler sunulmuştur. Ahşap taşıyıcı sistemleri ile değerlendirilen çatı kiremitleri yapıları yağmur, güneş gibi iklim şartlarından koruması bakımından yapısal anlamda önemlidir. Kazı çalışmalarında bulunan çatı kiremitleri sınıflandırılmış, fotoğraflanmış ve çizim çalışmaları ile belgelenerek yakın çevre örnekleri doğrultusunda incelenmiştir. Dükkanların MS 6. yüzyıl sonuna kadar çatılı olarak kullanıldığı değerlendirilmektedir.Öğe Bee Houses as a Rural Construct: Sampling from Konya, Türkiye(2022) Erkovan, Nisa Yılmaz; Ozgenel, LaleWithin the historical and geographical continuity of beekeeping culture, a rural building typology has developed for the storage of hives and use of bees. The bee house structures, also known as apiaries and function as shelters used by bees to produce honey are unique and distinctive components of the rural context. The architecture of these structures can be examined in a typological framework through their tectonic qualities as they differ in terms of material, construction logic, and architectural design. This study addresses the bee house as a rural architectural type and interprets the typological reading by examining the structural construct and logic of this building type through the concepts of “tectonic” and “syntax”. To illustrate the discussion, a group of bee houses identified and documented in the field surveys conducted in rural areas within the borders of Konya province in Turkey are introduced and contextualized; typology is prepared by classifying the documented sample according to construction techniques. For comparison, Antalya examples which set the basis of the typology are briefly mentioned.Öğe Bir “Ara Çevre” Olarak Yayla Evi: Antalya Gazipaşa Bağlamı(2023) Erkovan, Nisa Yılmaz; Ozgenel, Laleİklimsel zorluklar, afet ve topografya gibi olumsuz fiziksel koşullar nedeniyle bir çevrede bir yapı yaparak elde edilen özelleşmiş korunaklı mekân/mekânların daha uygun fiziksel çevrelere taşınması veya yeni bir çevrede yeni bir mekânsal üretim gerçekleşmesi, bir başka deyişle bir “göç” ve “yer değiştirme” söz konusu olabilir. Bu tür bir göç aynı zamanda kültürel bir olgu olarak gelişebilir ve iki değişik bağlam arasında, düzenli veya düzensiz bir zamanlama döngüsünde, bir yer değiştirmeyi de kapsayabilir. Anadolu coğrafyasında iklimin seyri bu tür mekânsal yer değiştirmeleri gerekli kılacak ölçüde değişkendir; zorlayıcı koşullar kentsel ve kırsal bağlam arasında geçirgen bir yaşam sürekliliği getirir. Döngüsel göçün Anadolu’daki mekânsal karşılıklarından bir tanesi “yayla evi” dir. Yılın belirli bir döneminde kullanılan yayla evi doğal çevrenin bir bileşenidir ve bu çevreye ait yapı malzemelerinin kullanılmasıyla iç ve dış çevre arasında gerçekleştirilen bir uyumu temsil eder. Yayla evleri, geleneksel ve kırsal mimarlık kültüründe olduğu gibi beden ve hareketlerinin yapıma ölçek olarak kılavuzluk ettiği strüktürlerdir. Bu çalışma yayla evlerini, doğal çevre-bağlam, mekân ve bedenin karşılıklı etkileşimi çerçevesinde ele almakta, “mekânsal strüktür”, “ara çevre” ve “yer” kavramları üzerinden anlamlandırmaktadır. Bu bağlamda yayla evinin, yapısal eylemin çevresel boşluğu mekânsal bir strüktüre dönüştürerek yarattığı bir ara çevre olduğunu Antalya’nın Gazipaşa ilçesindeki örnekler kapsamında tartışmaktadır. Araştırma, Gazipaşa’nın Belbaşı, Maha, Çayıryakası, Buzvadi Yaylası, Yunt, Cimbiti ve Örüceoluk yaylalarında 2021-2002 yıllarında yapılan arazi çalışmasını esas almaktadır.Öğe GAZİPAŞA ARI SERENLERİ(Türkiye Bilimler Akademisi, 2018) Erkovan, Nisa YılmazKuşaktan kuşağa aktarılan deneyim ve bilgilerle yetişen ustalar tarafından “usta işi” olarak tanımlayabileceğimiz“kırsal mimarlık” ihtiyaçlar sonucunda, yerel malzeme ve geleneklerle ortaya çıkmıştır. Temellerini iklim, coğrafya,jeolojik yapı, toprak, su, yerel malzemeler, yaşam kültürü ve ekonominin oluşturduğu kırsal mimarlıkta, işlevselliğinön plana çıkarıldığı, estetik kaygıların ise ikinci planda kaldığı görülür. Kırsal mimarinin temsilcileri arasında olan“arı serenleri” hakkında az sayıda çalışma bulunmaktadır. Halk arasında “arı evi”, “arı konağı” olarak da adlandırılanarı serenlerine, Antalya’nın Elmalı, Korkuteli ve Kumluca ilçelerinde, Konya’nın Hadimbağlı Dedemli Beldesi’ninKaynarca Yaylası’nda, Bozkır/Tufanderesi, Sorkun/Beşpınar ve Korualan/Yenice’de rastlanır. Bu örnekler dışındaGazipaşa İlçesi Anamur sınırında, Akoluk ve Çamlıca mahallelerinde de serenler tespit edilmiştir. Bu çalışmadaGazipaşa serenleri sınıflandırılarak, özelde bulunduğu bölge genelde ise yayılım alanları dikkate alınarakdeğerlendirilmiştir. Serenlerin mimari biçim, inşa teknikleri, kırsal alanda kullanımı, yerel özellikleri ve bilinen diğerbölge örnekleriyle karşılaştırılması tartışmaya açılmıştır.Öğe Geleneksel Yapıda Sürdürülebilirlik Bağlamında Uyarlamalı Yeniden Kullanım Önerisi: Antalya/Gazipaşa Gümrük Binası(2022) Erkovan, Nisa YılmazGeçmişteki yapım ve planlama sürecinin birlikte işletildiği kentsel hafızada önemli yeri olan geleneksel yapıların sürdürülebilir şekilde korunması ve kullanılması bu yapıların devamlılığı bakımından önemlidir. Yapılara özgün kullanımları dışında yeni bir işlev tanımlanırken kent ve kentlinin ihtiyaçları, yapının mekânsal düzeni, bağlamı, fiziksel, ekonomik, sosyo-kültürel sürdürülebilirliğin sağlanması doğru işlevin seçimi için önemli kriterlerdir. Bu çalışmada Antalya/Gazipaşa ilçesinde tescilli geleneksel bir yapı olan Gümrük Binasına yeni bir işlev kazandırılmasına yönelik öneriler tartışılmıştır. Kullanıcılar karar verme sürecine dahil edilerek yapının yeni işlevi, yapı kullanıcıları, yapı sahipleri ve çevre sakinleri üzerinden Çoklu Karar Verme Yöntemi ile Analitik Hiyerarşi Metodu kullanılarak değerlendirilmiştir. Gümrük Binası’nın çevresel, mekânsal analizleri yapılmış belirlenen üst ve alt kriterlerin değerlendirilmesi ile sonuçlar elde edilmiştir. Yapının fiziksel, mekânsal ve kültürel sürdürülebilirliğinin koruma ve onarım sırasında eski plan şemasını değiştirmeden ve insan yoğunluğunu arttırmadan verilecek bir işlevle sağlanabileceği bulgusu elde edilmiştir. Değerlendirmeler sonucunda yapının mimari değerinin önemli olduğu ve bu mimari değerinde ancak bir kent müzesi gibi yoğunluğu az fakat yapının değerini ortaya çıkarıp ilçenin kültürel hafızasını da koruyacak bir işlevlendirme ile olacağı bulguları elde edilmiştir.Öğe İÇ VE DIŞ ARASINDA: ALANYA GELENEKSEL KONUTLARININ SOKAK UZANTILARI, ÇIKMALAR ÜZERİNE TOPOLOJİK BİR DEĞERLENDİRME(2024) Erkovan, Nisa Yılmaz; Ozgenel, LaleAlanya geleneksel konut dokusu Cilvarda burnunun tanımladığı yarımadada bulunan kale içerisindedir. Bu çalışma kale surları içerisindeki geleneksel yerleşime odaklanmakta, iç ve dış mekân arasında bir arakesit mekân olarak tanımlanan konut çıkmalarının tektonik kurgusu ve mimari anlamı üzerine, sokak dokusu-konum ilişkisi, yapılar arası ilişki ve yapı içi mekânsal kurgu üzerinden bir okuma sunmaktadır. Literatür taraması ve arazi çalışmaları ile desteklenen çalışma kapsamında kale surları içinde toplam 22 adet ev yerinde incelenmiş, sahipleri ile görüşmeler yapılarak, yapım ve kullanımları hakkında bilgi derlenmiştir. Bu örnekler referansında birbiriyle ilişkilenen iki tartışma okumanın çerçevesini oluşturmaktadır: geleneksel çevrelerin şekillenişinde, yapı ve mekân oluşumlarında iklim, arazi yapılanması, malzeme, ekonomik durum ve kültürel yapılanma etkenlerinin rolü ve yapıların biçimlenme özelliklerine göre oluşan konut mekanlarının ve mekânlar arası ilişkilerin kurgulanma özellikleri. Evin ve sokağın bir parçası olan çıkmaların tektonik kurgusu ve aralarındaki ilişkiler, geleneksel yapılı çevreyi bütüncül bir yaklaşımla ele alan bu çerçeve içinde değerlendirilmiştir. Bu anlamda, çalışma çıkmalar üzerine bir tipoloji çalışması değil, biçimsel ve mimari nitelikler ile ilişkilerin irdelendiği bir topoloji çalışmasıdır.Öğe RURAL STRUCTURE CULTURE IN GAZİPAŞA HASDERE VILLAGE(Davut YİĞİTPAŞA, 2021) Erkovan, Nisa YılmazIt would be insufficient to only consider “residences” within the scope of the definition of “rural architecture,” which emerge with local materials and traditions as a result of the needs of the area. The structures that complete rural life are fountains, barns, mosques, granaries, serens (bee house), chicken coops, cemeteries, and streets. All these structures together create a rural structure culture with factors such as climate, vegetation, and geography. This culture is shaped in line with the needs of its users who also participate in the construction phase. The subject of this research focuses on the components of the rural structure culture of Hasdere Village in the Gazipaşa District of the Antalya Province. The elements that constitute the rural structure culture of Hasdere Village (the first settlement of Gazipaşa) were examined and the effects of the relationship between nature and the environment on the settlement as well as its architectural structuring are discussed in this study. The rural structure components that were selected from this settlement—which has a scattered settlement structuring due to its location on sloping lands without a clear center—have been evaluated in the context of environmental and cultural relationships. By preserving and documenting the original architectural works of the local people in terms of both form and function, the purpose of this study is to support the cultural heritage and traditions so they are able to be transferred to future generationsÖğe Syedra Büyük Hamam Çatı Kiremitleri(Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, 2025) Şenalp, Samet; Erkovan, Nisa YılmazSyedra Antik Kenti, Alanya'nın 20 km doğusunda, Kilikya Bölgesi sınırlarında stratejik bir tepeye kurulmuş ve antik dönemde önemli bir yerleşim olarak öne çıkmıştır. MÖ 2. yüzyılda korsan saldırılarının hedefi olan şehir, MÖ 67'de Pompeius’un zaferiyle Roma hâkimiyetine girmiştir. Roma İmparatorluğu döneminde gelişen Syedra, MS 2-4. yüzyıllar arasında altın çağını yaşamış ve kendi adına sikke basmıştır. Bizans Dönemi’nde dini bir merkez olarak işlev görmüş, 13-14. yüzyıllara kadar yerleşim yaşamıştır. 19. yüzyıldan itibaren bilimsel araştırmalara konu olan kentte, özellikle 1990'larda yapılan temizlik çalışmaları ve günümüzde de devam eden kazılarla önemli buluntulara ulaşılmıştır. 2020-2023 yıllarında yürütülen kazılar, Büyük Hamam yapısında bulunan bu çalışmanın da konusunu oluşturan çatı kiremitleri ile antik dönem çatı sistemlerinin işleyişi ve yapı teknolojisi hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. Yapıda toplamda 21 kiremit parçası tespit edilmiştir; bunlardan 14’ü düz kiremit (stroter), 7’si ise kapama kiremiti (kalypter) olarak sınıflandırılmıştır. Özellikle düz kiremitlerin 64 cm uzunluğunda ve 45 cm genişliğinde olanları, dönemin inşaat teknikleri hakkında önemli veriler sunmaktadır. Düz kiremitler, yağmur suyu kanalı içerip içermemesine, kapama kiremitleri de yarım daire veya üçgen kesitli yapıda olup olmamalarına göre iki ana tipe ayrılmaktadır. Bu bulgular, Syedra'nın antik dönem çatı sistemleri hakkında bilgi sağlamakta, ayrıca bölgedeki diğer yapılarla karşılaştırıldığında referans noktası oluşturmaktadır. Büyük Hamam’dan elde edilen çatı kiremitleri, Syedra’nın kronolojik çerçevesini belirlemede önemli bir veri kaynağı sunmaktadır.Öğe TOROSLARDA ARI EVLERİ: KIRSAL BİR YAPI KÜLTÜRÜ(2022) Erkovan, Nisa Yılmaz; Ozgenel, LaleBu çalışma Alanya ve Konya’daki kırsal arı evlerini konu etmektedir. Üretimi ilk çağlarda başlayan balın hasadı, tarih içinde farklı tekniklerle yapılmıştır. Yerleşik hayata geçildikten sonra ticari malzeme olarak önem kazanan balın üretiminde, kovanların korunması bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmış ve yöreye göre değişen yöntemler geliştirilmiştir. Sepet, ahşap, seramik gibi farklı malzemelerden üretilen kovanların, mağaraların yüksek duvarlarına, ağaç kovukları içine veya dallarının arasına, bahçe duvarları ve ev duvarlarına yapılan nişler içerisine yerleştirilmesiyle hem iklim şartlarına hem de hırsızlık, vahşi hayvan saldırısı gibi diğer tehditlere karşı korunaklı bal üretim ortamları oluşturulmuştur. Arıcılık kültürü, arılara özel ve içinde kovan barındıran bir kırsal yapı tipinin geliştirilmesi ile zaman içerisinde kendi mekânsal bağlamını oluşturmuştur. Bu bağlam içerisinde yerel olanaklar ve ihtiyaçlar doğrultusunda aynı amaca hizmet eden farklı yapı tipleri ortaya çıkmıştır. Kırsal mimarinin özgün örneklerinden olan ve bu çalışmada “arı evleri” olarak adlandırılan yapılar, arı kovanlarının güvenliğini sağlamak ve iklim koşullarından korumak amacıyla tamamen yerel malzemeler ve yapım teknikleri kullanılarak inşa edilen yapılardır. Kırsal peyzaj içinde özgün bir tipoloji oluşturan arı evleri yalnız kullanıcı, biçim ve işlev açısından değil, yerel malzemelerle yapılan ve yıkıldığında tamamıyla kendi malzemesiyle yeniden inşa edilebilen yapılar olarak da cami, çeşme, köy konağı, tahıl ambarı, kuyu, kümes, ağıl, samanlık, mezarlık gibi diğer kırsal mimari öğelerden ayrışır. Kırsal yerleşmelerde özgün formları ile geniş bir coğrafyaya yayılan bu yapılarda farklı inşa teknikleri izlenir. Yaygın olarak Akdeniz havzası içerisinde arı evleri, ahşap hatıllı ve harçsız yığma taş duvarlardan oluşan yüksek bir gövde ve bu gövde üzerine yerleştirilen, kara kovanların üst üste istiflendiği geniş saçaklı ahşap bir platformdan oluşur. Bu platform üzerine dizilen kara kovanlar ahşap, sac veya ağaç kabuklarından oluşan kaplama/örtü ile iklime karşı koruma altına alınır. Kimi zaman moloz taş ve ahşap kullanarak bir gövde inşa etmek yerine daha ekonomik bir yöntem olarak yüksek ağaçların gövdelerine belli bir yükseklikte ahşap platformların çatılmasıyla oluşan örnekler de vardır. Görülen bir diğer tip arı evi ise gövdesinin olmaması ve etrafında bir çevre duvarı olması ile ayrışır. Türkiye’nin farklı bölgelerinde halen kullanılan arı evleri hakkında nispeten sınırlı sayıda araştırma ve belgeleme bulunmaktadır. Güncel çalışmalar Antalya’nın batısında bulunan Elmalı, Korkuteli, Teke Yöresi ve doğusunda Gazipaşa’da tespit edilmiş olan arı evleri üzerinedir. Bu çalışma, Antalya’nın doğusunda bulunan Alanya ile Konya kırsalında yapılan saha çalışmalarında tespit edilen arı evlerini kırsal kültür öğesi olarak ele almakta, belgelemekte, mevcut örnekler kapsamında yapım tekniği, malzeme kullanımı ve mimari form açısından karşılaştırmakta ve Akdeniz havzası bağlamında arı evi tipolojisi üzerine bir derleme ve değerlendirme sunmaktadır.Öğe Vernaküler Mimarlık Bağlamında Bir Tektonik/Atektonik Kurgu Olarak Arı Evi: Dereköy-Kumluca Örnekleri(2024) Erkovan, Nisa Yılmaz; Ozgenel, LaleVernaküler mimarlık, genellikle yerel ve kırsal bağlamlarda bulunan köy, mahalle, ilçe gibi farklı yerleşim ölçeklerinde, geleneksel yapım yöntemleriyle inşa edilen konut yapılarıyla birlikte, ambar ve sundurma gibi barınma dışı yapılara da referans verir. Bu anlamda, geleneksel toplumların kültür ve yaşayışlarını mekânsal ve çevresel olarak ifade eder. Bu tür çevrelerin bileşeni olan, gündelik yaşamda sıklıkla kullanılan ve benzer geleneksel yöntemlerle inşa edilen hayvanlara ait yapılar da vernaküler mimarlığın bir parçasıdır. İçinde barındırdıkları arı kovanlarını yabani hayvanlar ve hırsızlardan korumak amacıyla, bulundukları bağlamın yerel özelliklerine ve malzeme olanaklarına göre inşa edilen arı evleri, bu tür yapılardan olup kırsal mimarlık örneklerindendir. Daha çok Akdeniz Havzası ve Toroslar’da örneklerine rastlanan, taş ve ahşap gibi yerel malzemelerle inşa edilen bu yapılar, gövde, üst örtü biçimi ve tasarımı açısından farklılık gösterir. Arı evlerinin tipolojik çeşitliliği, bu yapıları kavramsal açıdan anlamaya, yorumlamaya ve anlamlandırmaya olanak tanır. Kullanımı giderek azalan ve yerini modern tekniklere ve malzemelere bırakan geleneksel yaklaşımla inşa edilen arı evlerinin belgelenmesi ve tartışılması, kırsal yapılı çevrenin ve yapı yapma tekniklerinin korunması ve anlaşılması açısından önemlidir. Antalya’nın Kumluca ilçesindeki Dereköy Mahallesi’nde tespit edilen bir grup arı evi bu anlamda incelenmiş ve kırsal yapı örnekleri olarak belgelenmiştir. Akdeniz Havzası’nda yazarlar tarafından daha önce tespit edilen arı evlerinden farklı bir tipoloji sunan Dereköy’deki altı adet arı evi, “Ahşap Gövdeli Moloz Taş Dolgulu Arı Evi” olarak sınıflandırılmıştır. Bu örneklem grubu, bağlam, malzeme, malzemenin bir araya geliş kurgusu, yapım yöntemi ve işlev gibi temalar çerçevesinde irdelenmiştir. Tipolojik olarak belgelenen arı evlerinin, bağlamlarına uyumlanma ve bağlamdan anlam kazanma biçimleri ile yapısal nitelikleri tektonik/atektonik, strüktür ve konstrüksiyon kavramları üzerinden yorumlanmıştır. Çalışma hem tespit edilmiş arı evlerinin belgelemesini kavramsal bir çerçeve içinde yapmayı, hem de Antalya’nın kırsal havzasında tespit edilen arı evleri hakkında daha önce yapılan çalışmalarda ortaya konan tipoloji, literatür ve tartışmaları geliştirmeyi amaçlamıştır.












