Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • Sistem İçeriği
  • Analiz
  • Talep/Soru
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Ak, Mehmet" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 9 / 9
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • [ X ]
    Öğe
    19. YÜZYILIN SON ÇEYREĞİNDE İNGİLİZ GEZGİN’İN GÖZLEMLERİNE GÖRE BİR YÖRÜK BEYİ
    (2019) Ak, Mehmet
    Türk topraklarında 19. yüzyılda çok sayıda gezgin çeşitli amaçlarla dolaştığı gibi bunlardan birisi deEdwin John Davis’tir. İngiliz vatandaşı olan gezgin, İskenderiye’deki İngiliz okulu ve askeri birliğindepiskopos olarak görev yapar. Bu görev sırasında 1875 yılında Türkiye’nin Akdeniz ve İç AnadoluBölgesinin bir kısmını gezer. Gezip gördüğü yerler ile ilgili hemen hemen birçok konuda bilgilerverir. Genellikle gözlemlerini olduğu gibi aktarmaya çalışır ancak bazen değerlendirmelerinde ikilemiçerisinde kalır ve oryantalist bakış açısından kurtulamaz. Gezi yolu üzerinde gördüğü Yörüklerhakkında bilgiler verirken, yolculuğu boyunca köylerden ziyade Yörüklerin bulunduğu çadırlardakonakladığını belirtir ve buna neden olarak da temizlik, misafirperverlik ve insan ilişkilerini gösterir.Çıktığı yolculukta, Karaman’dan Mersin’e dönerken İbrala’dan sonra Karakuyu Yaylası’nda misafirolduğu Bahşiş Yörükleri Beyi Mustafa Tekerlek hakkında verdiği bilgiler dönem içerisinde o yöredeyaşayan Yörüklere dair sosyo-ekonomik bakımdan olduğu kadar idareciler ile Yörükler arasındayaşanan çatışmalar bakımından da önemli veriler içerir. Yine Yörük Beyi’nin, yaşadığı yörede,Yörüklerin oynadığı role ilişkin önemli değerlendirmeleri bulunur.
  • [ X ]
    Öğe
    19. yüzyılın son çeyreğinde İngiliz gezgin'in gözlemlerine göre bir yörük beyi
    (2019) Ak, Mehmet
    Türk topraklarında 19. yüzyılda çok sayıda gezgin çeşitli amaçlarla dolaştığı gibi bunlardan birisi de Edwin John Davis’tir. İngiliz vatandaşı olan gezgin, İskenderiye’deki İngiliz okulu ve askeri birliğinde piskopos olarak görev yapar. Bu görev sırasında 1875 yılında Türkiye’nin Akdeniz ve İç Anadolu Bölgesinin bir kısmını gezer. Gezip gördüğü yerler ile ilgili hemen hemen birçok konuda bilgiler verir. Genellikle gözlemlerini olduğu gibi aktarmaya çalışır ancak bazen değerlendirmelerinde ikilem içerisinde kalır ve oryantalist bakış açısından kurtulamaz. Gezi yolu üzerinde gördüğü Yörükler hakkında bilgiler verirken, yolculuğu boyunca köylerden ziyade Yörüklerin bulunduğu çadırlarda konakladığını belirtir ve buna neden olarak da temizlik, misafirperverlik ve insan ilişkilerini gösterir. Çıktığı yolculukta, Karaman’dan Mersin’e dönerken İbrala’dan sonra Karakuyu Yaylası’nda misafir olduğu Bahşiş Yörükleri Beyi Mustafa Tekerlek hakkında verdiği bilgiler dönem içerisinde o yörede yaşayan Yörüklere dair sosyo-ekonomik bakımdan olduğu kadar idareciler ile Yörükler arasında yaşanan çatışmalar bakımından da önemli veriler içerir. Yine Yörük Beyi’nin, yaşadığı yörede, Yörüklerin oynadığı role ilişkin önemli değerlendirmeleri bulunur.
  • [ X ]
    Öğe
    ANAMAS YAYLALARI VE YÖRÜKLER
    (Mehmet Akif KARA, 2018) Ak, Mehmet
    Yörükler, Anadolu’da ve Rumeli’de konargöçer hayat yaşayan Türklerdir. Osmanlı Devletinden günümüze genellikle Yörük veya Türkmen olarak adlandırılırlar. Yörük sosyo-ekonomik hayatı içerisinde yaylak ve kışlak alanlarının önemli bir yeri vardır. Yaz döneminin geçirildiği yerlere yaylak denilir. Kış aylarının arkasından gelen bahar mevsiminde kışlaklardan göç ile harekete geçen Yörükler, Mayıs ayı başlarından Eylül ayı ortalarına kadar yaylak alanlarında kalırlar. Yaylaklar, yaz sıcağının etkisinden hayvanların korunduğu, beslenmesine uygun otu, suyu bol, serin ve yüksek yerlerdir. Çoğunluğu Antalya çevresinden olmak üzere birçok Yörük oymak ve obasının yazı geçirdiği yaylak alanı Isparta sınırları içerisinde bulunan Anamas yaylalarıdır. Anamas tek bir yayladan ziyade üzerinde birçok yaylanın bulunduğu yaylalar topluluğunun genel adıdır. Isparta’nın Eğirdir, Aksu, Yenişarbademli, Şarkîkaraağaç, Yalvaç ve Gelendost ilçelerinin çevrelediği sınırlar içerisinde kalır. Dedegöl dağı tarafından Sütçüler ve Beyşehir hududuna kadar sokulur. Onaltıncı yüzyıldan beri birçok Yörük oymağının hareket sahası içerisindedir. Serin iklim özelliği ve zengin otlak alanları ile yazın Yörükler için vazgeçilmezdir. Onsekizinci ve ondokuzuncu yüzyıllarda büyük çoğunluğu Teke yöresinden gelen Yörük oymak ve obasına ev sahipliği yapmıştr. Farklı yerlerden yaylamak üzere Anamas yöresine gelen Yörükler, belirli göç yolları üzerinden yöreye ulaşmışlardır. Yöreye gelen hemen hemen her bir oymak ve obanın yaylası bellidir. Bir yaylanın sınırının bittiği yerden bir diğer yaylanın sınırları başlar ve her Yörük grubu kendi yaylasında yazı geçirir.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Batılı Gezginlerin Gözlem ve Değerlendirmelerinde Ankara Keçisi
    (2021) Ak, Mehmet
    Osmanlı Devleti topraklarında dolaşan Batılı gezginler, Ankara Keçisi ile ilgili ayrıntılı bilgiler verdiler. Keçiyi kökenolarak araştırıp kendilerine ait olabileceği ihtimali üzerinde durdular; ancak Türkistan Coğrafyası’ndan Türklertarafından getirildiğini kabul ettiler. Keçileri görünüş, yaşadıkları ortam ve tiftik boyutu ile ele aldılar. Kırkım,tarama, eğirme, iplik, dokuma ve kumaş türlerinden bahsettiler. Tiftikten mamul iplik ile dokunan kumaşlar,Avrupa’da ve Dünya’da ilgi gördü. Bu arada keçi ve ham tiftiğin yurt dışına çıkarılması yasaktı. Mevcut ortamdaBatılıların, keçilere ilgisi her geçen gün artarken 16. yüzyıldan itibaren girişimler başladı. Keçilere sahip olup, tiftiküretimini kontrol etmek istediler. 19. yüzyılda ham tiftik ve keçi ihracının önü açıldı. İspanya, Fransa, Amerika veAvustralya’ya götürülen keçilerden istenilen verim alınamadı. İngiliz sömürgesi Güney Afrika’daki üretim deneme leri başarıya ulaştı. Böylece uluslararası pazarda Güney Afrika tiftiği 19. yüzyılın son çeyreğinde Türk tiftiğinin ra kibi oldu. Buna rağmen dünyanın hiçbir yerinde Ankara tiftiğinin kalitesi yakalanamadı. Devlet, tiftik piyasasındayaşanan dalgalanmalar üzerine keçi ihracını yasakladı; ancak bu kesin çözüm olmadı. Keçi, tiftik, iplik ve kumaşlar,Ankara halkı için önemli bir gelir kaynağı iken bu 19. yüzyılda yavaş yavaş kaybedildi. Sanayi Devrimi sonrasındagelişen makinalı üretim karşısında yerli tiftik işletmeleri rekabet edemedi. Kapitülasyonların tek taraflı uygulanması,1838 Balta Limanı Ticaret Anlaşması ile tiftik ihracının önünün açılması, Türk üretici ve yerli işletmeleri sarstı. Keçibesleyen Türk üretici azalırken üreticiler ve işletmeler kazancını, devlet ise vergi gelirini kaybetti.
  • [ X ]
    Öğe
    Batılı gezginlerin gözlemlerinde yörük/Türkmen çadırları
    (2019) Ak, Mehmet
    Osmanlı Devletinin hâkim olduğu topraklar hemen hemen her dönem Batılı gezginlerin dikkatini çekti. Türk topraklarına çeşitli amaçlarla gelen gezginler, gezdikleri yerlerde gördükleri ve ilgilerini çeken birçok şeyi kaleme aldılar. Gezileri sırasında özellikle Türk toplumunun önemli unsurlarından birisi olan Yörük veya Türkmen olarak adlandırılan konargöçerler ile ilgili gözlemlerini de kayda geçirdiler. Bunların kışlak, yaylak ve güzlek arasında mevsim farkına bağlı olarak sürdürdükleri hareketli yapıları nedeni ile oturdukları çadırlar ve diğer mesken türlerini bazen ayrıntılı bir şekilde bazen de genel olarak ele aldılar. Çadırların donanım, kurulum ve iç mekân özelliklerine değindiler. Bu çadırlardan, karaçadır ismini sıkça verirlerken topak ev, alaçık, huğ ve diğer mesken türlerinin adlarından bahsetmediler ancak çoğunlukla şeklen tanıtıp çeşitli özellikleri veya genel görünümlerini betimlediler. Gözlemler sonucunda gezginler, var olan ortamı çoğu zaman olduğu gibi anlatmaya çalıştılar ancak romantik bir bakış açısı sergileyenler yanında zaman zaman oryantalist bakış açısından kurtulamayanlar da oldu. Gezginler, verdikleri bilgiler ile çadır türleri ve kullanılan meskenlerin çeşitliliğinden bahsedip bunların yöre ve bölge dağılımını ortaya koydukları gibi hem farklı çadır türlerinin, hem de çadırlar ile birlikte farklı meskenlerin aynı ortamda kullanıldığını gözler önüne serdiler.
  • [ X ]
    Öğe
    Birinci Balkan Harbi’nde Çatalca’da Alaiye Redif Taburu ve Bulgar Baskını
    (2024) Ak, Mehmet
    Osmanlı Devleti, ondokuzuncu yüzyılda ciddi sorunlarla uğraşırken; azınlıkların çıkardıkları isyanlar devleti oldukça yıprattı. Emperyalist güçlerin tahrik ve desteleri ile Balkan ulusları teker teker ayrıldılar. Yirminci yüzyılın başlarında Osmanlı Devleti’nin Balkan topraklarından pay alabilmek için harekete geçtiler. Bulgaristan, Sırbistan, Yunanistan ve Karadağ bir araya gelip aralarında anlaştıktan sonra Osmanlı Devleti’ne savaş açtılar. Hazırlıksız yakalanan Osmanlı Devleti, Trablusgarp’ta savaştığı İtalya ile Uşi Antlaşması’nı imzalayıp süratle Balkanlara döndü. Seferberlik ilan edilip askerler silah altına çağrıldı. Seferberlik emri Alaiye Redif Taburu askerlerine gönderildi. Emir gereği toplanan tabur, Balkan Harbi’ne katılmak üzere, 30 Ekim 1912’de İstanbul’a ulaştı. 1 Kasım 1912’de Çerkezköy’de orduya katıldı. Doğu Trakya’yı düşüren Bulgarlar, İstanbul’a doğru harekete geçince, Çatalca’da Bulgarlara karşı bir savunma hattı oluşturuldu. Alaiye Redif Taburu’na da bu savunma hattında görev verildi. 17 Kasım 1912 gecesi, İleri Tabya’ya gönderildiler. Tabya’ya geldiklerinde hiçbir şeyden haberleri yoktu. Tabya ilerisinde Türk birlikleri olduğu düşüncesiyle tabyadaki hendekler içerisine yerleşip herhangi bir önlem almadan uykuya daldılar. Bu sırada verdikleri kaybın intikamını almak üzere harekete geçen Bulgarlar, 18 Kasım 1912 sabahı bir baskınla Alaiye Redif Taburu askerlerini uykuda yakalayıp süngüden geçirdiler. Askerlerin çoğu şehit düşerken; İleri Tabya Bulgarların eline geçti. Karşı hareketle Türk Ordusu tabyayı geri aldı. Böylece Bulgarlar, anlaşma masasına oturmak zorunda kaldılar.
  • [ X ]
    Öğe
    Halep'te bir gezgin ve gözlemlerinde Reyhanlı Türkmenleri
    (2019) Ak, Mehmet
    İngiliz çıkarlarına hizmet eden John Lewis Burckhardt, 1809 yılı başlarında Londra’daki Afrika Cemiyeti tarafından Sahra bölgesine bir keşif gezisi yapmak üzere görevlendirilir. Bu yolculuğu daha rahat yapabilmesi için Müslüman kimliği ve Arapça bilgisine ihtiyaç duyar. Bunun için yola çıkıp 1809 yılı Nisan ayında Malta’ya gelir ve burada Suriyeli bir tüccar kılığına girip Şeyh İbrahim takma adı ile zira Kur’an ve fıkıh dersleri aldığı Halep’e ulaşır. Halep’te bitki arayışı içerisinde olan bir hekim kisvesine bürünüp Reyhanlı Türkmenleri ileri gelenlerinden Muhammed Ali Bey ile tanışır. Yöredeki tarihi kalıntıları gezmek için onunla 1810 yılının Mart ayının ilk haftasında Reyhanlı Türkmenlerinin yaşadığı yere gelir. Bu süreçte Reyhanlı Türkmenlerine dair gözlemlerini 12 Mayıs 1810 tarihi ile kaleme alır. Bu gözlemlere dayanan yazı, gezginin ölümünden beş yıl sonra yayınlanan Suriye’de ve Kutsal Topraklarda Seyahat adlı eserin ekler kısmında bulunur. Yazı içerisinde Reyhanlı Türkmenlerinin sosyal, kültürel, idari, askeri ve ekonomik durumları ile ilgili bilgiler yer alır. Gezgin, bu yazıda zaman zaman öznel değerlendirmelere girer ve oryantalist bakış açısından kurtulamaz ancak verdiği bilgiler belgeler içerisinde bulunmaz ve birebir gözleme dayanır. Sunulan bilgiler, dönemin konargöçer hayatı ve yöredeki ahali ile ilişkileri bakımından olduğu kadar Suriye’nin kuzey batısına doğru, Halep, Afrin ve Antakya hattında, Türk varlığı açısından önem arz eder.
  • [ X ]
    Öğe
    HALEP’TE BİR GEZGİN VE GÖZLEMLERİNDE REYHANLI TÜRKMENLERİ
    (2019) Ak, Mehmet
    İngiliz çıkarlarına hizmet eden John Lewis Burckhardt, 1809 yılı başlarında Londra’daki AfrikaCemiyeti tarafından Sahra bölgesine bir keşif gezisi yapmak üzere görevlendirilir. Bu yolculuğu daharahat yapabilmesi için Müslüman kimliği ve Arapça bilgisine ihtiyaç duyar. Bunun için yola çıkıp1809 yılı Nisan ayında Malta’ya gelir ve burada Suriyeli bir tüccar kılığına girip Şeyh İbrahim takmaadı ile zira Kur’an ve fıkıh dersleri aldığı Halep’e ulaşır. Halep’te bitki arayışı içerisinde olan birhekim kisvesine bürünüp Reyhanlı Türkmenleri ileri gelenlerinden Muhammed Ali Bey ile tanışır.Yöredeki tarihi kalıntıları gezmek için onunla 1810 yılının Mart ayının ilk haftasında ReyhanlıTürkmenlerinin yaşadığı yere gelir. Bu süreçte Reyhanlı Türkmenlerine dair gözlemlerini 12 Mayıs1810 tarihi ile kaleme alır. Bu gözlemlere dayanan yazı, gezginin ölümünden beş yıl sonrayayınlanan Suriye’de ve Kutsal Topraklarda Seyahat adlı eserin ekler kısmında bulunur. Yazıiçerisinde Reyhanlı Türkmenlerinin sosyal, kültürel, idari, askeri ve ekonomik durumları ile ilgilibilgiler yer alır. Gezgin, bu yazıda zaman zaman öznel değerlendirmelere girer ve oryantalist bakışaçısından kurtulamaz ancak verdiği bilgiler belgeler içerisinde bulunmaz ve birebir gözleme dayanır.Sunulan bilgiler, dönemin konargöçer hayatı ve yöredeki ahali ile ilişkileri bakımından olduğu kadarSuriye’nin kuzey batısına doğru, Halep, Afrin ve Antakya hattında, Türk varlığı açısından önem arzeder.
  • [ X ]
    Öğe
    Teke adı ve yöresi üzerine
    (2018) Ak, Mehmet
    Teke Yöresi, merkezinde Antalya’nın bulunduğu doğuda Köprüçayı, batıda Eşen Çayı, kuzeyde Toros dağlarının üzeri, güneyde Akdeniz ile çevrili coğrafi alan içerisini kapsar. Fiziki coğrafya şartlarına göre çerçevesi çizilen yöre, Osmanlı Devleti hakimiyetine 1423 yılında kesin olarak girer ve Teke Sancağı adı ile teşkilatlandırılıp Anadolu Beylerbeyliğine bağlanır. Yöre adı, Tekeoğulları beyi Emir Mübârizü’d-din Mehmed Bey’e dayandırılsa da, Antalya’nın fethinden sonra doğudan batıya yapılan göçler ve iskân siyaseti çerçevesinde yöreye Türkmenlerin yerleştirilmesi düşünüldüğü zaman bu adın Teke Türkmenlerinden gelmiş olması daha güçlü bir ihtimaldir. Tarihi ve fiziki coğrafyayı göz ardı ederek yöre adı üzerinde farklı söylemlerde bulunup, bambaşka bir coğrafyayı Teke Yöresi olarak nitelendirmek iskân politikası gereği fethedilen yerlere Türkçe ad verme ve Türkleştirme siyasetine gölge düşürdüğü gibi tarihi ve kültürel değerlerin halk belleğinden kaybolmasına zemin hazırlar. Teke Yöresi kültürünün merkezden çevreye doğru yayılması doğal bir süreç olup bu farklı şekillerde değerlendirilemez ve dayanak noktası olamaz.

| Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi | Kütüphane | Açık Bilim Politikası | Açık Erişim Politikası | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, Alanya, Antalya, TÜRKİYE
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez Ayarları
  • Gizlilik Politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri Bildirim