Yazar "Öter, Nacide" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 8 / 8
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Abidin Paşa Türbesinin Mimari Özellikleri(2022) Öter, NacideAbidin Paşa, Osmanlı döneminde önemli görevler üstlenmiş ve birçok şehirde uzun yıllar sancak yöneticiliği yapmış bir devlet adamıdır. 1906 yılında vefat eden paşa, Fatih Cami haziresinde yer alan türbesine gömülmüştür. Gazi Osman Paşa Türbesi’nin güneyinde bulunan türbe dekoratif olarak 1. Milli Mimarlık üslubunu yansıtırken yapının geneli batılı eklektik üslubun izlerini taşımaktadır. Baldaken şeklindeki, kare planlı yapı sekiz dilimli kubbeyle örtülüdür. Erken Osmanlı döneminde karşımıza çıkan baldaken tarzı türbeler sadece Anadolu’da değil Osmanlı döneminde Balkan coğrafyasında da tercih edilen bir yapı şekli olmuştur. Kubbenin dilimli formu Türk İslam sanatında ender karşılaşılan bir özelliktir. Daha önceki yüzyıllarda içte kubbe, dışta külah ile karşımıza çıkan örnekler Osmanlı döneminde içte ve dışta kubbeyle örtülü olarak düzenlenmiştir. Tamamen mermer malzemeden yapılan türbede iki adet pehleli mezar yer alır. Bu mezarlar da mermerden yapılmış olup güneydoğu yönündeki mezar Veysel Paşa’ya aittir. Abidin Paşa’nın kardeşi olan Veysel Paşa da Osmanlı döneminde devlet görevlisi olarak çalışmıştır. Yapıldığı dönemin sanatsal unsurlarını bünyesinde barındıran türbe tasarım olarak antik dönem anıt mezar yapılarına benzer. Bu çalışmada Abidin Paşa türbesinin plan ve mimari özellikleri incelenmiş, Milas Gümüşkesen’de yer alan anıt mezarla benzerliği ortaya konulmuştur.Öğe Anadolu Selçuklu Mimarisinde Tuğla Kubbeler(2021) Öter, NacideTürk İslam mimarisinde tuğla malzemenin değişik şekillerde örülerek farklı tasarımların elde edilmesi, Büyük Selçuklu yapılarında karakteristik bir özellik olarak karşımıza çıkar. Bu özellik Anadolu Selçuklu yapılarında da bir gelenek olarak devam etmiştir. Genel olarak işlevsel amaçlı kullanılan tuğla malzeme süsleme amacıyla da Anadolu Selçuklu yapılarında tercih edilmiştir. Kubbelerde kullanılan tuğlaların işlevsel özelliklerinin yanı sıra süsleme yönünden de faydalanıldığı Anadolu Selçukluda, bu tuğlalar başlıca dört şekilde kullanılmıştır: Eğik istifli sırsız tuğlalar, yatay- düşey istifli sırlı veya sırsız tuğlalar, yatay istifli sırlı tuğlalar ve yatay-düşey istifli sırlı tuğlalar, olarak karşımıza çıkar. Çay Taş Medrese ve İnce Minareli Medrese’nin avlu kubbeleri yatay-düşey istifli sırlı tuğlaların kullanıldığı dördüncü gruba dâhildir. İnce Minareli Medrese diğer kubbelerden farklı bir tasarımla karşımıza çıkar. Anadolu Selçuklu Mimarisi’nde kullanılan malzemeler, farklı çalışmalarda ele alınsa da bugüne kadar tuğla kubbeler ile ilgili kapsamlı bir çalışma yapılmamıştır. Kubbelerdeki tuğla kullanımı ve süsleme özellikleri bu çalışmanın konusunu oluşturur.Öğe BANDIRMA HÜKÜMET KONAĞI MİMAR KEMALETTİN’İN UYGULAMAYA GEÇMEYEN PROJESİ(2023) Öter, NacideI. Ulusal Mimarlık Dönemi, Osmanlı’nın son döneminde başlamış ve Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar etkisini göstermiştir. Bu döneme “Türkçülük” anlayışının mimarid ek i biçimlenişi denilebilir. Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin klasik özellikleri bu dönemin mimarisinde kullanılmaya devam etmiş, Batı etkili mimari ve sanat özellikleri ise genellikle kullanılmamıştır. Modernleşmenin de başladığı bu süreçte Türk Sanatının klasik özellikleri modern inşa teknikleriyle uygulanmıştır. Dönemin mimari anlayışına uygun ilk örnekler Mimar Kemalettin ve arkadaşları tarafından ortaya koyulmuştur. Çeşitli mimari yapılarla ortaya koyulan dönemin mimari ve sanat anlayışını özelllikle kamu yapıları başarılı bir şekilde yansıtır. Çalışmanın konusunu oluşturan Bandırma Hükümet Konağı’da bu dönemde yapılması istenilen bir kamu yapısıdır. Fakat Mimar Kemalettin Bey’in fiziken uygulamaya geçmeyen projelerinden birisidir. Eskiz kağıd ı üzerine mimarın kendi tarafından yapılan poje çizimi 1913 yılına tarihlenir. Siyah çini mürekkebi ve kırmızı suluboyanın kullanıldığı proje tasarımında altta kat planları, üstte ise yapının ön görünüşü yer alır. Aynı zamanda Kemalettin Bey’in İnşaat ve Tamirat Müdürü ve Sermimarı olarak da imzası bulunur. Çalışmada Bandırma Hükümet Konağı proje tasarımından hareketle ayrıntılı olarak incelenmiş ve Ulusal Mimarlık Dönemi’nd e inşa edilen kamu yapıları açısından değerlendirilmiştir. Proje tasarımından hareketle incelenen yapının mimari özelliklerin in bire bir dönem özelliği gösterdiği söylenebilir. Proje tasarımı uygulamaya geçmediğinden süsleme programıyla ilgili detaylı çıkarımlarda bulunmak oldukça zordur. Fakat uygulamaya geçseydi süsleme programının da bu dönemde yapılan kamu yapılarına benzer özellikler sergileyeceği ön görülebilir. Bu nedenlerle Mimar Kemalettin’in fiziken uygulamaya geçmeyen diğer proje tasarımların ın da incelenmesi Ulusal Mimarlık Akımını bütüncül değerlendirmek açısından önemlidir.Öğe Gazipaşa evleri(2019) Erkovan, Nisa; Öter, NacideAntalya?nın Gazipaşa İlçesi yüzyıllar boyu toplumlara ev sahipliği yapmış ve yerleşim görmüş bir ilçedir. Bu çalışmada, Gazipaşa yöresi geleneksel ev mimarisi hem plan yönünden hem de bu evlerin oluşumuna etki eden yöresel, kültürel, ekonomik, coğrafi ve inanç gibi çeşitli değişkenler düşünülerek ele alınmıştır. Çalışmada, Gazipaşa İlçesinde bulunan tescilli ve tescilsiz geleneksel yapıda konutlar ve bunlardan kırsal ve merkezde görece nitelikli olanlar seçilerek, ilçe merkezinde beş, kırsal bölge olan Hasdere?de beş adet konutun plan, malzeme, yapım tekniği, cepheleri incelenmiştir. Yapıların plan tipolojileri çıkarılmış, fotoğraflanarak belgelenmiştir. Bu çalışmada, Gazipaşa evlerinin geleneksel konut mimarisi tipolojileri içerisindeki yeri araştırılmıştır. Yörede yer alan evlerin birçoğunun bu bölgede yaşamış insanların sosyal statüsü ve ekonomik durumlarına göre büyüklüklerinin de değiştiği izlenmektedir. Gazipaşa evlerinin ana malzemesini taş ve ahşap oluşturmaktadır. Taş, ahşap hatıllarla birlikte temel ve ana gövdeyi oluşturmaktadır. Oda ve sofalardan oluşan plan öğelerini tüm geleneksel yapılarda olduğu gibi planı şemasını iklim, topoğrafya, kültür, ekonomik yapı şekillendirmektedir. Birçoğu 19. yüzyıla ait olan tarihi bir vesika değerinde olan bu evlerin belgelenmesi ve gelecek nesillere aktarılması kültür mirasımız açısından önemlidir.Öğe Mimar Sinan Türbesi Üzerine Bir Değerlendirme(2024) Öter, NacideOsmanlı Klasik Dönem sanatı ve mimarisi dediğimiz zaman ilk akla gelen isim Mimar Sinan’dır. Bu dönemin mimarisini ve sanatını anlamamız için onun yapmış olduğu eserleri mimarlık, mühendislik ve sanatsal açıdan o dönemin şartlarıyla beraber kavramamız gerekir. Her eserine ayrı bir yenilik kazandıran Sinan, kırk sekiz yaşında mimar başı olmuştur. Kendi hayatını anlatan Tezkiretü’l Bünyan, Tezkiretü’l Ebniye ve Tuhfetu’l Mimarin isimli eserlerde yapmış olduğu eserlerin listesi verilmiştir. Fakat birinci elden diyebileceğimiz bu eserlerde dahi kendisine mal edilen eserler birbiriyle bağdaşmazlar. Mimar Sinan Türbeleri birçok araştırmacının konusunu oluştursa da kendisine mal edilen türbe sayısı da belirsizdir. İlk elden dediğimiz bu kaynaklarda onun eseri olarak geçen türbeler de ne yazık ki birbiriyle bağdaşmaz. Bu noktada Sinan’ın kendi türbesinin de mimarı olup olmadığı belirsizdir. Türbesini kendisinin inşa ettiği bilinmese de yerini kendisinin belirlediği bilinmektedir. Türbe, kalfalık eseri Süleymaniye camisinin kuzeyinde yer alır. Birçok padişaha, sultana, şehzadeye, devlet erkânına oldukça anıtsal nitelikte türbe inşa eden Sinan’ın türbesi, mütevazı yapısı ile dikkat çeker. Dikdörtgen planlı türbe baldaken şeklinde bir tasarıma sahiptir. Dört ayak tarafından taşınan oldukça büyük türbeler inşa eden Sinan’ın kendi türbesi böyle değildir. Camilerde benimsediği modüler sistemi burada da uygulamıştır.Öğe Selâhaddîn-i Eyyûbî Türbesi Mimar Kemalettin’in Uygulamaya Geçmeyen Projesi(2023) Öter, NacideSelahaddin Eyyubi, Türk İslam tarihi için önemli bir isim olmakla beraber Haçlı Seferleri’ndeki başarısıyla ismi efsaneleşmiştir. Eyyubi, Al-Aziziye Medresesi’ndeki türbesinde gömülüdür. Memlük mimarisinde medreseler, cami, türbe ve dershane gibi yapılardan oluşan bir düzenlemeye sahiptir. Selahaddin Eyyubi’nin metfun olduğu türbe günümüze kadar birçok onarım geçirmiş fakat Al-Aziziye Medresesi günümüze ne yazık ki gelememiştir. Türbede iki adet sanduka yer alır. Bunlardan ahşap malzemeli olanı Selahaddin Eyyubi’ye aittir. İkinci sanduka mermer malzemeli olmakla beraber halk arasında Selahaddin Eyyubi’nin veziri Kadı Al Fadıl’ın olduğuna inanılır. Türbe 1903 yılında bir onarım geçirmiştir ve onarımda eski sanduka atılmayarak yeni sandukanın yanına yerleştirilmiş olmalıdır. Mimar Kemalettin, 1917 yılında Selahaddin Eyyubi Türbesi için bir proje tasarlamıştır; fakat bu proje uygulamaya geçmemiştir. Mimarın türbe için hazırladığı tasarımın kopyası Mimar Hasan Tahsin’in arşivinde bulunmuştur. Orijinal tasarımın ise nerede olduğu bilinmemektedir. Projede türbe, kare planlı tasarlanmış sivri bir kubbe ile örtülmüştür. Türbenin cephe tasarımında yer alan yöresel unsurlar, renkli taş işlemeciliği, pencere düzenlemeleri, dilimli kemerler, kubbenin sivri formu, kubbeye geçişte kullanılan pah düzenlemeleri ve ağ bezeme gibi unsurlar Memlük Sanatı özelliği gösterir. Ulusal Mimarlık Dönemi başarılı mimarlarından olan ve yapılarında bu dönem özelliklerini uygulayan Kemalettin Bey, bu türbe Şam’da inşa edileceğinden dolayı türbenin tasarımında yöresel özellikleri uygulamıştır.Öğe TÜRBE, MEZAR YAPILARI VE MEZAR TAŞLARI ÜZERİNE BİBLİYOMETRİK ANALİZ(2024) Öter, NacideTürbe, mezar yapıları ve mezar taşları üzerine yazılmış Sanat Tarihi, Arkeoloji, Tarih ve Mimarlık gibi bilim alanlarında çok sayıda çalışma bulunmaktadır. Günümüzde bazı yazılım programları kullanılarak bu alanda yapılmış çalışmalar çeşitli verilerle kategorize edilebilmektedir. Bu durum akademik çalışma yapan bilim insanlarının güncel kaynağa ulaşmasını kolaylaştırmakla beraber çalışmaları toplu olarak analiz edebilme kolaylığı da sunmaktadır. Ayrıca alan çalışmalarının geçmişten günümüze irdelenmesine imkân tanır. Literatürde türbe, mezar yapıları ve mezar taşları çalışmalarının genel yapısının ve özelliklerinin bibliyometri yasaları çerçevesinde belirlenmesine yönelik güncel çalışmalar sınırlı sayıdadır. Bundan dolayı bu çalışmanın amacı türbe, mezar yapıları ve mezar taşları alanında yayımlanan makalelerin bibliyometrik özelliklerinin belirlenmesidir. Konuya ilişkin yapılan akademik çalışmaların uluslararası düzeyde bilime katkısı ve çalışmaların uluslararası yayım sıralamasındaki yerinin belirlenmesi bilim alanları açısından oldukça önemlidir. Web of Science Core Collection veri tabanında “Tomb-Tombs”, “Gravestone-Gravestones”, “Tombstone-Tombstones” anahtar kelimeleri “or” seçeneği kullanılarak taranmış ve 70 makale ile karşılaşılmıştır. 94 yazarın çalıştığı bu makalelerden 45 tanesi tek yazarlıdır. 25 makale ise ortak yazarlı çalışmalardır. Analiz bulguları göstermektedir ki Web of Science Core Collection veri tabanında indekslenen ve bu alanda yapılmış ilk makale 2007 yılında yayımlanmıştır. Bu nedenle başlangıç tarihi 2007 olarak kabul edilmiş 2023 yılı ise henüz bitmediğinden zaman periyoduna dahil edilmemiştir. Konuya ilişkin en çok makale ise Milli Folklor, Olba ve Belleten dergilerinde yayımlanmıştır. Elde edilen bulgulara göre disiplinler arası akademik işbirlikleri Sanat Tarihi alan yazınında uluslararası görünürlüğü arttıracağı öngörülmektedir.Öğe Türk İslam Sanatında Sanduka Gelişimi(2022) Öter, NacideÖlüm ve ölüm sonrasında yapılan ritüelleri belirleyen en önemli olgu insanların inançlarıdır. İnanç sistemi, mezar tipini, biçimini, hacmini, bölümlerini belirlediği gibi sanatsal tasarımlarını da belirler. Mezar yapıları, dönemin mimari anlayışını ve sanatsal zevklerini yansıtan önemli belgelerdir. Bu çalışmanın konusunu, mezar yapıları içerisinde gelişimini izlediğimiz sandukalar oluşturmaktadır. Anadolu’da erken dönemlerden itibaren örneklerini gördüğümüz sandukalar, türbe ve kümbetlerde sembolik olarak karşımıza çıkar. Hazire ya da kabristanlarda bulunan sandukalar ise lahit mezar çeşidi olarak tasniflenmiştir. Farklı türde örnekler olmakla birlikte sandukalar; bir kaide üzerine, baş ve ayak bölümleri arasında yükseklik ve genişlik farkı olan, üst bölümü iki yana meyilli formuyla Türk mezar mimarisinde uzun süre kullanılmış ve türbe mimarisinin önemli bir unsuru olmuştur. Sandukalar, süreç içerisinde plan, süsleme ve kütle kompozisyonu yönünden gelişim ve değişim göstermişlerdir. Bu çalışmanın, mezar yapılarında mimari bileşen olan sandukaların kavramsal ve biçimsel gelişimi üzerine yapılan ilk çalışma olması nedeniyle alana katkı sunacağı düşünülmektedir.












